.........
... ile ......... aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ...... verilen 16.11.2012 gün ve 780/569 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki nedenlerine dayanarak kadastroda tescil harici bırakılan 11.987,80 m2'lik taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... Köy Tüzel Kişiliğine usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamış ve cevap da vermemiştir.
Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 22.10.2012 tarihli fen bilirkişisi ve 31.10.2012 tarihli harita mühendisi rapor ve krokilerinde A harfi ile gösterilen 11.781,85 m2’lik taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik muristen intikal, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1, 996, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, kazanma koşullarının ve süresinin davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece, dava koşulu (aktif dava açma ehliyeti) üzerinde durulmadığı gibi, yapılan araştırma ve incelemede hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Yargılama tutanakları üzerinde yapılan incelemede taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığı Tapu Müdürğülünden sorulmadığı gibi tarafların tanık ve delillerini bildirmeleri konusunda herhangi bir süre ve imkanın verilmediği, keşif ara kararının belirlendiği 12.09.2012 tarihli yargılama ara kararında yerel bilirkişi ve tanıkların ne şekilde dinlenecekleri konusunda herhangi bir açıklamaya yer verilmediği belirlenmiştir.
.......
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanına göre dava konusu taşınmazın davacının babasından kaldığı açıklanmış ancak, davacıya intikal şekli üzerinde durulmamıştır. Davacı, sadece kendi adına tescil isteğinde bulunmuştur. Davacının babası ölmüş ise terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. Öncelikle davacının babasına ait mirasçılarını gösterir veraset belgesinin dosyaya sunulması için davacı tarafa süre ve imkan verilmesi, yapılacak araştırma ve inceleme sonucu dava konusu taşınmazın satış, bağış veya terekenin paylaşımı sonucu davacıya geçmiş ise davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi ve aşağıda belirtilecek eksikliklerin yerine getirilmesi zorunludur.
Şayet, dava konusu yer satış, bağış veya terekenin paylaşımı yoluyla davacıya geçmemiş ve tereke hala TMKnun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup henüz paylaşım yapılmamış ise bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı tek başına dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmadığından ve TMKnun 702. maddesi gereğince böyle bir durumda tasarrufi işlemlerde oybirliği arandığından davanın reddine karar verilmesi düşünülmelidir. Davada bir tasarrufi işlem olup tüm mirasçıların birlikte veya terekeye atanacak bir temsilci aracılığıyla davalı ve üçüncü kişi durumunda bulunan Hazine ve köye karşı dava açmaları gerekmektedir. Dava, mirasçılar arasında açılıp yürüyen bir dava olsaydı bu taktirde aktif husumet ehliyeti göz önünde bulundurulmayacaktı. Somut olayda davanın üçüncü kişilere karşı açıldığı anlaşılmaktadır.
Saptanan bu durum karşısında teknik bilirkisinin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle çifte tapunun önlenmesi amacıyla tesciline karar verilen ve krokide A harfi ile gösterilen 11.781,857 m2 yüzölçümlü taşınmazı tapu da kayıtlı yerlerden olup olmadığı ........ Müdürlüğünden sorulması, dava konusu taşınmaza komşu 139, 143 ve 213 sayılı parsellerin kadastro tutanakları dosya arasında bulunmamakla birlikte bu parsellerin tapu kayıtlarına dayalı olarak revizyonlarının yapıldığı, dosya arasında bulunan tapulama tutanaklarından anlaşıldığından, anılan parsellere tapulama tespitlerini sırasında uygulanan tapu kayıtlarının yerel ...... Müdürlüğünden eski kayıtları Yerel Tapu Müdürlüğü'nden bulunmadığı taktirde ....... Başkanlığı'ndan getirtilerek dosyaya eklenmesi, zilyetlik maddi olaylardan olup 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun. 14/1. maddesi uyarınca yerel bilirkişi ve tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkün bulunduğundan ve davacı dava dilekçesinde tanık beyanlarına dayandığını açıkladığında, tarafların tanık ve delillerini bildirmeleri konusunda kendilerine süre ve imkan verilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243 ve 244 maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri, komşu parsellere ait tapu kayıtlarının teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla zemine uygulanması komşu kayıt ve belgelerin taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişi krokisi üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması, 1973 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dava konusu yer taşlık niteliğinde tespit dışı bırakıldığı, dosya arasında bulunan Kadastro Müdürlüğü'nden karşılık yazılarından anlaşıldığından, davacı ve mirasbırakanını dava konusu yeri hangi tarihten itibaren imar ve ihyaya başladıklarını, yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, imar ve ihyayı ne şekilde yaptıklarını ve sürdürdükleri, emek ve para sarfını nasıl yaptıkları hususunda da dinlenen kişilerin bilgilerine başvurulması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde sorular yöneltilerek ve yüzleştirmek sureti ile HMK'nun 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, teknik bilirkişiden gerekçeli ve denetime açık rapor istenmesi gerekmektedir.
Öte yandan, tereke paylaşım tarihinden davacının bağımsız yirmi yıl zilyetliği yok ise, veya tereke henüz taksim edilmemiş ise, muris ve tüm mirasçıları bakımından 3402 sayılı .........
Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince miktar araştırmasının yapılması, belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerini, Tapu Müdürlüğü'nden, zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarını, o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşlerinden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Müdürlüğü'nden, zilyetliğe dayalı tapu kayıtlarının ise ait oldukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları bakımından gözönünde tutulması, tesciline karar verilen taşınmaz bölümünün sulanan yerlerden olup olmadığının saptanması, daha önce götürülmeyen uzman bilirkişi, ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenmek suretiyle uyuşmazlık konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı kadastro da taşlık olarak tespit dışı bırakıldığı gözetilerek imar ve ihyanın yaklaşık hangi tarihte tamamlandığı ve tescili istenen yerin niteliği konusunda gerekçeli ve denetime açık rapor sunulmasının istenmesi, kazanmaya sağlayan yirmi yıllık sürenin imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar dolup dolmadığının belirlenmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava konusu gözardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması hüküm ve kanuna aykırıdır.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...........
Full & Egal Universal Law Academy