..........
... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ................. verilen 14.11.2012 gün ve 95/113 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, satın alma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle 106 ada 111 parselin Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisine, dava dilekçesi ve duruşma günü yöntemine uygun biçimde tebliğ edildiği halde, yargılama oturumlarına katılmamış ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacılar yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne; 400 ada 111 numaralı parselin kadastro tespit tutanağının iptaline, 20.06.2012 tarihli teknik bilirkişinin krokisinde kırmızı renge boyanarak A harfiyle gösterilen 898,94 m2 yüzölçümlü kısmının 400 ada 111 parselden ifraz edilerek farklı parsel numarası ve bahçe vasfı ile iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye elverişli değildir. Şöyle ki; davacılar vekili, dava dilekçesinde, nizalı taşınmazın 106 ada 111 parsel olduğunu açıklamış, ancak Mahkemece 08.06.2012 tarihinde yapılan keşifte 402 (108) ada 4 numaralı taşınmazın başına gelindiği, hükme esas alınan teknik bilirkişi....... 11.06.2012 tarihli rapor ve krokisinde; davacıların kendilerine ait olduğunu bildirdikleri nizalı taşınmazın 400 ada 111 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde A harfi ile gösterilen yer olduğunu belirttiği, Mahkemenin gerekçesinde 106 ada 111 parselden bahsedildiği fakat hüküm fıkrasında 400 ada 111 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının iptaline karar verilmesi karşısında nizalı taşınmazın hangi parsele isabet ettiği noktasında tereddüt oluşmuştur.
........
Hal böyle iken, Mahkemece teknik bilirkişisi marifetiyle mahallinde yeniden keşif yapılarak, yerel bilirkişi ile tanıklar HMK'nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiye ile çağrılmalı, aynı Kanun'un 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar keşif yerinde dinlenmeli, davacılardan uyuşmazlık konusu taşınmazın sınırları sorularak tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, gösterdikleri sınırlar teknik bilirkişinin krokisine işaretletilmeli, aynı zamanda nizalı taşınmazın 400 ada 111 parsel sayılı taşınmaz olduğu anlaşılırsa, bu parsele ilişkin tapu kayıtları, kadastro tutanak ve ekleri ile var ise kadastro sırasında bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtlarının bulundukları yerlerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, iddia ve savunma kapsamında toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlık konusu taşınmazın, hangi parsele isabet ettiği konusunda oluşan tereddüt giderilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 29.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...........