MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile ... ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.07.2012 gün ve 200/249 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... temsicisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırlarını açıkladığı yaklaşık 50 dönümlük yerin 1976 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında taşlık niteliğiyle tespit harici bırakıldığını, vekil edeni tarafından imar ve ihya edildiğini, 1985 yılından beri aralıksız, çekişmesiz malik sıfatıyla zilyet olduğunu, 1987 yılında bağ ve fıstık ağaçlarını diktiğini açıklayarak TMK’nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17.maddeleri gereğince dava konusu yerin vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... temsilcisi, 06.10.2010 tarihli cevap dilekçesinde dava konusu yerin ... adına tespit ve tescil edilebilir yerlerden olduğunu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... Tüzel Kişiliğine dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamış, cevap da vermemiştir.
Mahkemece, teknik bilirkişilerin 03.11.2011 tarihli raporuna ekli krokide A harfiyle gösterilen 24.356,442 ve B harfiyle işaretle 5.855,030 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümleri hakkındaki davanın kabulüyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17.maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, zilyetlik, imar ve ihya yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Zilyetlik maddi olaylardan olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/1.maddesi gereğince yerel bilirkişi ve tanık dahi her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Taşınmazın taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakılması kazanılma süresi bakımından nitelik yönünden duraksama yaratmaktadır. Yargılama tutanakları üzerinde yapılan incelemede Mahkemece tanık ve delillerini bildirmeleri için taraflara süre ve imkan tanınmadığı, keşif ara kararının verildiği 13.07.2011 tarihli yargılama oturumunda keşif gün ve saati ile ücretler belirlendikten sonra sadece yerel bilirkişilere keşif gün ve saatini bildirir davetiye çıkartılmasına, taraflar keşif mahallinde dinletmek istedikleri tanıkları bildirip adlarına keşif gün ve saatini bildirir davetiye çıkartılmasına karar verilmiş, bunun dışında herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.
Bu nedenle, öncelikle tarafların tanık ve delillerini bildirmeleri için kendilerine süre ve imkan tanınması, teknik bilirkişilerin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle kabulüne karar verilen taşınmaz bölümlerinin tapuda kayıtlı bulunan yerlerden olup olmadığının anlaşılması ve çifte tapunun oluşumunun önlenmesi için durumun Tapu Müdürlüğü’nden sorulması, Yargıtay ve Daire uygulaması gereğince dava konusu taşınmazın 22.07.1976 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sırasında taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakıldığı anlaşıldığına göre davanın açıldığı 28.07.2010 tarihinden geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait (1980-1990) yılları arası iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise Kadastro İl Müdürlüğü’nden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis aracılığıyla zemine uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 243 ve 244.maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağrılmaları, davetiyeye uymamaları halinde HMK’nun 245.maddesinin gözönünde bulundurulması, uyuşmazlığın taşınmazlara ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenilmeleri, davacı tarafından taşınmazın hangi tarihten itibaren imar ve ihyasına başlandığı, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdüğü, emek ve parayı nasıl sarfettiği, hangi tarihte tamamladığı konularında bilgilerine başvurulması, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişkinin yüzleştirilerek HMK’nun 261.maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, dava konusu taşınmaz bölümleri ile çevresi ve komşu parselleri gösterir birleşik paftanın Kadastro Müdürlüğü’nden istenilmesi, birleşik bu pafta üzerinden belirlenecek komşu parsellere ait kadastro tutanakları ile kadastro sırasında bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtlarının ilgili yerlerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, aynı keşifte yukarıda açıklandığı biçimde teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla komşu kayıt ve belgelerinin zemine uygulanması, dava konusu yeri ne gösterdikleri üzerinde durulması, davacı ...'in 01.01.1965 doğumlu olduğu imar ve ihyanın iddiaya göre tamamlandığı 1987 yılında henüz 22 yaşında bulunduğu gözetilerek hayatın olağan akışı içinde bu yaşta bulunan bir kişinin dava dilekçesine göre 50,000 m2 yüzölçümlü bir yeri imar ve ihya edecek durumda bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, uzman bilirkişi jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendisinden hava fotoğraflarıyla getirtilen paftaların çekildikleri ve düzenlendikleri tarihlere göre taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadıkları, ya da hangi durumda bulundukları, imar ve ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı konularında önceki raporlarla eleştirilmek suretiyle gerekçeli Yargıtay’ın ve tarafların denetimine açık rapor istenilmesi gerekmektedir.
Bundan ayrı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesi gereğince davacının belgesizden taşınmaz edinip edinmediğinin Kadastro ve Tapu Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açılıp açılmadığının o yer Yazı İşleri Müdürlüğü’nden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazların kadastro tutanakları ve tapu kayıtlarının Tapu Müdürlüğü’nden, zilyetliğe dayalı tescil davalarına ait dosyaların ise ait olduğu mahkemelerden getirtilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesinde belirtilen limitler yönünden gözönünde bulundurulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı ... temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy