MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 05.07.2012 gün ve 439/284 sayılı hükmün Yargıtay'ca hükmün duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de duruşma isteğinin değerden reddine karar verilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, 7101 ada 4 sayılı parselin kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın kök muris ...'den kaldığını, rizai taksim sonucu mirasçı ...'e düştüğünü, Ayşe'nin de 1986 yılında taşınmazı oğlu olan davacıya sattığını açıklayarak tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın kök muristen kalmadığını, taşınmazın davalıya ait olduğuna ilişkin eski tapu kaydı ve mahkeme kararının bulunduğunu, bahsedilen satış senedinin başka bir taşınmaza ait olabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 7101 ada 4 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik muristen intikal, harici satış ve eklemeli zilyetlik hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK’nın zilyetlik 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Öncelikle 7101 ada 4 parselin 1986 tarihli satış senedi kapsamında kalıp kalmadığının keşfen belirlenmesi zorunludur. Dava konusu taşınmazın tarafların annesi Ayşe'nin babası ...'den kaldığı yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğinden ...'ün terekesinin tüm mirasçılarının katılımıyla usulüne uygun olarak taksim edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması, taksim sonucu murisin kızı ...'e düşmüş ise, Ayşe'nin de 1986 yılında oğlu Doğan'a satışının miras payının devri (TMK 677) niteliğinde olduğunun kabulüyle şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi düşünülmelidir.
Bundan ayrı, yargılama tutanakları üzerinde yapılan incelemede, 15.03.2012 tarihli yargılama oturumu ara kararıyla keşif günü belirlenmesine karşın, yerel bilirkişi ve tanıkların ne şekilde dinleneceği konusunda hiçbir açıklamaya yer verilmemiştir. Bu haliyle verilen keşif ara kararının yöntemine uygun olarak verildiğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır.
O halde mahkemece yapılacak iş; yerel bilirkişilerin mahkemece belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tarafların bildirdiği tanıkların HMK’nın 243 ve 244. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, beyanlar arasında çelişki bulunduğu taktirde HMK’nın 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, dava konusu 7101 ada 4 parselin 1986 tarihli satış senedi kapsamında kalıp kalmadığının yerel bilirkişi ve tanıklara sorular yöneltilmek suretiyle saptanması, muris ...'ün terekesinin tüm mirasçılarının katılımıyla usulüne uygun olarak taksim edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması, ondan sonra istek konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 119,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 16.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy