.....
.....ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dai.......nden verilen 07.11.2012 gün ve 610/938 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.....
Dava, TMK’nun 202, 218, 219, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan edinilmiş mallardan kaynaklanan katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Yerel mahkemece, “…dava konusu aracın edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde 29.01.2009 tarihinde edinildiği, davacı tarafından alınarak kendi isteğiyle davalı adına trafiğe tescil ettirildiği, davacının bu davranışının bilirkişi raporunda yer verilen ve mahkemece de kabul edildiği gibi, davalıya elden bağış olarak görüldüğü, dolayısıyla söz konusu aracın davalının emeği karşılığı olmasa da davacıya elden bağış ile edinildiği ve
.......
kişisel malı olduğu…” gerekçesiyle davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, .... çoğunluğunca gizli bağış olduğu gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu ....... plakalı araç edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde davacı tarafından alınarak davalı adına trafiğe kaydedildiği ve edinilmiş mal olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde aracın üçüncü kişiye satılmış olması nedeniyle bedeli olan 9000 TL’nin ½’sine isabet eden 4.500,00 TL’nin boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemenin elden bağış kabul ettiği ve değerli çoğunluk tarafından da gizli bağış olarak nitelendirildiği hususunun gerekçesi davacının dava dilekçesinin 4 nolu bendinde yer alan açıklama oluşturmaktadır. Söz konusu 4 nolu bentte; “.... plakalı aracın aslında münhasıran müvekkilinin kazancıyla alınan bir araç olduğunu, davalının müvekkilinin eşi olması ve ortak bir geleceğin olduğu, aynı hayatın paylaşıldığı düşüncesiyle davalı adına kayıt ve tescilinin yapıldığını, ancak evli kalınan dönemde alınmış olduğundan bu aracın bedelinin ½’sini istediklerini bildirmiştir” açıklanan bu paragraftaki ibareler kesinlikle gizli yada açık bağışı çağrıştırmadığı, davacı da bağış iradesi ve kastının bulunmadığı görüşündeyim. Kural olarak, evlilik birlikteliği devam ettiği süre içerisinde hiç şüphesiz alınan her malın temelinde bu tür duygu ve düşünceler yatmaktadır. Söz konusu duygu ve düşüncelerin davacı aleyhine delil olarak kullanılması mal rejimlerinin niteliğine ve mal rejimi hakkında geçerli bulunan kurallara, kanun maddelerine aykırı düşmektedir. Eşler arasında; karşılıklı sevgi, saygı, sadakat ve fedakârlık esastır. Bu tür sözlere amacından daha fazla anlam yüklenerek aracın davalıya elden yapılan bağış niteliğinde bulunduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır (TBK. m.289). Kaldı ki, aracın menkul mal kabul edilmesi halinde elden bağıştan söz edilebilir. Artık motorlu araçlarında noterde satış ve devirlerinin resmi şekilde yapılması zorunluluğu olduğunu ve trafiğe kaydı aynı şekilde zorunlu bulunduğuna göre bu tür araçların halen menkul olarak değerlendirilmesi de, doğru olmadığı kanaatindeyim. Bağıştan rücu konusunda açılacak bir davanın genel mahkemelerde görülmesi gerekmektedir. Aile mahkemelerinin bu tür davalara bakma olanağı da bulunmamaktadır. Evlilik birliği içerisinde alınan bir malın elbette eşlerden biri adına tapuya kayıt ve tescil edilmesi yada trafikte aynı işlemin yapılması hayatın olağan akışına uygun olduğu konusunda duraksamamak gerekir.
Saptanan bu somut olgular karşısında davacıdan bağış iradesi ve kastı bulunmadığı gözetilerek, dava konusu aracın edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde 26.01.2009 tarihinde alındığı ve edinilmiş mal olduğu gözönünde bulundurularak iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanmak suretiyle nitelendirme kısmında belirtilen TMK'nun ilgili hükümleri gereğince davacının katılma alacağının hesaplanmasıyla hüküm altına alınmasına karar verilmesi ve hükmün bu nedenle bozulması gerekirken, davalı adına kayıtlı bulunan aracın gizli bağış olduğu gerekçesiyle onanması şeklinde gerçekleşen sayın çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 18.11.2013
....
Full & Egal Universal Law Academy