MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
... ile ... ve dahili davalı ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 07.12.2011 gün ve 47/425 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro çalışmalarında 120 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit ve tescil edildiğini, bu taşınmazın tahmini 1000 m2 kısmının kendisine atalarından intikal ettiğini, üzerinde şahsına ait ev, ahır ve müştemilatın bulunduğunu açıklayarak davalı adına olan tapunun 1000 m2 kısmının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi yöntemine uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen oturumlara katılmamış ve yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 120 ada 3 nolu parselin tapu kaydının iptali ile 27.09.2011 tarihli fen bilirkişi raporunda kırmızı renkle boyalı A harfiyle gösterilen 1522,95 m2'lik kısmının davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı krokide yeşil renk ile boyalı D ile özgülenen 949,14 m2‘lik bölümün davalı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu 120 ada 3 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağının onaylı sureti getirtilmiştir. 2472,09 m2 olarak, tarla niteliğiyle, 18.08.1980 tarih ve 5 nolu tapu kaydı revizyon görerek 17.10.2001 tarihinde tam mülkiyet üzere İsmail oğlu ... adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 17.07.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Beyanlar hanesinde üzerindeki müştemilatla ilgili olarak şerh mevcuttur. Çap kaydı getirtilmiştir. Dava konusu yerin dava tarihi itibariyle davalı adına tescilli olduğu görülmüştür. Tapudaki 09.08.2005 tarihli resmi satışta tam mülkiyet üzere Muhsin oğlu ... adına (davalı kişi) tescilli olduğu belirlenmiştir. Revizyon gören tapu kaydı noksanın tamamlanması suretiyle getirtilmiştir. Yapılan incelemede 31.08.1977 tarih, ... Esas, Karar sayılı veraset belgesine göre tapu kayıt malikinin tüm mirasçılarının kadastrodan önce resmi memur huzuruyla yaptıkları satış ile tespit maliki adına tescil edildiği görülmüştür. Mahallinde keşif yapılmıştır. Yerel mahkeme hakiminin gözlemi keşif zabtının ilk sayfasında yer almıştır. Yerel bilirkişi, dava konusu yerin ... ait olduğunu ölümü ile çocuklarına kaldığını, dava konusu yer içerisinde iki katlı ev ile ahır ve samanlığın davacı ...’a ait olduğunu, Kemal’e miras yoluyla intikal ettiğini, kadastro sırasında tespit maliki olan Muhsin üzerine nasıl yazıldığını bilmediğini beyan etmiştir. Davacı tanığı dinlenmiştir. Bu kişide, yerel bilirkişi beyanına
uygun şekilde açıklamada bulunmuştur. Keşifte görevlendirilen uzman bilirkişiler kroki ve raporlarını dosyaya sunmuşlardır. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık kadastro çalışmaları sırasında tapu kaydı esas alınarak davalının babası adına tespit gören taşınmazın kapsamında davacıya ait ev, ahır ve samanlık ile müştemilatının kalıp kalmadığında toplanmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen ve revizyon gören tapu kaydı uygulaması yapılmamıştır. Esasen, revizyon gören tapu kaydının davacının miras bırakanına ait iken ölümü ile tüm mirasçılarına intikal ettiği ve tüm mirasçıların davalının babasına tapuda satış yaptıkları tartışmasızdır. Ne var ki, söz konusu olan tescil tapusu ile satışa konu tapunun sınırları aynı olduğu halde yüzölçümleri birbirini tutmamaktadır. Bu nedenle, öncelikle revizyon gören tapu kaydının ve var ise krokisinin getirtilerek ilk tesis tapusu ve krokisi ile temlike konu tapunun aynı yere uygun olup olmadığının yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi beyanları ve uzman bilirkişi rapor ve krokisiyle belirlenmelidir. Bunun için, dava konusu taşınmazı ve çevresini iyi bilen aynı köyden yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişilerin tarafların anlaşamaması halinde Kaymakamlık aracılığıyla tespit ettirilmesi, tarafların var ise tanıklarının keşif mahallinde yöntemine uygun olarak hazır bulunmaları için tebliğatlarının yaptırılması, sadece ölçekli kroki ve rapor düzenlenmesi için bir tapu fen memurunun görevlendirilmesi, davacıya ait muhdesatlarla ilgili herhangi bir çekişme olmadığından inşaat bilirkişi veya ziraat bilirkişinin götürülmesine gerek olmadığı, ayrıca Tapu Müdürlüğü'nden ilk tesis tapusu ile revizyon gören tapunun miktarlarının farklı olması sebebinin araştırılması, tapunun uygulanması sonucunda davacı ve diğer kardeşlerinin davalının babasına kadastrodan önce tapu ile satmış oldukları yer içerisinde davacıya ait ev ve eklentileri kalıyor ise bunlar arza tabi olduğu için davacının davasının reddine karar verilmesi, ancak tapu kaydının uygulanması dışında kaldığı takdirde bu kısmın belirlenerek davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek ve davanın niteliği gereği keşifte ziraat mühendisinin görevlendirilmesine yer olmadığı halde taraflara fazla masrafa sebep olacak şekilde heyet teşkil edilerek keşif yapılması doğru olmamıştır.
Davalının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde davalıya iadesine 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy