MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Dava, 3.kişi tarafından İİK'nun 96. maddesi gereği açılan istihkak davasının kabulü istemine ilişkindir. Mahkemece, mahcuzların davacı 3.kişiye ait olduğu hususunda kanaat hasıl olduğundan davanın kabulüne, mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 3.kişi ... vekili, alacaklı ... Ltd. Şti. tarafından ... .İcra Müdürlüğü'nün 2011/282 talimat sayılı icra dosyası ile borçlu ...'nın borcundan dolayı 3.kişiye ait adreste haciz işlemi yapıldığını, müvekkili tarafından haciz esnasında istihkak iddiasında bulunulduğunu, işyerinin davacıya ait olduğunu, ...'nın işyeri ile ilgisinin bulunmadığını belirtmelerine rağmen alacaklı vekilinin talebi üzerine haciz işlemi yapıldığını, davacıya ait işyerinde haciz yapılması ve mahcuzların muhafaza altına alınması davacıyı zor durumda bıraktığından davanın kabulü ile takibin durdurulmasını istemiştir.
Davalı alacaklı ... Ltd. Şti. vekili, haciz yapılan adresteki işyerinin borçluya ait olduğunu ve gerçek sahibinin de borçlu olduğunu, perde arkasından işleri borçlunun yürüttüğünü, istihkak iddiasında bulunan ...'nın borçlu ...'nın oğlu olduğunu, borçlunun babasının da haciz mahallinde bulunduğunu, borçlu ... başka adreste bulunan işletmesini TTK hükümlerine uymadan terk etmiş gibi gösterdiğini ve yeni adreste tamamen aynı konuda ama vergi kaydını oğlu ... adına çıkartarak ticarete devam ettiğini, bu durumun alacaklıdan mal kaçırma kastı taşıyan tipik bir muvazaalı işlem olduğunu, borçlu adına olan işletmenin kapatılma veya fiili terk tarihi ile davacı adına açılan işletmenin kayıtları incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, açılan istihkak davasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, icra takibine konu borç nedeni ile ...'nın işlettiği imalathanede 1000'lik ... marka kompresör, 30 adet çift kişilik pırlanta marka ortopedik yatağın haczedildiği, haczin yapıldığı adresteki imalathanenin, davacıların sunduğu vergi levhasına göre ...'ya ait ... Mobilya adlı imalathane olduğu, davacının işe başlama tarihi 12.04.2011 olup, haciz tarihinden önce olduğu, bu yerin 15.04.2011 tarihli sözleşmeye istinaden ...'ya kiraya verildiği, dinlenen davacı tanıkları, hacze gelinen işyerinin ...'ya ait olduğunu, çalışma ücretlerini davacıdan aldıklarını, davacının sünger ve kanepe imalatı yaptığını, ...'nın ara sıra dükkana geldiğini beyan ettiklerinden, davacı tarafça, haczedilen eşyalara ait sunulan faturalardan, haczedilen kompresör ve yatakların, zilyedi olan davacıya ait olduğu hususunda kanaat hasıl olduğundan davanın kabulüne, haczin kaldırılmasına, tazminat hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Alacaklı davalı ... Kimya San. Tic. Ltd. Şti. tarafından borçlu ...'ya karşı 28.09.2010 tanzim 31.01.2011 ödeme tarihli 2.500-TL tutarlı, 28.02.2011 ödeme tarihli 2.500-TL tutarlı ve 31.03.2011 ödeme tarihli 2.500-TL tutarlı 3 adet bono nedeni ile 27.04.2011 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılmıştır. Borçlu ... senet adresi olarak senetlerin üzerine kendi serbest iradesi ile "... Sokak ... Sitesi 85/A ..." adresini yazmıştır. Takipte borçluya gönderilen örnek 10 ödeme emri aynı adreste borçluya 10.05.2011 tarihinde tebliğ edilmiştir. Haciz, yine söz konusu aynı adreste 24.06.2011 tarihinde yapılmıştır. Haciz yerinde hazır bulunan borçlu ...'nın amcası ... , işyerinin ...'ya ait olduğunu bildirmiştir.
Dava konusu 24.06.2011 tarihli haciz işlemi, takip dayanağı senetler üzerinde yazılı olan ve takipte adres olarak gösterilen ve borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste yapılmıştır. Davacı 3.kişi ..., davalı borçlu ...'nın oğludur. Davacı ile borçlu arasında birinci dereceden baba oğul olmaları nedeni ile yakın akrabalık ilişkisi bulunmaktadır. Öte yandan, haciz işleminin yapıldığı işyerinin 28.09.2010 tanzim tarihli senetlerin düzenlendiği tarihten sonra 2011 yılının 5.ayında davacı tarafından açıldığı tanık beyanları ile ayrıntılı bir şekilde bildirilmiştir.
Bu durumda, yapılan işlemin davacı ... ve borçlu ... arasında alacaklıdan mal kaçırma kastı taşıyan tipik bir danışıklı işlem olduğu, bu nitelikteki işlemlerin alacaklının haklarını etkilemeyeceği, olayda İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına bulunduğu, bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü kanıtlarla ispatlanması gerektiği kabul edilmelidir. Davacı tarafından sunulan ve takip konusu borcun doğumundan sonrasına ilişkin olan faturalar ve belgelerle birlikte dayanılan tanık beyanları ile yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilmesi mümkün değildir. Açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA,
taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy