MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.11.2012 gün ve 278/257 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Kadastro çalışmaları 101ada 41 parsel sayılı taşınmazın ... adına tespit ve tescil edildiğini, bu yerin nizasız olan kendi adına kayıtlı 101 ada 53 nolu parselin devamı niteliğinde olduğunu ve zilyetliğin 40-50 yıldan beri vekil edeninde bulunduğunu açıklayarak ... adına olan tapunun iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... çekişmeli yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlik yoluyla mülk edinme koşullarının davacı yararına gerçekleşmediğini ve kadastro tespitinin doğru olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; kadastro tespit tarihinden önceki yirmi yıllık zilyetlik ile kazanma koşulları davacı yararına gerçekleştiğinden davacının davasının kısmen kabulüne, 08.10.2012 havale tarihli fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen kırmızı renk ile taralı 10931,44 m2'lik yerin tarla vasfıyla en son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içinde ... temsilcisi tarafından temyiz dilekçesinde yazılı nedenlerle bozma istekli olarak temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu 101 ada 41 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağı getirtilmiştir. Belgesizden, hali arazi niteliğiyle, 542 hektar 3269,07 m2 olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesi gereğince 25.09.2007 tarihinde ... adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 27.03.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Nizasız 101 ada 53 parsele ilişkin kadastro tutanağı incelenmiştir. Senetsizden, tarla niteliğiyle 7918,02 m2 olarak 25.09.2007 tarihinde tam mülkiyet üzere davacı adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 27.03.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kayıtları halen adı geçenler üzerinedir. Mahallinde keşif yapılmıştır. 1931, 1932 ve 1947 doğumlu yerel bilirkişiler dinlenmişlerdir. Beyanlarında özetle; dava konusu yerin, davacıya ait olduğunu, bu kişiye kocasından intikal ettiğini, kocasının bu taşınmazı 1946 yılında önceki ...'den satın aldığını, kocası öldükten sonra davacının ilgilendiğini, nizasız parsel ile birlikte bir bütün halinde kullandığını açıklamışlardır. Davacı tanığı aynı mealde beyanda bulunmuştur. Keşifte görevlendirilen ziraatçi bilirkişi, 10.10.2012 havale tarihli raporunda özetle; bu yerin en az yirmi-yirmibeş yıldan beri tarım arazisi vasfından olduğunu, kuru tarım yapılmasına uygun bulunduğunu açıklamıştır. Fen ehli dosyada mevcut kroki ve raporunu ibraz etmiştir. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık kadastro çalışmalarında ham toprak niteliğiyle ... adına tespit ve tescil edilen dava konusu parsel içerisindeki fen bilirkişi raporunda özgülenen kısmın tespitten önceki yirmi yıllık süre içinde imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı ve imar-ihyadan sonra zilyetlik ile kazanma koşullarının davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediğinde toplanmaktadır.
Bilindiği üzere ve kural olarak, bir taşınmazın imar-ihya işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığının en iyi belirlenme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava tarihinden geriye doğru 20-30 yıl öncesine ait (1981-1991 yılları) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, fotoplan fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması bundan sonra, ... mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi, fotogrametri mühendisden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla yapılacak keşifte, belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları ile paftaların uygulanması çekişme konusu taşınmazı niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılması gerekir. Tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporuyla denetlenmeli, daha sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir.
Açıklanan nedenle, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile Usul ve Kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 10.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy