MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen 06.09.2012 gün ve 844/682 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, evlilik birliği devam ederken 06.11.2000 tarihinde davalı adına alınan ... Köyü 6021 parseldeki 9 numaralı mesken ile ... plakalı aracın alınmasında davacının eşine destek olduğunu ve üzerine düşen görevleri yerine getirdiğini, davacının günlükçü olarak çalışarak eşine destek sağladığını, ziynetleri ve takılarının da eşi tarafından davacıdan alındığını, evlilik sırasında edinilen mallarla ilgili haklarını davacıya vermediğini, taraflar arasında bir evlilik sözleşmesi yapılmadığını, yasal mal rejimine tabi bulunduklarını açıklayarak evlilik süresince devam eden mal rejiminin tasfiye edilerek söz konusu taşınmazın ve aracın edinilmesine ve iyileştirilmesine müvekkili tarafından yapılan katkının da göz önüne alınarak evlilik birliği içerisinde edinilmiş mal olan taşınmazın ve aracın 1/2'sinin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın TMK’nun 178. maddesinde yazılı 1 yıllık zamanaşımı geçtikten sonra açıldığını, taraflar arasındaki boşanma kararının 24.3.2010 tarihinde kesinleştiğini, taşınmazın davalıya babası tarafından bedelsiz devredildiğini, ileride kardeşlerinin hak istememesi için bağış yerine tapuda satış gösterildiğini, davacının evlilik içinde hiçbir şekilde çalışmadığını, aracın ise hiçbir zaman davalı tarafından satın alınmadığını, işi gereği davalının arkadaşlarından aldığı araçları davacının davalıya ait gibi göstermeye çalıştığını, boşanmanın üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen davacının halen evde oturduğunu bunun üzerine davalının yasal yollara başvurmak durumunda kaldığını açıklayarak haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafın zamanaşımı itirazının kabulü ile TMK'nun 178. maddesinde belirlenen 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın açıldığı, zamanaşımı süresinin geçtiği açıklanarak davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 18.06.1993 tarihinde evlenmiş, 23.09.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 24.03.2010 tarihinde kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir (TMK’nun 225/2.m.). Eşler arasında evlendikleri tarihten 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar, 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, sözleşmeyle başka bir mal rejimini seçmediklerinden bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK'nun 202, 4722 s.Yasa'nın 10.m.). Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
743 sayılı TKM'nin yürürlükte bulunduğu dönemde mal ayrılığı rejimi söz konusu idi. Mal ayrılığı rejimi için 743 sayılı TKM'de mal rejimi konusunda herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemişti. Ancak 743 sayılı TKM'nin Borçların Umumi Kaideleri başlığını taşıyan 5. (4721 sayılı TMK. m.5) maddesinde, “Akitlerin in’ikadına ve hükümlerine ve sükutu sebeplerine taalluk edip borçlar kısmında beyan olunan umumi kaideler, Medeni Hukukun diğer kısımlarında dahi caridir” amir hükmüne yer verilmiştir. Bu durum karşısında anılan madde gereğince BK'nun zamanaşımına ilişkin uygun düşen hükmünün mal rejimleri konusunda da uygulanabileceği kabul edilmektedir. Bu durum karşısında, TKM'nin 5. maddesi yollamasıyla mal ayrılığı rejimi dönemi bakımından BK'nun 125. (6098 sayılı BK'nun 146.m.) maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi uygun düşmektedir. BK'nun 125. (6098 sayılı BK'nun 146 m.) maddesinde; “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı taktirde her dava 10 senelik mürur zamana tabidir”, denilmiştir. Madde metninde sözü edilen “her dava” sözcüğü her alacak olarak değerlendirilmektedir. Aynı Kanunun 132/1-3 nolu bendinde ise, “Nikah devam ettiği müddetçe karı kocadan birinin diğerinin zimmetinde olan alacakları hakkında zamanaşımı işlemez” hükmüne yer verilmiştir.
4721 sayılı TMK'nunda ise, zamanaşımına ilişkin hüküm yer almaktadır. Anılan Kanunun 178. maddesinde; “Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar” denilmiştir. Maddenin birinci bölümünden de açıkça anlaşılacağı üzere “evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları...” denilmektedir. Bu hükmün sadece boşanmanın feri niteliğinde bulunan nafaka, maddi ve manevi tazminat ile benzeri hakları kapsadığını söylemek güçtür. Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları ibaresinin aynı zamanda edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma alacağı ve değer artış payını da kapsadığı düşünülmektedir. Halihazırda Daire uygulaması bu yöndedir. 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde katkı payı alacağına yönelik tüm davalar sözleşme olsun veya olmasın 743 sayılı TKM'nin (4721 sayılı TMK'nun) 5. maddesi yollamasıyla BK'nun 125. (6098 sayılı BK'nun 146 m.) maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabidir. TMK'nun 225/1. maddesi uyarınca mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona ermiş (ki başka bir mal rejiminin kabulü halinde sözleşme söz konusu olur) ya da aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince Mahkemece evliliğin iptaline karar verilmesi hallerinde de 4721 sayılı TMK.nun 5. maddesinin yollamasıyla BK.nun 125. (6098 sayılı BK.nun 146.m.) maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı uygulanmaktadır. 01.01.2002 tarihinden sonra eşler arasında mal rejimi konusunda yapılmış bir sözleşme söz konusu ise, yine 10 yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.
TMK'nun 178. maddesinde “evliliğin boşanma sebebi ile sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar” denmektedir. Mal rejiminin boşanma nedeniyle sona ermesi halinde ise her ne kadar Dairece, bu tür davalarda TMK'nun 178.maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu benimsenmiş ise de, Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.04.2013 tarih ve 2013/8-375 Esas, 2013/520 Karar sayılı kararıyla, edinilmiş mallara katılma rejimi
(katılma alacağı) bakımından da TMK'nun 5. maddesi yoluyla 6098 sayılı TBK'nun 146.maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüş, Dairece de bu görüş benimsenmiştir
Bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 153/1-2. bentleri (Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur) gözetilerek boşanma kararının kesinleştiği 24.03.2010 tarihinden itibaren 17.10.2011 dava tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz geçmediği anlaşıldığına göre yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde işin esasına girilerek talebin niteliği de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine
bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yeri olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 24,30 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 25.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy