MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Mirasın reddinin iptali
... ile ... aralarındaki mirasın reddinin iptali davasının kabulüne dair ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 31.12.2012 gün ve 901/552 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalının icra kefili olarak borçlu konumuna geldiği icra dosyasında alacaklı olduklarını, davalının borcunu ödemediği gibi herhangi bir teminatta göstermediğini, sırf alacaklılarına zarar vermek için murisinin mirasını reddettiğini, reddin iptali ile davalının murisinden kalan mirasın resmen tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf, kötü niyetli hareket etmediğini mal kaçırmak kastında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, davalının yaptığı mirasın reddinin iptali ile murisin mirasının resmen tasfiyesine karar verilmiştir.
Hüküm, yasal süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mal varlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse, alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. (TMK.m. 617/1). Şu halde, kötü niyetle redden söz edilebilmesi için, reddeden mirasçının mal varlığının borcunu karşılamaya yetmediğinin sabit olması gerekir. (TMK. m. 617) Onun için her şeyden önce davalı durumunda bulunan mirasçının mal varlığının borcunu karşılamaya yeterli olup olmadığı hususunun etraflı şekilde araştırılıp tespit edilmesi zorunludur. İcra takibinin uzun süre devam etmesi, tek başına acze delalet etmez. Zira aczin ne suretle gerçekleşeceği İcra İflas Kanunu'nda gösterilmiştir. (İc.İf..... m. 105 ve 143) Davacı tarafından borçlu mirasçı hakkında “aciz vesikası” alınmamış olduğuna göre, Mahkemece, davalının şahsi malvarlığının ret tarihindeki değeri tespit edilip, bu mal varlığının borcunu karşılamaya yeterli olup olmadığının usulünce araştırılıp saptanması; yeterli ise talebin reddi, yeterli olmadığının görülmesi halinde ise, davalı da yeterli güvence göstermediği takdirde reddin iptaline karar verilmesi gerekir. Açıklanan yönde araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca birden çok mirasçının varlığı halinde; reddin iptaline karar verilmesi durumunda, reddi iptal edilen mirasçının miras payının resmi tasfiyeye tabi olacağı gözetilmeden, yazılı olduğu gibi “murisin terekesinin resmen tasfiyesine” karar verilmesi de doğru olmamıştır. (TMK. 617/2)
Davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan tüm bu nedenlerle yerindedir. Kabulü ile Yerel Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy