...
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki mirasçılık belgesinin iptali davasının reddine dair ... 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.01.2013 gün ve 19/38 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; tarafların murisi ...'ın 31.12.2010 tarihinde bekar ve çocuksuz olarak öldüğünü, .... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/451-553 Esas-Karar sayılı kararı ve .... 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/377-369 Esas-Karar sayılı kararı ile muris ...'ın mirasçılık belgesinin ayrı ayrı alındığını, ancak her iki mirasçılık belgesinde de murisin tüm mirasçılarının gösterilmediğini açıklayarak, anılan mirasçılık belgelerinin iptalleri ile yeni mirasçılık belgesinin verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, .... 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/377-369 Esas-Karar sayılı kararı ile verilen mirasçılık belgesinin doğru olduğunu açıklayarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar usulüne uygun olarak davadan haberdar edildikleri halde yazılı ya da sözlü beyanda bulunmamışlardır.
Mahkemece, ...... 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/377-369 sayılı veraset ilamının iptaline, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/541-533 sayılı veraset ilamının geçerli olduğunun tespiti ile iptaline yönelik talebin reddine, muris ...'ın mirasının tamamının ...'a aidiyetine karar verilmiş hüküm; davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Görev kamu düzenine ilişkin olup, Mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulur.
Dava, HMK'nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra 04.01.2012 tarihinde açılmıştır. 01.10.2011 tarihinden önce yürürlükte bulunan HUMK'nun Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevini belirleyen 8/II-5. bendine göre "mirasçılık belgesi verilmesi hakkındaki isteklerle, bu belgenin değiştirilmesi veya iptali davalarına … bakar" şeklinde olduğu halde 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nun 1. maddesi uyarınca; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden sayılır, " hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 2. maddesinde ise, “dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesi” olduğunu ......
vurgulamıştır. 6100 sayılı HMK'nun 4/1-ç bendine göre, “Bu kanun ile diğer kanunların, Sulh Hukuk Mahkemesi veya sulh hukuk hakiminin görevlendirdiği davalara Sulh Hukuk Mahkemesi bakar” yine aynı Kanun'un, görevli mahkeme başlığını taşıyan 383/1. fıkrasında; “çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece Sulh Hukuk Mahkemesi” olduğu açıklanmıştır. Öte yandan genel hüküm niteliğinde bulunan TMK'nun 598/1. fıkrasında da, veraset belgesinin Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilmesi öngörülmüştür. 6100 sayılı Kanun'un çekişmesiz yargı işleri başlığını taşıyan 382/1-c kısmının 6. bendine göre, mirasçılık belgesi verilmesinin Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görev alanına girdiği ve çekişmesiz yargı kapsamına alındığı belirlenmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi HUMK'nun 8/II-5. maddesi uyarınca mirasçılık belgesinin verilmesi, değiştirilmesi veya iptal davaları ile ilgili görev Sulh Hukuk Mahkemesi'ne verildiği halde, HMK'nun 382/2-c kısmının 6. bendine göre, Sulh Hukuk Mahkemelerinin sadece veraset belgesinin verilmesiyle ilgili istekler konusunda görevli olduğu anlaşılmaktadır. Anılan maddenin bu haliyle yorumlanmasında veraset belgesinin değiştirilmesi veya daha önce verilen veraset belgesinin iptali davalarının Sulh Hukuk Mahkemesi'nde bakılamayacağı ve bu mahkemelerin görevli olamayacağı sonucuna varılmaktadır. Kaldı ki, veraset belgesinin iptali davalarının hasımlı olarak açılması zorunlu bulunduğundan çekişmesiz yargıdan çıkıp çekişmeli yargı haline geldiği de bir gerçektir. Bu durum karşısında HMK'nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra açılan eldeki dava bakımından HMK'nun 382/2-c kısmının 6. bendi uyarınca görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi değil Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varıldığından dava dilekçesinin görev yönünden reddine dosyanın görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden ...'a iadesine, 08.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.....