.....
... ile ... aralarındaki katılma alacağı ve katkı payı alacağı davasının reddine dair.....Mahkemesi'nden verilen 13.12.2012 gün ve 166/297 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, tarafların 1974 yılında evlendiklerini, dava dilekçesinde ada ve parsel numarası yazılı 19 parça taşınmaz ile iki adet aracın evlilik birliği içerisinde edinildiğini, taşınmazlardan 205 sayılı parsel ile 104 ada 4 parsel sayılı taşınmazların dava dışı kişilere devredildiğini, anılan malvarlığının alınmasına ve edinilmesine kişisel gelir ve birikimleriyle katkıda bulunduğunu açıklayarak, mal rejiminin tasfiyesi hükümleri uyarınca alacaklarının tespiti ile davalı taraftan alınmasını istemiş, harcını yatırmak suretiyle verdiği 13.11.2012 tarihli ıslah dilekçesinde ise; tasfiyeden kaynaklanan toplam 53.299,25 TL alacağın yasal faiziyle birlikte davalı taraftan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını, davaya konu taşınmazların vekil edenin kişisel gelir ve birikimleriyle alındığını,taraflar arasındaki mal rejiminin boşanma davasının açıldığı 2005 yılında sona erdiğini, bir kısım malların bu tarihten sonra edinilmesi nedeniyle tasfiyeye tabi olmadığını, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bir kısım taşınmazların, davalıya bağış yoluyla geçtiği, bu nedenle kadastro sırasında davalı adına tespit edildiği, 104 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı olmadığı, 128 ada 4 sayılı parselin 1/2 oranında taraflar adına tespit edildiği, üzerindeki evin 70 yıl kadar önce yapıldığı ve davacının bir katkısının bulunmadığı, 132 ada 6 sayılı parselin ise 1/2 oranında taraflar adına kayıtlı olup aralarında paylaşımın sağlandığı, dava dilekçesinde gösterilen talep miktarının taşınmazlara yönelik olduğu, araçların edinilmiş mal olması nedeniyle ıslah tarihi itibarı ile TMK'nun 178. maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresinindolduğu anlaşıldığından taşınmazlara yönelik davanın kanıtlanamaması
.....
araçlara yönelik davanın ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Taraflar, 22.02.1974 tarihinde evlenmişler, 05.08.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 18.09.2006 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. Eşler arasında evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 Sayılı TKM’nin 170.maddesi uyarınca mal ayrılığı, eşler başka bir seçimlik mal rejimini seçmediklerinden bu tarihten sonra ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK'nun 202, 4722 SK.10 m.). Yanlar arasındaki mal rejimi, boşanma davasının açıldığı 05.08.2006 tarihinde sona ermiştir (TMK'nun 225/2). Dava konusu 97, 205, 244, 288 ve 531 parsel sayılı taşınmazlar 1984 ve 1985 yıllarında..... sayılı Tapulama Kanununa göre yapılan tapulama yoluyla, diğer parseller ise, 27.01.2007 tarihinde 3402 sayılı Yasaya göre ikmal edilen kadastro yoluyla davalı adına tespit ve tescil edilmiştir. Dava konusu traktör ile otomobil ise edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde (01.01.2002'den sonra) satış yoluyla davalı adına tescil edilmiştir.
İddia, savunma ve tüm kapsamına göre eldeki dava; mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlar bakımından 743 sayılı TKM'nun 170.maddesi uyarınca katkı payı alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlar ve araçlar yönünden ise, 4721 sayılı TMK'nun 202, 219, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri uyarınca katılma alacağı isteğine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye ve yanlar arasındaki uyuşmazlığı sona erdirmeye yeterli olmadığı gibi ulaşılan sonuç da dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki, dava konusu araçlar yönünden, TMK'nun 178. maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği açıklanarak yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.04.2013 tarih ve 2013/8-375 Esas, 2013/520 Karar sayılı kararıyla edinilmiş mallara katılma rejimi (katılma alacağı) bakımından TMK'nun 5. maddesi yoluyla 6098 sayılı TBK.nun 146.maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Daire tarafından da benimsenen bu görüş uyarınca, boşanma kararının kesinleştiği 18.09.2006 tarihinden davanın açıldığı ve ıslah dilekçesinin verildiği tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi henüz geçmemiştir. Açıklanan nedenle araçlar yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca mahkemece, taşınmazların bağış yoluyla davalıya geçtiği ve kadastro sırasında bu nedenle davalı adına tespit edildiği görüşünden hareketle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de, evlilik birliği içerisinde edinilen dava konusu 97, 288, 531 ve 205 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanağındaki açıklamalarda babasından bağış yoluyla kaldığı, 20 yıldan fazla süre zilyetliğinde bulunduğu açıklanarak davalı adına, 132 ada 6 parsel ise, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanılarak 1/2 oranında davacı ve davalı adına tespit ve tescil edilmiştir. Hal böyle olunca; mahkemece yukarıda ada ve parsel numaraları yazılı taşınmazlar yönünden verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, dava konusu diğer parseller, 20 yıldan fazla süren kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanılarak, mal rejiminin sona erdiği 05.08.2005 tarihinden sonra 27.02.2007 tarihinde kadastro yoluyla davalı adına tescil edilmiştir. Her ne kadar, taşınmazın tespit ve tescil tarihi mal rejiminin sona erdiği tarihten sonraki döneme rastlıyor ise de kadastro tutanağındaki açıklamalar ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre; bu taşınmazların evlilik birliği içerisinde edinildiği hususunda duraksamamak gerekir. Mahkemece, davalıya
......
bağış yoluyla geçen taşınmazlar dışındaki parsellerin hangi mal rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiği üzerinde durulmamış, davacının taşınmazlar üzerinde katkı payı ya da katılma alacağı olup olmadığı belirlenmemiş eksik araştırmayla yazılı şekilde taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş, bağış yoluyla intikal edenler dışındaki öteki taşınmazların, evlilik birliği içerisinde edinildiği gözönünde tutularak, tespit ve tescil tarihleri itibariyle hangi mal rejimi döneminde edinildiğinin duraksamaya yol açmayacak şekilde belirlenmesi, yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiğinin tespit edilmesi halinde, bu taşınmazlar ve araçlar bakımından, eklenecek değerlerden (TMK. m. 229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malların (TMK.m.219) toplam değerinden varsa mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek taşınmazın tasfiye tarihindeki değerleri dikkate alınarak (TMK. m.235/1) katılma alacağı belirlenmesi olmalıdır..
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlar yönünden ise, davacı kadının tarlada çalışarak ve hayvan yetiştirip satmak suretiyle gelir elde ettiği bildirildiğine göre iddia ve savunmalar dikkate alınarak tarafların toplam gelirinden davalının sosyal statüsü ve durumuna göre yapabileceği kişisel harcamalar ile davalı kocanın 743 sayılı TMK'nun 152. maddesi uyarınca evi geçindirmek yükümlülüğü uyarınca yapması gereken harcamalar çıktıktan sonra yapabileceği tasarruf miktarının ne olacağının belirlenmesi için konunun uzmanı bilirkişiden rapor alınması,davacının kişisel gelirleriyle sağlayabileceği katkı miktarının saptanması,daha sonra toplam tasarruf miktarı karşısında davacı eşin katkı oranının bulunması, bulunan bu oranın dava konusu mal varlığının dava tarihindeki değeri ile çarpılarak varsa katkı alacağının tespit edilmesi, gerekmektedir. Bunun olanaklı olmaması halinde davacı dava dilekçesinde “...her türlü ...” kanıt demekle yemin deliline de dayandığının kabulü gerekmektedir. TC. Anayasasının 36. maddesinde, herkes meşru vasıta ve yollarla mahkemelerde iddia ve savunma hakkına sahiptir. Yine TMK.nun 6.maddesine göre, iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir. Davacının iddiasını ispat bakımından yemin deliline de dayandığı anlaşıldığına göre, öncelikle davacı tarafa yemin teklif hakkını kullanmak isteyip istemediğinin sorulması kullanmak istediği takdirde usulüne uygun bir biçimde davalının HUMK'nun 337 (HMK'nun 227.m.vd) maddesi gereğince davet edilmesi ve HMK'nun yemine ilişkin hükümleri dikkate alınarak usulüne uygun bir biçimde yemin teklifini kabul ettiği taktirde davalının yeminli beyanının alınması yemin delili ile de bir sonuca varılamaması durumunda, somut olayın özelliği, dosya kapsamı ve davacı kadının dosyaya yansıyan çalışma durumu, hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri ile 6098 sayılı TBK'nun 50 ve 51 (818 sayılı BK.nun 42 ve 43.) maddelerinin uygulanmasının düşünülmesi, böylece hak ve adalet duygusunun tatmininin sağlanması bakımından toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacıya uygun alacak niteliğinde bir tazminatın takdiri konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda elde edilecek tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece, bu gerekliliğe uyulmadan yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
.....
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.......
Full & Egal Universal Law Academy