.......
... ile davalı ..........velayeten ... aralarındaki katkı payı alacağı ve mülkiyet hakkının tanınması davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ....... verilen 20.11.2012 gün ve 1195/974 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesi ve harcını yatırmak suretiyle verdiği 22.03.2012 tarihli ıslah dilekçesinde, vekil edeni ile müteveffa ....... yılında evlendiklerini, 2008 yılında ...... ölmesi nedeniyle evlilik birliğinin sona erdiğini, kadın terziliği yapmak suretiyle kazandığı ve babasından intikal eden miras payı ve ziynet eşyalarının satışından elde edilen gelirlerle evlilik birliği içerisinde satın alınarak müteveffa adına tescil edilen 5048 ada 16 parsel sayılı taşınmazın alınmasına katkıda bulunduğunu açıklayarak, 74.000 TL katkı payı alacağının yasal faiziyle birlikte davalı taraftan tahsiline, TMK'nun 240. maddesi uyarınca taşınmaz üzerinde vekil edeni lehine mülkiyet hakkının tanınmasına karar verilmesini istemiştir. Son oturumda ise; talebini taşınmazın satışından elde edilecek katkı payı alacağına hasretmiştir.
Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını, davaya konu taşınmazın müteveffanın sağlığında tekstil firmasında çalışması nedeniyle elde edilen gelir ve birikimlerle satın alındığını, bu yerin satın alınması sırasında davacının hiçbir katkısı olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, “davacının katkı payı alacağı isteminin kısmen kabulüne, davacının dava konusu taşınmazla ilgili olarak 37.021,32 TL katkı payı alacağı olduğunun tespitine, bu miktar alacağın, ıslah tarihi olan 08.12.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte dava konusu taşınmazın değerinden düşüldükten, sonra arta kalan değerin davacı dahil diğer yasal mirasçılarla birlikte paylaştırılmasına, davacının katılma alacağı ve taşınmaz üzerindeki ayni hak tesisine ilişkin isteminin reddine” karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından dilekçelerinde yazılı nedenlerle ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava; katkı payı alacağına ilişkin olduğuna,davacı tarafça yargılama sırasında dava katkı payı alacağına hasredildiğine, bu tür davalarda faiz başlangıç tarihinin dava tarihinden itibaren başlatılması gerektiğine,ancak davacı tarafça ıslah dilekçesiyle alacağa faiz işletilmesi istenildiğine göre, mahkemece ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekili ile davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
.........
Ancak, davacı vekili dava dilekçesinde, evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmazın alınmasına yapılan katkı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesine ilişkin davanı....... 2012/210 Esas sayılı dosyasında devam ettiği bildirilmiştir. Davacı tarafça dava; katkı payı alacağına hasredildiğine, taraflarca külli tasfiye istenilmediğine ve davalı tarafça katkı payından artan değerin mirasçılar arasında paylaşımı konusunda harcı yatırılmak suretiyle usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığına göre, mahkemece davacı yan lehine katkı payı alacağının tahsiline karar verilmesi gerekirken, HMK'nun 33 (HUMK.nun 74 ve 76 m.) maddesine aykırı olarak talep aşılmak suretiyle davacının katkı payı alacağının tespitine kalan bölümün mirasçılar arasında paylaştırılmasına karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Bundan ayrı; mahkemece uzmanlığına başvurulan akademisyen bilirkişi, 26.11.2011 tarihli raporunda; davacının taşınmazın alınmasına yaptığı katkının % 60 oranında olduğunu bildirmiş, itiraz üzerine dosya tevdi edilen akademisyenlerden oluşan bilirkişi kurulu, 08.07.2012 tarihli raporunda, davacı katkı oranının % 30 olduğunu açıklamıştır. Mahkemece, son rapora itibar edilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, bilirkişi raporları arasında fahiş sayılabilecek ölçüde bir fark bulunmasına karşılık mahkemece tarafların itirazları da dikkate alınarak bilirkişi raporları arasındaki çelişki usulüne uygun olarak giderilmemiştir. Bu nedenle önceki bilirkişiler dışında işin uzmanı üç akademisyenden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan her iki raporlar karşılaştırılarak, iddia, savunma, tüm deliller ve raporlar değerlendirilerek uzlaştırıcı son bir rapor alınması yoluna gidilmemiş olması ve eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan bu nedenlerle yerindedir. Kabulü ile Usul ve Kanuna aykırı hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya ayrı ayrı iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...........
Full & Egal Universal Law Academy