..............
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ...... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.06.2012 gün ve 323/452 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, miras yoluyla intikal ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak Hazine üzerinde kayıtlı bulunan 300 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, dava dilekçesi ve duruşma günü yöntemine uygun biçimde tebliğ edildiği halde, yargılama oturumlarına katılmamış ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; kazanmayı sağlayan zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu 300 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ... adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; miras yoluyla intikal ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK'nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 . maddeleri gereğince açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye elverişli bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı vekili dava konusu taşınmazın yüzyılı aşkın süredir davacının dedesi, babası ve davacının zilyetliğinde bulunduğunu bildirmiş olmasına rağmen nizalı taşınmazın davacıya intikal şekli üzerinde durulmamıştır. Dava konusu taşınmaza komşu 300 ada 3 parsel sayılı taşınmazın, davacının dedesi .........davacının babası ......ntikal ettiği, .......... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1994/230 Esas, 1995/833 Karar sayılı dosyasında, 03.05.1995 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, dosya içerisinde mevcut 02.04.2012 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık, nizalı taşınmazın davacının babasının ölümünden sonra davacı tarafından tasarruf edildiğini ifade etmekle birlikte, davacıya ne şekilde intikal ettiği hususu
...........
açıklığa kavuşturulmamıştır. Davacının uyap ortamından çıkarılan nüfus kaydına göre babasının 31.08.1993 tarihinde öldüğü, davacı dışında başka mirasçılarının da bulunduğu gözetilerek, Mahkemece, yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklara dava konusu taşınmazın davacıya intikal şeklinin de sorulması, miras bırakana ait mirasçılık belgesinin istenilmesi, uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümünün miras yoluyla intikal ettiği ve mirasçılar arasında yapılan taksimle davacıya düştüğünün belirlenmesi halinde yargılamaya devamla uyuşmazlığın esası bakımından bir hüküm kurulması gerekir. Ancak mirasçılar arasında taksim yapılmadığı ve dava dışı mirasçıların bulunduğu belirlendiği takdirde ise murisin ölüm tarihine göre terekenin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olması halinde, elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygın bulunacağından ve TMK'nun 640 ve 702.maddeleri hükümlerine göre elbirliği mülkiyetinde tasarrufi işlemlerde oybirliği arandığından, tasarrufi işlemler tüm mirasçıların katılımıyla yapılabileceğinden, kural olarak davada tasarrufi bir işlem olup, mirasçılardan biri veya bir kısmı tek başına adına tescil isteyemeyeceği gibi, tüm mirasçılar adına tescil istenilmediği için dışarıda kalan mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması veya miras ortaklığına temsilci tayini yoluyla da davanın yürütülmesi mümkün bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece belirtilen hususlar araştırılarak, tüm dosya kapsamı ve oluşacak duruma göre uyuşmazlığın esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
............