MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.04.2012 gün ve 235/108 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, ... İlçesi ... Köyü'nde yapılan kadastro çalışmaları sırasında fiili kullanımda yol olmadığı halde davacının maliki olduğu 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazın güney kısmında sanki yol varmış gibi tespit ve tescil harici bırakıldığını, bu kısmın fiili kullanımda yol olmadığını, davacıya murislerinden intikal eden 30 seneyi aşkın süreden beri 119 ada 1 parselle birlikte bir bütün halinde malik sıfatı ile kullanıldığını açıklayarak kadastroda tespit harici bırakılan taşınmazın 119 ada 1 parsele ilave edilerek davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuş, diğer davalı ...'ne yapılan usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen cevap verilmemiştir.
Mahkemece, davacı tarafça tescil talebi ile ilgili olarak mahkemeye açılan dava ile Kadastro Mahkemesi'nin 2008/8 Esasına kayden açılmış olan davanın tarafları ve konusunun aynı olduğu anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK'nun 114-ı maddesi dikkate alınarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan delillerin incelenmesinde, 01.11.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında 20 yılı aşkın zilyetlik nedeni ile tarla vasfında 4459,07 m2 miktarındaki taşınmazın 119 ada 1 parsel numarası ile davacı ... adına tesbit ve tescil edildiği, davacı ... tarafından 08.01.2008 tarihinde ... Kadastro Mahkemesi'ne açılan davada 119 ada 1 parselin sınırında yol olarak paftasında bırakılan yerin esasen 119 ada 1 parselle birlikte kullanıldığı ve bu yol ile taşınmazının bölündüğü iddiası ile tesbite itiraz edildiği görülmektedir. ... Kadastro Mahkemesi'nin 27.04.2011 tarih 2008/8 Esas 2011/14 Karar sayılı ilamı ile dava konusu yerin tesbit harici bırakılan yol olduğu, tutanak düzenlenmeyen taşınmazlarla ilgili davaların genel yetkili mahkemelerin görev alanına
girdiği gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine, HUMK’nun 193. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde başvurulduğunda dosyanın görevli ve yetkili ... Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, görevsizlik kararı temyiz edilmeksizin 14.05.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
Kadastro Mahkemesi tarafından davacı tarafın talebi bulunmaksızın 25.09.2012 tarihinde dava dosyası Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilerek Mahkemenin 2012/273 Esas sırasına kaydedilmiş ve 01.10.2012 tarihli tensip tutanağı ile taraflara duruşma günü çıkartılmıştır. Bu arada davacı vekili “Mahkemece görevsizlik kararı verilmiştir. Yaptığımız incelemede mülkiyeti müvekkile ait olan taşınmazın bir bölümünde fiili kullanımda zeminde yol olmadığı halde bir bölümünün kadastro tesbitleri sırasında yol olarak tesbit harici bırakıldığından bu bölüme mahsus müvekkil adına tescil davası açılması gerektiği görüldüğünden biz ayrıca müstakil olarak bu kadastro harici bırakılan yerin müvekkil adına tapuya tescili istekli olarak Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/235 Esasında davamızı ikame ettik. Bu sebeple bu dosyada yatırdığımız keşif harç ve avansının iadesini isteriz” şeklinde 15.11.2011 tarihli dilekçe sunmuştur. Dosyanın halen derdest olduğu ve yargılamanın 21.03.2013 tarihine talik edildiği anlaşılmaktadır. Eldeki temyize konu dava ise 30.05.2011 tarihinde açılmış, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/235 Esas numarasına kaydedilmiştir.
HUMK'nun 193. maddesi (6100 sayılı HMK..) hükmüne göre," Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur. (Değişik üçüncü fıkra: 26/9/2004 – 5236/13 md.) kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün (6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi uyarınca 2 hafta) içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kâğıdı tebliğ ettirilmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır. Kanunda belirtilen ayrık hükümler saklıdır."
Hüküm tarihinde yürürlükte olan HUMK'nun 193/son maddesi uyarınca, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacı tarafın 10 gün içerisinde dilekçe vermesi veya yeniden çağrı kağıdı göndermesi zorunludur. Görevsizlik kararının kesinleştiği 14.05.2012 tarihinden itibaren HUMK'nun 193. maddesine göre on günlük (6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi uyarınca 2 hafta) süre içinde davacı tarafın vekili tarafından herhangi bir başvuruda bulunulmamış ve 10 günlük (veya iki haftalık) hak düşürücü süre geçtikten sonra mahkemece re’sen dava dosyası 25.09.2012 tarihli yazı ile görevli mahkemeye gönderilmiştir. On günlük süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden nazara alınır. Mahkemece HUMK'nun 193/son maddesi (6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi) hükmü göz önünde tutularak 2012/273 Esas numarasında kayıtlı dosyada davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği açıktır.
Mahkemece temyize konu 2011/235 Esas sayılı dosyada dava şartı yokluğundan usulden redde karar verilmiş ise de, ... Kadastro Mahkemesi tarafından verilen ve kesinleşen 27.04.2011 tarih 2008/8 Esas 2011/14 Karar sayılı dosyasının görevli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine ilişkin davacı tarafın herhangi bir talebi olmadığı, 15.11.2011 tarihli davacı dilekçesinde de ayrıca bu konuda 2011/235 Esas numarası ile Sulh Hukuk Mahkemesine dava açıldığı bildirilmiş olmasına rağmen HUMK’nun 193. maddesine (6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi) aykırı şekilde görevsizlik kararı sonunda re’sen gönderilen dosyanın da aynı Mahkemenin 2012/273 Esas numarasına kaydedilerek yargılamaya devam edildiği anlaşıldığına, aslında talep olmadığı halde re’sen gönderilen görevsizlik kararını içeren dava dosyasının az yukarıda açıklandığı üzere HUMK’nun 193/son maddesi (6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi) gereği açılmamış sayılması sonucu ile karşı karşıya olduğuna
göre eldeki temyize konu dava dosyasında yargılamaya devam edilmesi, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre işin esası ile ilgili bir hüküm kurulması gerekirken HUMK’nun 193/son maddesi (6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi) gereği açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği anlaşılan aynı Mahkemenin 2012/273 Esas sayılı dosyasının derdest olduğundan söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün sair yönleri incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy