MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, ... . İcra Müdürlüğü’nün 2010/3417 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, ... . İcra Müdürlüğü’nün 2010/611 sayılı Talimat dosyasında yapılan 25.10.2010 günlü hacze konu menkullerin borcun doğum tarihinden önce üçüncü kişinin satın aldığı eşyalar olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, dava konusu haczin, ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde borçlunun huzurunda yapıldığını, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu, borçlunun mernis kayıtlarında adresini haciz işleminden bir gün sonra değiştirdiğini belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, dava konusu eşyaların annesi olan üçüncü kişiye ait olduğunu, kendisinin haciz adresinde oturmadığını ve mahcuzlarla da ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapıldığı ve bu sırada borçlunun da hazır bulunduğu, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerektiği, üçüncü kişinin borçlunun annesi olup çalışmadığı, diğer yandan borçlunun bekar olmakla birlikte haciz öncesinde bir bankada çalıştığının ve mahcuzları alım gücünün bulunduğunun tespit edildiği, sunulan faturaların istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz sırasında borçlunun kardeşi ve muhafaza işlemi sırasında da borçlunun kendisi hazır bulunmuştur. Borçlu bekâr olup üçüncü kişinin kızıdır. Somut olayda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır. İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişi, haciz yapılan konutun kendisine ait olduğuna dair tapu kaydına dayanmakta, mahcuzların kendisi tarafından alınmış eski eşyalar olduğunu belirterek bir kısmı için fatura, diğerleri için servis fişi, garanti belgesi vb. sunmaktadır.
Nüfus kaydına göre borçlu 1982 doğumlu olup, sadece 28.05.2007–08.10.2009 arasında bir bankada çalışmıştır.
Bu koşullarda keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak eşyaların ortalama kaç yıllık olduğu ve üçüncü kişinin sunduğu faturaların ve diğer delillerin mahcuzlara uygunluğu tespit edilerek, bundan sonra toplanacak delilere göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Gerçekten de borçlunun henüz çalışmadığı ya da çocuk yaşta olduğu dönemlerde alınmış bir eşya tespit edilirse bu kez fatura dahi sunulmasına gerek olmadan üçüncü kişinin istihkak iddiasında haklı olduğu düşünülmelidir. Bununla birlikte bilirkişi incelemesi sonucuna göre üçüncü kişi adına düzenlenen faturalar kapsamında kalan eşyalar yönünden de istihkak iddiasının kanıtlandığı kabul edilmelidir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy