......
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair....... Mahkemesi'nden verilen 29.11.2012 gün ve 674/706 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, tarafların 1995 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde edinilen dava konusu 3 parça taşınmazın alınmasına ve üzerindeki dairenin yapılmasına kişisel gelir ve birikimleriyle katkıda bulunduğunu açıklayarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, 50.000 TL alacağın dava ve tasfiye tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını, talebin zamanaşımına uğradığını açıklayarak davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, TMK'nun 178. maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, taraflar, 21.10.1995 tarihinde evlenmişler, 29.11.2002 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 22.12.2004 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi, TMK'nun 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre, evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170.maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejimi, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar 4722 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince, TMK'nun 202. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Dava konusu taşınmazlardan 3986 parsel üzerindeki 2 ve 4 nolu bağımsız bölüm; 03.02.2005 tarihinde, 2072 parsel ise 01.11.1993 tarihinde satın alınarak davalı adına tescil edilmiştir.
Dava dilekçesinin içeriği ile davacının yargılama aşamasındaki açıklamalara göre; dava konusu 3986 parsel üzerindeki 2 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin, evlilik birliği
..........
içerisinde, yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alındığı, 2072 parselin evlenme tarihinden önce alınmış ise de üzerindeki yapının inşasına evlilik birliği içerisinde başlandığı ve 1997 yılında tamamlandığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalara göre, 2072 parsel üzerindeki dubleks daire yönünden; 743 sayılı TKM'nin 170.maddesi uyarınca katkı payı alacağı, 3986 parsel üzerindeki 2 ve 4 nolu bağımsız bölümler yönünden ise; TMK'nun 202 ve devamı maddeleri gereğince, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan ve TMK'nun 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mahkemece, TMK'nun 178. maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği açıklanarak yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Dava konusu mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde inşaatına başlanarak 1997 yılında bitirilen dubleks daire yönünden Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri uyarınca 10 yıllık dava zamanaşımına tabi olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde alınan 2 ve 4 nolu bağımsız bölümünden dolayı ise; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.04.2013 tarih ve 2013/8-375 Esas, 2013/520 Karar sayılı kararıyla edinilmiş mallara katılma rejimi (katılma alacağı) bakımından TMK'nun 5. maddesi yoluyla 6098 sayılı TBK'nun 146.maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Daire tarafından da benimsenen bu görüş uyarınca, boşanma kararının kesinleştiği 22.12.2004 tarihinden eldeki davanın açıldığı 09.12.2011 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi henüz geçmemiştir.
Kaldı ki, TMK'nun 178. maddesinin boşanmanın ferilerine ilişkin davalara yönelik olduğu tartışmasızdır.
Kabule göre de; Mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verildiğine, davalı yargılama oturumlarında Avukat marifetiyle temsil olunduğuna göre, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca nispi vekâlet ücreti takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi isabetli olmamıştır.
Davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, şimdilik sair hususların incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ile davalıya ayrı ayrı iadesine 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.......