MAHKEMESİ: Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katılma alacağında ihtiyati tedbir isteminin reddi
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasında ihtiyati tedbir isteminin reddine dair ... Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi'nden verilen 02.01.2013 gün ve 245 Esas sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, tarafların 1990’da evlendiklerini, boşanma davasının halen derdest olduğunu, evlilik birliği içinde ve 01.01.2002 tarihinden sonra edinilerek davalı adına tescil edilen dava dilekçesinde ada ve parsel numaraları yazılı 11 parça taşınmaz ile 45 PT 123 plakalı araç ve tespit edilecek banka hesaplarının ve varsa başka varlıklara ilişkin mal varlığının edinilmiş mallara katılma rejimi uyarınca tasfiyesi ile 1/2 değerlerinin faiziyle tahsiline ve dava konusu taşınmazlar ile aracın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için üzerlerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, 02.01.2013 tarihli ara kararıyla davacı vekili tarafından dava dilekçesiyle istenilen tedbir taleplerinin HMK'nun 389. ve devamı maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir. Tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasında görülen mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin olup derdesttir. 6100 sayılı HMK'nun 341/1. fıkrasında, ilk dereceli mahkemelerden verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği belirtilmişse de aynı Kanunun Geçici 3/3.fıkrasında, Bölge Adliye Mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı HUMK'nun bu kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı belirtildiğinden ve HMK'nun 391/3. maddesi gereği ihtiyati tedbir isteğinin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna gidilebileceğinden Dairemizce temyiz incelemesi yapılmıştır.
T.C Anayasası'nın 141/3. maddesi hükmüne göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. 6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinde (HUMK 388) mahkeme hükmünde bulunması gereken hususlar bentler ve fıkralar halinde açıklanmıştır. Maddenin gerekçeyi düzenleyen “c” bendinde, tarafların, iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin bulunmasının gerektiği düzenlenmiştir. Aynı Kanunun ihtiyati tedbiri düzenleyen 391/2 f. b bendinde de, tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığının açıklanmasının gerektiği belirtilmiştir. Aynı düzenleme, itiraz üzerine verilen ihtiyati tedbirin kaldırılması kararları için de geçerlidir.
Somut olayda; davacı taraf mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin olarak dava konusu mal varlığının ½ değerlerinin tahsilini talep etmiş; dava dilekçesi 50.000 TL'den harçlandırılmıştır. Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir, kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır (Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh.714-Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes). Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
Nitekim 6100 sayılı HMK'nun 389. maddenin birinci fıkrasında "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" hükmüne yer verildikten sonra devam eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanması gibi sair hususlarda yapılması gerekli usul ve prosedür açıklanmıştır.
Anılan yasal düzenlemeler ışığında; mahkemece, öncelikle haklarında ihtiyati tedbir talep edilen taşınmazlar ile aracın rayiç değerlerinin uzman bilirkişi ya da bilirkişilere tespit ettirilerek, davacı tarafın görülmekte olan davada talep ettiği alacak miktarı da gözönünde bulundurularak, davanın lehine sonuçlanması durumunda davacı lehine hükmedilecek muhtemel talep miktarını karşılayıp karşılamayacağı da dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken; ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin olarak verilen Yerel Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 28.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.