MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, ... . İcra Müdürlüğü’nün 2012/10398 sayılı takip dosyasında yapılan 31.08.2012 günlü hacizde davacı üçüncü kişinin fatura karşılığında borçludan satın aldığı makinelerin haczedildiğini, haciz adresinin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, takip borçlusunun faaliyet adresine haciz için gidildiğinde orada bulunan çalışanların, işyerindeki menkul malların davacının işyerine kaçırıldığı yönünde beyanda bulunduklarını, bunun üzerine dava konusu haczin yapıldığını, hacizli makineler üzerinde borçlunun ünvanının tespit edildiğini, istihkak iddiasının samimi olmadığını belirterek davanın reddini ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin üçüncü kişi şirketin ticaret sicil kaydında geçen faaliyet adresinde yapıldığı, davalı borçlunun ticari emtiasının neredeyse tamamını alacaklıdan mal kaçırmak için davacıya sattığı, bunun işyeri devri olarak kabul edilmesi gerektiği, devralanın da işletmenin borçlarından sorumlu olacağ” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz üçüncü kişinin faaliyet adresinde yapılmakla birlikte bu sırada borçluya ait çok sayıda ticari emtianın tespit edilerek bir kısmının haczedildiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.
Bu durumda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişi mahcuzları ve yaklaşık 700.000,00.-TL civarında makine vb. eşyayı borçludan satın aldığını iddia ederek buna ilişkin faturaları sunmaktadır. Yüklü miktardaki bu eşyalar borçlunun ticari emtiasının tamamı olarak kabul edilebilecek niteliktedir. Satın alma tarihi de icra takibine dayanak çek tarihlerinden yaklaşık 20 gün kadar öncedir. Bununla birlikte ticari yaşam içinde çeklerin ileri tarihli olarak düzenlenmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur ve üçüncü kişi aynı alanda faaliyet göstermesi nedeni ile borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bilebilecek durumdadır. Bu koşullarda haciz baskısı altında olan bir şirketten yüklü miktarda mal alınması ticari teamüller ile bağdaşmayan bir durumdur ve somut olayda borcun doğum tarihinden sonra alacaklıdan mal kaçırmak için örtülü işyeri devri yapıldığı kabul edilmelidir.
Bir an için işyeri devri gerçek kabul edilse bile bu kez devrin alacaklıya karşı ileri sürülebilmesi için İİK’nun 44. ve 6098 sayılı TBK’nun 202. (BK’nun 179.) maddesindeki koşulların yerine getirilmesi gerekir. Üçüncü kişinin bu yönde bir iddiası ve ispat aracı bulunmadığından anılan yasal düzenlemelerin ışığı altında işletmenin borçlarından borçlu ile birlikte zincirleme olarak sorumlu olacağı da düşünülmelidir.
Diğer yandan borçlunun ticari faaliyetinin kapasitesi dosyadaki bilgi ve belgelerden denetlenemediği için aslında işyeri devri yapılmamış olabilir. Ne var ki bu durumda dahi borcun doğum tarihinden sonra ticari emtianın önemli bir bölümünün devredildiği açıktır. Bu ihtimalde de borçlu ile aynı alanda faaliyet gösteren üçüncü kişi borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve hacizlerle karşılaşabileceğini bilebilecek durumdadır ve buna rağmen yapılan satışın alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlem niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve Yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalanh 3,15 TL'nin temyiz edenden alınmasına
10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy