MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri ile müdahil ... aralarındaki tapu iptali ve tescil isteğinin reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.02.2011 gün ve 496/99 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava konusu 330 parsel sayılı taşınmazın öncesinde kendisinin ve davalıların kök miras bırakanı olan ...'un mülkiyetinde iken davalıların murisinin vefatı ile, terekesinin mirasçılarına intikal ettiğini, nizalı taşınmazdaki davalıların miras paylarını 12.09.1995 tarihli adi yazılı sözleşme ile satın aldığını açıklayarak, uyuşmazlık konusu taşınmazdaki davalıların miras paylarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... ile ..., 11.11.2008 tarihli yargılama oturumunda; vefat eden anneleri ...'un dava konusu taşınmazdaki kendi miras payını feri müdahil ...'a sattığını, dava konusu taşınmaz dışındaki diğer taşınmazlardaki miras paylarını ise kendilerinin 12.09.1995 tarihli adi yazılı sözleşme ile devrettiklerini, ancak annelerinin dava konusu taşınmazdaki miras payını öncesinde devrettiği için 12.09.1995 tarihli sözleşmenin aslında dava konusu taşınmazı kapsamadığını, okuma yazmaları olmadığı için dayanak sözleşmeye sadece imza attıklarını açıklayarak davanın reddini savunmuşlardır. Davalı ... 09.07.2009 tarihli yargılama oturumunda; annesi ...'un feri müdahil ...'a evinin bulunduğu yeri sattığını bildiğini, anneleri öldükten sonra kardeşlerinin annesinin ...'a satılan bölüm dışındaki taşınmazlarını davacıya sattıklarını,kendisinin de satışları kabul ettiğini, ancak satışın 12.09.1995 tarihli adi yazılı senetle olup olmadığını bilmediğini, kendisinin okuma yazmasının bulunmadığını beyan etmiştir.
Davalılar (aynı zamanda fer'i müdahil) vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Fer'i müdahil ... vekili, 08.11.2008 tarihli dilekçe ile, davalıların yakın miras bırakanı (anneleri) ...'un dava konusu 330 parsel sayılı taşınmazdaki miras payını 12.03.1984 tarihli adi yazılı sözleşme ile vekil edenine sattığını, davacının taşınmazda hakkının bulunmadığını açıklayarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı ve fer'i müdahilin dayandığı sırasıyla 12.03.1984 ve 12.09.1995 tarihli adi yazılı sözleşmelerin geçerli olduğu, 12.09.1995 tarihli sözleşme metninde dava konusu 330 parsel sayılı taşınmazın satış dışında kaldığına dair açıklama bulunmadığından davalıların dava konusu taşınmazın 12.09.1995 tarihli sözleşme ile satılmadığı yönündeki savunmalarına itibar edilmediği, ne var ki, düzenleme tarihi eski olan 12.03.1984 tarihli sözleşmenin hukuken geçerli olduğu, bu nedenle davacının dayandığı sonraki tarihli sözleşmeye itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkeme'nin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu 330 parsel sayılı taşınmazın ½ payı hükmen 07.07.1978 tarihinde tarafların ortak miras bırakanı ... adına tapuya tescil edilmiştir. Dava tarihi itibariyle tapu intikal görmemiştir. Tapuda kayıtlı taşınmazların satışı 743 sayılı TKM'nin 634. (4721 sayılı TMK'nın 706), 818 sayılı BK’nın 213. m (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 ), 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz. 743 sayılı TKM'nin 634. (4721 sayılı TMK'nın 706) maddesinde öngörülen resmi şekil bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartıdır. Ancak, tapulu taşınmazların satış ve devrinin tapu memuru önünde resmi şekilde yapılması gerekmekte ise de, 743 sayılı TKM'nin 612 (4721 TMK.nun 677.) maddesi, mirasçılar arasındaki pay satışının yazılı olması koşuluyla geçerlilik tanımıştır. Bu açıklamalar kapsamında eldeki davaya gelince; dava konusu taşınmazın tapu kayıt maliki ... 20.02.1969, ...'un ikinci eşi davalıların annesi ... 06.10.1994, fer'i müdahil ...'un babası ... (...'un ilk eşi ...'den olma oğlu) ise 11.05.2007 tarihinde vefat etmiştir. Bu kapsamda, her ne kadar ... 12.03.1984 tarihli adi yazılı sözleşme ile dava konusu taşınmazda ...'dan intikal eden miras payını fer'i müdahil ...'a devretmiş ise de, 12.03.1984 tarihi itibariyle ...'un babası ... halen sağdır. Bu nedenle, fer'i müdahil 12.03.1984 tarihi itibariyle tapu kayıt maliki olan ...'un mirasçısı konumunda değildir. Başka bir anlatımla, fer'i müdahil, babasının ölüm tarihi itibariyle ...'un mirasçısı sıfatını kazanmıştır.
Hal böyle olunca, ... ile fer'i müdahil ... arasında 12.03.1984 tarihli imzalanan adi yazılı sözleşmenin, mirasçılar arasında miras payının devri sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği, aksine ancak harici satım sözleşmesi olarak kabul edilebileceği tartışmasızdır. Öyle ise yukarıda atıfta bulunulan kanun maddeleri dikkate alındığında 12.03.1984 tarihli harici düzenlenen sözleşmeye hukuki değer verilmesi (eş anlatımla geçerli sayılması) doğru olmamıştır.
Davacının dayandığı 12.09.1995 tarihli "sözleşme senedi" başlıklı adi yazılı sözleşmenin metninde, "Karakuyu köyünde ...'a ait olan bütün gayrimenkullerin tamamında karısı ...'a düşen dört bir hissesinin tamamını 225.000.000 milyona–ikiyüz yirmibeş milyona satın aldık" açıklaması bulunmaktadır. Sözleşmede, ..., ..., ... ve ...'ın satıcı, ..., ..., ... (davacı), ...'ın ise alıcı olarak imzalarının bulunduğu, yine iki tanık ve tanıklar dışında iki aza ve muhtarın imzalarının olduğu aynı zamanda muhtarın adı ve imzasının bulunduğu kısımda mühür bulunduğu belirlenmiştir. Bu kapsamda, anılan sözleşme 743 sayılı TKM'nin 612. (4721 TMK.nın 677.) maddesi uyarınca geçerlidir. Sözleşme metninde, dava konusu 330 parsel
sayılı taşınmazın satış dışında kaldığına dair açıklama bulunmadığına göre, 12.09.1995 tarihli sözleşmenin dava konusu taşınmazı da kapsadığının kabulü gerekir. Bu husus, Mahkeme'nin de kabulündedir. Bu durumda hukuken geçerli bulunan 12.09.1995 tarihli sözleşme uyarınca davacının satım sözleşmesindeki payı oranında (sözleşmede davacı dışında, dava dışı başka alıcıların da olduğu gözetilerek) davalıların dava konusu taşınmazdaki miras paylarının iptali ile tescile karar verilmesi gerekirken, Mahkemece, delillerin takdiri ve hukuki nitelendirmede hataya düşülerek, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Kabule göre de; davada taraf sıfatı bulunmayan fer'i müdahilin lehine veya aleyhine hüküm kurulamayacağı gözden kaçırılarak, fer'i müdahil lehine avukatlık ücreti hükmedilmesi de doğru değildir.
Açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesine uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy