MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İcra takibine itiraz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının onanmasına dair 28.01.2013 tarih, 2012/13997 Esas, 2013/892 Karar sayılı Daire ilâmının müddeti içinde tashihen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu vekili İcra Mahkemesine başvurusunda müvekkili hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takipte; “istenen faiz alacaklarının çok yüksek olup bu faiz oranlarının kanuna uygun şekilde yeniden hesaplanması gerektiğini, ayrıca alacaklı tarafın icra takibinde hem akdi faiz, hem de temerrüt faizi adı altında iki kez faiz talebinde bulunduğunu, bu şekilde faiz talep edilmesi kanuna aykırılık teşkil edeceğinden faize ve faiz oranlarına itirazlarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, konut kredisi olması nedeniyle tüketici mahkemelerine dava açılıp takip yapılması gerektiğinden takibin iptaline karar verilmiştir.
İİK.nun 149. maddesi gereğince icra müdürü, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz "üçüncü şahıs" tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti 3. şahsa geçmiş ise ayrıca bunlara birer icra emri gönderir. Anılan yasal düzenlemeye göre ipoteğin, kesin borç ipoteği olması halinde borçluya İİK.nun 149. maddesi gereğince icra emri gönderilebilmesi için İİK.nun 150/ı maddesinde öngörülen koşulların oluşmasına gerek yoktur. Ancak, takibe dayanak ipotek akit tablosundan ve taraflar arasında düzenlenen Sabit Faizli Konut Finansmanı Kredisi Sözleşmesi'nden, mevcut sözleşmenin mahiyeti itibariyle konut kredisine ilişkin olduğu, ipoteğin konut finansman kredisi nedeni ile alınan kredi borcuna ilişkin olarak kurulduğu görülmektedir. Bu durumda, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, borcun muaccel olup olmadığı, muaccel olan borcun miktarı ve faizi yapılan özel sözleşmenin koşullarında değerlendirilmeden ipotek ilam niteliği kazanmaz. Alacağın varlığı ve miktarı 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından Mahkemece takibin iptali gerekir ise de, HMK.nun 26/1. maddesinde yer alan “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan
fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” şeklindeki düzenleme ve başvurunun sadece faize itirazla ilgili olduğu nazara alınarak, taleple bağlılık ilkesi gereğince, takibin faize yönelik alacaklar yönünden iptali ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden takibin tümden iptaline karar verilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken onandığı görüldüğünden karar düzeltme isteminin kabulü yoluna gidilmiştir.
SONUÇ:Alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 28.01.2013 tarih ve 2012/13997 E, 2013/892 K. sayılı onama kararının kaldırılmasına, Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366. ve 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 12.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy