MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından başlatılan ilamlı takibe karşı borçlu idare vekilinin, dayanak ilamın daha önce takibe konulduğu ve bu dosya üzerinden borcun ödenmesine rağmen hak düşürücü süre geçtikten sonra yeni bir takip yapılarak faiz alacağının istendiği, faize faiz işletildiği ve ilk takipte Anayasanın 46/son maddesi gereğince faiz talep edilmediği, böyle bir talepleri varsa ilk takip dosyasından bakiye borç müzekkeresi düzenlenmesi gerekirken ayrı bir takip yapılmasının usulsüz olduğunu belirterek, icra emrinin iptali istemi ile İcra Mahkemesi'ne başvurduğu, Mahkemece, şikayetin kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Faiz alacağına mahkeme ilamında hükmedilmesi halinde, B.K.’nun 113/2.maddesi uyarınca halin icabından anlaşılan durum gereği bu alacaktan açıkça feragat edilmediği sürece hukuki varlığını koruyacağından, alacaklı fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmasa bile zamanaşımı süresinin dolmasına kadar ilamda yazılı eksik kalan faiz alacağını her zaman talep edebilir. İlama dayalı bu istek, icra müdürlüğünün, ilama aykırı işlemini kapsadığından şikayet süreye tabi değildir.
Somut olayda, icra takibinin dayanağı olan ilamda artırılan kamulaştırma bedel farkının 04/03/2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan kural gereğince, alacaklı açıkça feragat etmediği sürece zamanaşımı süresi içinde tahsilde tekerrür olmamak üzere ilama dayalı eksik kalan asıl ve faiz alacağını ayrı bir takip yaparak talep edebileceğinden, alacaklının ayrı bir takip yapmasında yasaya uymayan bir yön yoktur.
Ancak; Anayasanın 4709 sayılı yasa ile değişik 46/son maddesi hükmüne göre kesin hükme bağlanan (kesinleşmiş) kamulaştırma bedellerinin ödenmemesi halinde 17/10/2001 tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması talep edilebilir. Bir başka anlatımla, henüz kesinleşmemiş kamulaştırma bedeli için 17/10/2001 tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı uygulanmaz. Bu oran kararın kesinleşme tarihinden sonrası için hesaplamada dikkate alınacaktır. -//-
2013/6060-6200
Bu durumda, Mahkemece, dayanak ilamın kesinleşme tarihi sorulup tespit edilmeli, kesinleşme tarihine kadar 3095 Sayılı Kanun'un 1.maddesi, kesinleşme tarihinden sonra ise Anayasanın 46.maddesinde yazılı faiz oranı tatbik edilerek sonuca gidilmelidir.
Dosyada mevcut takip dayanağı ilamdaki şerhe göre, ilamın kesinleşme tarihi 23/05/2002 olduğu halde bilirkişi raporunda 15/04/2002 tarihi esas alınarak yapılan hesaplama yukarıda açıklanan kurala aykırıdır.
O halde, Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, ilamın kesinleşme tarihi olan 23/05/2002 tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı uygulanarak hesaplama yapılmak üzere bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı gerekçe ile hüküm oluşturulması isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA , taraflarca HUMK. nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İ.İ.K. nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 29.04.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy