MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı (üçüncü kişi) vekili, ... İcra Müdürlüğü’nün 2011/375 sayılı Takip dosyasında ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı hakkında icra takibi başlatıldığını, üçüncü kişinin ... Bankası nezdinde bulunan ve içme suyu gelirlerine ilişkin hesabına haciz konulduğunu, oysaki üçüncü kişinin 2560 sayılı Kanun uyarınca kurulduğunu ve Belediye’den ayrı tüzel kişiliği olduğunu belirterek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “... Büyükşehir Belediye Başkanlığı hakkında yapılan icra takibi sırasında, Belediye’den ayrı bir tüzel kişiliği olan ...’ne ait banka hesapları üzerine haciz konulduğu“ gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.1086 sayılı HUMK’nun 76. (6100 sayılı HMK’nun 33.) maddesi uyarınca Türk hukukunu re’sen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Bu ilke ışığında, dava dilekçesi içeriğindeki anlatımdan ve talep sonucundan uyuşmazlığın, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü “istihkak iddiasına” ilişkin olduğunun kabulü gerekir.
İstihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir ve buna uygun olarak tarafların uyarılı davetiye ile duruşma gününden haberdar edilerek öncelikle taraf teşkilinin sağlanması, kendilerine davayı takip etme ve delillerini sunma imkânının verilmesi, 1086 sayılı HUMK’nun 511–376, 377 (6100 sayılı HMK’nun 321.) maddesine de uygun biçimde davaya ilişkin son diyeceklerini bildirme olanağının da tanınması gerekir.
Bu durum, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Diğer yandan, istihkak davalarında alacak miktarı ile hacizli malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının başlangıçta 1/4’ü peşin olarak alınmalıdır. Her ne kadar 01.10.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nun “Ön İnceleme ve Tahkikat” başlıklı 320. maddesinin 1. fıkrasında 1086 sayılı HMK’ndaki düzenlemelerden farklı olarak: “(1) Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir…” düzenlemesine yer verilerek basit yargılama usulüne tabi davalar açısından duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesi olanağı getirilmişse de; Mahkemelerce bu hükmün uygulanacağı haller tayin edilirken, özellikle iddia ve savunma haklarının kısıtlanması sonucunu yaratacak uygulamalardan kaçınılması ve her olayın özelliğine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Somut olaya gelince, alacaklı tarafın şikâyet başvurusuna ilişkin cevabı alınıp delilleri temin edilmeden dosya üzerinden karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanması sonucunu yaratmıştır. Ayrıca haciz kararının ilgili Banka Şubesi’ne tebliğ edildiği tarih İcra Dosyası içindeki bilgi ve belgeler üzerinden denetlenememektedir.
Mahkemece yapılması gereken iş, duruşma açarak, öncelikle davacı tarafa dava değeri üzerinden nispi harcı tamamlatmak, alacaklı tarafa savunmasını yaparak delillerini sunma olanağını tanımak ve icra takip dosyasının aslını getirterek istihkak iddiasının 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde ileri sürülüp sürülmediğini denetlemek, dava süresinde kabul edilirse bu kez tarafların toplanan tüm delillerine göre işin esası hakkında bir karar vermek olmalıdır.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan dosya üzerinden yapılan inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
2. Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı alacaklı vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 10.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.