MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
... ile Hazine ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 14.10.2011 gün ve 386/567 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, tapu kütüğünden malikinin kim olduğunun anlaşılamaması nedenine dayanarak 715 nolu parsel sayılı taşınmazda ½ oranındaki Kasım kızı ... adına kayıtlı paya ilişkin tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 715 nolu parselde malik olarak geçen, Kasım kızı ...’in ½ oranındaki hissesinin iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere ve kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir. Kanun maddesinde yazılı her iki neden ispat koşulları nedeniyle ayrı davaların konusudur.
Davacı “malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması” nedenine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden(kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK.nun 10.4.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca, tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi
durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Kural olarak maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan bir kişi adına yazılı bulunan taşınmazın tamamının veya bir parçasının ya da bir payının kanunda belirtilen koşullar altında tasarruf edilmiş olması halinde tapu kaydı hukuki değerini yitireceğinden, zilyedin taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescilini isteme hakkı vardır. Dava konusu 715 nolu parseldeki Kasım kızı ...’e ait pay 22.11.1985 tarihinde yapılan tapulama çalışmalarında K.evvel 307 tarih 6 sıra nolu tapu kaydına dayalı olarak adına tespit edilmiş ve tutanağın 11.09.1986 tarihinde kesinleşmesi ile aynı tarihte ½ paylı olarak tapuya tescil edilmiştir. Kadastro tutanağının edinme sebebinde dava konusu taşınmaza uygulanan tapu kaydı olan K.evvel 307 tarih 6 sıra nolu tapu kaydının malik hanesinde... adları yer almaktadır. Kasım, pay maliki ...’in babası olup, ondan intikal eden pay ... adına revizyon görmüştür. TMK.nun 713/2 maddesinde ''maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan kimse '' ibaresiyle tapu kaydında yazılı bulunan kişinin başka bir anlatımla taşınmaz malikinin teşhisine yarayacak gerekli bilgilerin tapu kütüğünden çıkarılmaması, hayali ve belirlenemeyen kişiler tanımlanmıştır. Somut olayda, kadastro tutanağının edinme sebebi kısmındaki açıklamalar ile dayanak tapu kaydına göre ve ayrıca davacının 30.6.2010 günlü yargılama oturumunda dava konusu taşınmazın babası tarafından ...’in kardeşi ... satın alındığı yönündeki beyanı karşısında, tapu kayıt maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan kişi olmayıp aksine tanınan ve bilinen kişilerdendir. Kayıt malikinin kimlik ve adresine ait bilgilere ulaşılmaması, malikin kim olduğu anlaşılamayan olarak nitelendirilemez. Davacı dava dilekçesinde açıkça malikin kim olduğu tapu kütüğünden anlaşılamayan hukuki sebebine dayanmış olup ölüm sebebine dayanmadığına göre, yukarıdaki açıklamalar gereğince davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4. HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 29.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy