MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı (üçüncü kişi) vekili, İcra Müdürlüğü’nün 2012/14509 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, ... . İcra Müdürlüğü’nün 2012/2596 sayılı Talimat dosyasında 12.07.2012 yapılan günlü hacze konu menkulün üçüncü kişi şirkete ait olduğunu borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin borçlunun faaliyet adresinde yapıldığını, bu sırada borçluya ait belgelerin ele geçtiğini, üçüncü kişinin istihkak iddiasını kanıtlamaya yönelik delilleri sunamadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde değil üçüncü kişinin faaliyet adresinde yapıldığı, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına kabul edilmesi gerektiği, ispat yükü altında olan alacaklının karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamadığı, buna karşın üçüncü kişinin sunduğu delillerle mahcuzların kendisine ait olduğunu kanıtladığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu 12.07.2012 günlü haciz borçlunun eski faaliyet adresinde yapılmıştır ve bu sırada borçluya ait belgeler ele geçmiştir. Diğer yandan üçüncü kişi ve borçlu şirketler arasında ortaklık yapısı itibarı ile de organik bağ vardır.
Bu koşullarda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişinin sunduğu vergi levhası ve kira sözleşmesi adi nitelikte olup her zaman temini mümkün belgelerdendir. Mahcuz ile ilgili sunulan faturaya konu eşyaların ayırt edici özellikleri yer almadığından mahcuz ile karşılaştırılması mümkün değildir. Diğer yandan sevk irsaliyesi de borcun doğumundan sonra düzenlenmiş olup teslim alan imzasını içermemektedir ve buradaki eşya da mahcuz ile uyumlu değildir.
Mahkeme davanın reddi gerekirken oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine
10.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.