MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve müşterekleri ile ... ve ... ve müşterekleri dahili davalı ... Defterdarlığı kayıt maliklerinin kayyımı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.12.2012 gün ve 192/571 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili ile dahili davalı ... Defterdarlığı kayyım vekili taraflarından davalı tarafın temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması ise davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalı ... vekili Avukat ..., ... Defterdarlığı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı ... vekili, ... İlçesi ... Mahallesi 10104 ada 10 parselin soy isimleri bilinmeyen davalılar ..., ..., ... ve ... adlarına 1/4'er hisseli olarak tapuda kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde davacıların murislerine ait birer gecekondu bulunduğunu, taşınmazın davasız ve aralıksız malik sıfatıyla zilyet olarak yaklaşık 70 seneden beri kullanıldığını, taşınmazın davacıların murisi olan ... ve ...’ den intikal ettiğini, ...’in dava konusu taşınmazda bulunan gecekondunun zilyetliğini 12.11.1960 tarihli ev satış senedi ile ... ve ... isimli şahıslardan, ...’in ise 19.12.1958 tarihinde muhtarlık satış senedi ile ... isimli şahıstan satın aldığını, ...'in, ...’in kızının eşi olduğunu, tarafların çok yakın akraba olması nedeniyle aynı parsel üzerindeki birbirine komşu iki gecekonduda yıllarca yaşadıklarını, taşınmazın malikinin kim olduğunun tapu kütüğünden anlaşılamadığını açıklayarak öncelikle TMK’nun 713/2.m.de ifadesini bulan “malikinin kim olduğunun bilinmemesi” gerekçesine istinaden, bu gerekçenin kabul edilmemesi halinde yine TMK’nun 713/2.m.nde ifadesini bulan “malikinin 20 yıl önce vefat etmesi” gerekçesine istinaden dava konusu İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesi 10104 ada 10 parselin şu an kayıt malikleri
adına olan tapudaki hisselerin iptali ile 1/2 payının ... mirasçıları olan davacılar, 1/2 payının ise ... mirasçıları olan davacılar adına veraset ilamlarındaki hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, tapu kayıtları incelendiğinde 1657 ada 4 parselin kaydının 14.12.2000'de imar sonunda kapatılarak 10104 ada 9,10,11 parsellerin oluştuğunu, taşınmazda 21/24 hissenin ..., 1/24 hissesinin ..., 1/24 hissesinin ... ve 1/24 hissesinin ise ... adına kayıtlı olup bu kişiler adına ... .Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15.04.2005 tarih ve 2004/673 Esas, 2005/728 sayılı kararı ile TMK’nun 427.maddesi uyarınca ... Defterdarının kayyım tayin edildiğini ve kayyımın davaya dahil edilmesinin gerektiğini, davanın tapuda malik gözüken kişilerin mirasçılarına açılabileceğini, davacı tarafça tapu maliklerinin ölü oldukları ve haklarında verilmiş gaiplik kararının bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge ve bilgi ibraz edilmediğini, yasanın aradığı zilyetlik şartlarının gerçekleşmediğini, ilgili kanunlar gereğince tapu kütüğünde malikin kim olduğu belli olan davaya konu taşınmaz için tapunun hukuki kıymetini yitirdiğinin düşünülemeyeceğini, zilyetlikle de hak sahibi olunamayacağını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı kayyım/defterdar vekili, tapu kaydında maliklerin belli olup sağ veya ölü oldukları veya nerede oldukları belli olmadığından, malikler hakkında gaiplik kararı da bulunmadığından davacıların zilyetliğinden sözedilemeyeceğini, taşınmazda 70 yıllık zilyetlik iddia edilmiş ise de davacının malikler veya mirasçılardan satın veya devredildiğini gösteren belge ibraz edemediklerini, iyiniyetli olmadıklarını, malikleri bildikleri halde kötüniyetle taşınmazı işgal ettiklerini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Kayıt malikleri ..., ... karısı ..., ... karısı ... ... karısı ... dava dilekçesinde davalı gösterilmişler, adlarına herhangi bir tebligat çıkartılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile ... ilçesi, ... ( ... Mah.) 10104 ada 10 parsel nolu taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/2 hissesinin ... mirasçıları olan davacılar, 1/2 hissesinin de ... mirasçıları olan davacılar adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili ile dahili davalı kayyım/defterdar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1954 yılında yapılan tapulama çalışmalarında 1657 ada 4 parsel, 25 Teşrinisani 324 tarih 175 sıra numaralı tapu kaydına istinaden 4 ve 22 parsellerin kayden ve fiilen iki parçaya ayrıldıkları da açıklanarak 24 hisse itibarıyla 21/24 hisse ..., 1/24 hisse ..., 1/24 hisse ... ve 1/24 hissesinin ise ... adına 29.6.1954 tarihinde tesbit edilmiş, tutanak 4.5.1955 tarihinde kesinleşmiştir. 14.12.2000 tarihinde yapılan imar uygulaması sonunda 10104 ada 9,10,11 parseller oluşmuştur. Bunlardan 10104 ada 10 parsel, 79,86 m2 miktarında arsa vasfında aynı paylarla aynı malikler adına tapuya tescil edilmiş, dava tarihine kadar tapuda herhangi bir intikal yapılmamıştır. Parsele ait tapu kaydının beyanlar hanesinde “bina ... ’e aittir” şerhi bulunmaktadır. Dayanak 25 Teşrinisani 324 tarih 175 sıra numaralı tapu kaydında “Feri kariyesi bir kıta arsa sırf mülk ... bini ... uhdesinde iken bundan iki sene evvel vefatı ile veraseti bir nefer mahdumuna, 3 nefer zevcesine insen intikalinden 24 sehim tertibi ile 21 sehmine mahdumu ... bey ve birerden üç sehimi zevceleri ... ve ... ve ... hanımlara” ait olduğu yazılıdır.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK.nun 713/2. fıkrasında yer alan “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” mümkün olmadığı takdirde “maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 2.fıkraları gereğince tapunun hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece kayıt maliklerine ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15.4.2005 tarih 2004/673 Esas 2005/728 Kararı ile atanan kayyım davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonunda TMK’nun 713/1 ve 2.maddesindeki kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile yazılı şekilde kabule karar verilmiştir.
Davacılar ... ile ... mirasçıları olup mirasçılık belgelerindeki miras payları oranında tüm mirasçılar adına iptal ve tescil isteğinde bulunulmuştur. Dosya arasındaki mirasçılık belgelerine göre ... 16.8.1974 tarihinde ölmüş ve tüm mirasçıları davada yer almış ise de bir kısım davacıların murisi ... 20.12.1990 tarihinde ölmüş, davada mirasçılarından ..., ... ve ... yer almış ise de ... dava dilekçesinde yer almadığı gibi yargılama sırasında da davaya dahil edilmemiştir.
TMK'nun 701.maddesinde; “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir” şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olup terekenin tamamını kapsar. Aynı kanunun 702. maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Dava açmakta tasarrufi bir işlem olup mirasçılardan birinin tek başına dava açması mümkün değildir. Tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açma zorunluluğu vardır. Ancak, tereke adına bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açılması halinde taraf teşkilinin yargılama sırasında tamamlanması ve sağlanması mümkündür. Eldeki davada ise, davacılar vekili, nizalı taşınmazın tapu kaydının iptali ile kök miras bırakanların mirasçılık belgelerindeki payları oranında davacı ve diğer mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istediğine göre, kök mirasbırakanlardan ...’in davada yer almayan mirasçılarından ...’nin davaya karşı olurunun alınması veya TMK'nun 640. maddesi gereğince terekeye temsilci atanması suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve davanın bu şekilde yürütülmesi mümkün ve gereklidir. Mahkemece, bu usuli eksiklik yerine getirilerek dava şartı tamamlandıktan sonra uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davada aktif taraf sıfatı tamamlanmaksızın yazılı gerekçe ile davanın esasına ilişkin hüküm kurulması doğru olamamıştır.
Dava TMK.nun 713/2. maddesine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup kural olarak, tapu iptali ve tescil davalarında, dava kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise, saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılır. TMK.nun 713/2. maddesi uyarınca açılan tapu iptali ve tescil davalarında, taraf teşkilinin yargılama sırasında yerine getirilmesi de mümkündür. Çünkü bu tür davalar kamu düzeni ağırlıklı davalar olup, bir bakıma re’sen araştırma ve inceleme ilkesine tabi bulunmaktadırlar. Davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK'nun 22.02.2012 Tarih, 2011/8-763 E. 2012/85 sayılı kararı) TMK.nun 713/2. maddesinde belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği husumetin yargılama sırasında tamamlanması mümkün ise de kayıt malikine kayyım atanmak suretiyle davanın yürütülmesi olanaklı değildir.
Bilindiği üzere, bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesiyle mümkün olur. HUMK'nun 73. maddesinde; “Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde Hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez,” denilmektedir. Madde metninde açıkça görüldüğü üzere taraflar, yöntemine uygun bir biçimde davet edilmedikçe Mahkemece karar verilemez. Aynı durum Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 27. maddesinde de; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler” amir hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddede yer alan “hukuki dinlenilme hakkı" tabiriyle 73. maddesindeki durum ifade edilmiştir. Bu hak, Anayasa'nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu hak iddia ve savunma hakkı olarak da bilinse iddia ve savunma hakkından daha geniş ve daha üst bir kavram olarak nitelendirilmektedir.
Davacılar dava dilekçesinde TMK.'nun 713/2. maddesinde yer alan ölüm sebebine de dayandıklarına göre öncelikle kayıt maliklerinin hasımlı (hasım ... olmak üzere) veraset belgelerinin alınması için davacılara süre ve imkan tanınması, sağ mirasçıları varsa davanın bu mirasçılara karşı yöneltilmesi, taraf teşkilinin bu suretle sağlanması, bu yolla da taraf teşkili sağlanamadığı takdirde ilanen tebliğ yolunun düşünülmesi, mirasçıları yoksa TMK'nun 501. maddesi gereğince son mirasçının ... olduğu gözetilerek davaya devam edilmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması, kayıt malikleri veya mirasçılarının davada kayyım vasıtası ile temsil edilemeyeceğinin gözetilmesi, ondan sonra işin esasına girilerek TMK'nun 713/2. maddesindeki olumlu olumsuz koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, Mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulur. Bu nedenlerle, taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ile dahili davalı kayyım/defterdar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre esasa ilişkin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 170,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 18.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy