MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.11.2012 gün ve 257/256 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde 111 ada 197 parsel sayılı taşınmazın ... adına tespit ve tescil edildiğini, oysa ki, bu taşınmazın dedesinden babasına, babasından kendisine kaldığını, sadece kendisinin zilyetliğinin 50 yıldan fazla olduğunu açıklayarak davalı ... adına bulunan tapu kaydının iptaliyle kendi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığını, ayrıca, davacının malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 111 ada 197 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, dosya kapsamından; dava konusu 111 ada 197 nolu parsele ilişkin bir kadastro tutanağı getirilmiştir. Senetsizden, ham toprak niteliğiyle, 9051.72 m2 olarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesine göre, 27.12.2012 tarihinde, ... adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 29.04.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Mahallinde keşif yapılmıştır. 1943 doğumlu yerel bilirkişi ile 1943 ve 1964 doğumlu davacı tanıkları dinlenmiştir. Bu kişiler keşif zaptına geçen beyanlarında özetle: taşınmazın davacıya üst soyundan intikal ettiğini, taşınmazla davacının ilgilendiğini, fiili olarak nizasız olan dava dışı 193 nolu parselle bir bütün olarak kullandığını açıklamışlardır. Ziraatçi bilirkişi en az yirmi-yirmibeş yıllık tarım arazisi olduğunu rapor etmiştir. Fen ehli çap kaydına uygun kroki ve raporu dosyaya sunmuştur. Açıklanan olgular mahkemenin ve tarafların bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, tespit öncesi eklemeli zilyetliğe dayalı iş bu davada dava koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinde toplanmaktadır. Davacıyan dava dilekçesinde açıkça dededen babaya, babadan kendine geçen eklemeli zilyetliği tutunduğuna göre dedesinin bu yeri babasına, babasından da kendisine özgüleyip- özgülenmediğinin de ya da tüm mirasçılar arasında yapılmış taksimle kendisine kalıp kalmadığının kanıtlamasında toplanmaktadır. Davacının, mahalli bilirkişi ile tanıklar bu yönde herhangi bir açıklamaları olmamıştır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; dava konusu taşınmazın dededen babaya, babadan davacıya kalış biçiminin net bir biçimde açıklığa kavuşturulması, üst ve ara miras bırakanların davacı dışında başkaca mirasçısının bulunup bulunmadığının, araştırılması davacıdan başka mirasçısı varsa terekenin tüm mirasçılarının katılımıyla usulüne uygun olarak taksim edilip edilmediğinin saptanması ya da üst ve ara murisin sağlığında satış-bağış gibi bir özgülemesinin olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Davalı ... temsilcisinin buna ilişkin itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün sair hususlar şimdilik incelenmesinin 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy