MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı ve davalı taraflarından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı (üçüncü kişi) vekili, ... . İcra Müdürlüğü’nün 2011/1475 sayılı Takip dosyasında yapılan 15.08.2011 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait olduğunu, borçlunun üçüncü kişinin yanında sigortalı olarak çalıştığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu hacizde borçlunun hazır bulunduğunu, bu sırada istihkak iddiası ile ilgili kanıt sunulmadığını belirterek davanın ve tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir
Mahkemece toplanan delillere göre: “hacizde hazır bulunan borçlunun, SGK kayıtlarına göre 2009 yılının 8. döneminden itibaren üçüncü kişinin yanında çalıştığı, tanık anlatımlarının bunu doğruladığı, borçlunun daha önce üçüncü kişi ile aynı alanda faaliyet gösterdiği, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerektiği, ispat yükü altında olan davacının fatura, ticaret sicil kaydı vb. delilleri sunduğu, ödeme emrinin borçlunun ticaret sicil kaydında geçen takip adresinde tebliğ edildiği, burasının aynı zamanda takibe dayanak kredi sözleşmesinde de gösterilen yer olduğu ve haciz adresi ile ilgisinin bulunmadığı, muvazaalı hareket edildiğine dair bir delilin ele geçmediği“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına, tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından ve tazminat talebinin reddi ile ilgili de davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, özellikle haczin borçlunun huzurunda yapılmış olmasına ve borçlunun daha önce üçüncü kişi ile aynı alanda faaliyet gösteren iş yerinin bulunmasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin hükmün tazminat talebinin reddi ile ilgili kısmına yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz, borçlunun huzurunda yapılmıştır. Borçlu 2009/8. dönemden itibaren davacının yanında sigortalı olarak çalışıyor görünmektedir. Diğer yandan üçüncü kişi de borçluya ait iş yerinde 2004/11-2008/9. dönemleri arasında sigortalı olarak çalışmıştır.
Somut olayda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır ve ispat yükü altında olan üçüncü kişi, karinenin aksini kanıtlamak için tanık anlatımı, fatura, vb. delillere dayanmaktadır. Ne var ki, sunulan kanıtların ispat gücünün değerlendirilmesinden önce muvazaa olgusunun yeterince araştırılması, bulunmadığı sonucuna varılırsa bu kez faturaların gerçekliği ve mahcuzlara uygunluğu yönünde bilirkişi ve keşif incelemeleri yaptırılması gerekir.
Muvazaanın araştırılması sırasında ise öncelikle icra takibine konu borcun doğum tarihi tespit edilmeli, bunun için de 15.12.2010‘da kat edilen kredi kartı borcu ile ilgili hesap ekstreleri getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır. Kredi kartı borcunun oluşup, ödeme güçlüğünün ortaya çıktığı tarih saptanmadan, bu tarihten sonra yapılan işlemlerin muvazaalı olup olmadığını belirlemek mümkün olmayacaktır.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz tirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 18.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.