MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İcra emrine itiraz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
... İdare Mahkemesi'nin 19.02.2007 tarih ve 2005/2195 Esas 2007/91 Karar sayılı tazminata ilişkin kesinleşmemiş ilamına dayalı olarak, alacaklı tarafından borçlu aleyhinde tazminat alacağı asıl ve faizi olmak üzere toplam 38.220,16 TL'nin tahsili amacıyla, ... İcra Müdürlüğü'nün 2007/240 Esas sayılı dosyasında 18.05.2007 tarihinde ilamlı takip başlatılmıştır.
Borçlu, ilamın kesinleşmeden takibe konamayacağı, istenen işlemiş faizin hangi oran üzerinde ve hangi tarihten itibaren istendiği hususunda icra emrinde açıklık bulunmadığı ve aynı ilamdaki vekalet ücreti ve yargı gideri alacağının ise ayrı bir dosyada (aynı İcra Müdürlüğü'nün 2007/241 Esas sayılı dosyasında) takibe konmasının daha fazla icra vekalet ücreti alınabilmesi amacına yönelik olarak kötü niyetli olarak başlatıldığından bahisle icra emrinin iptali istemiyle şikayette bulunmuştur.
Mahkemece ilamın kesinleşmesi bekletici mesele yapılmış, kesinleşmesi üzerine de diğer şikayetler hususun da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden, ilamın sonradan kesinleştiği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
2577 Sayılı Yasanın 28/2 maddesinde tam yargı davaları hakkındaki kararlardan belli bir miktarı içerenlerin genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunacağı bu durumda 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 Sayılı Kanuna eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanması gereken HUMK.nun 443/4 (HMK 367) maddesi hükmü nazara alındığında, ilamın bir miktar alacağın tahsiline ilişkin olması nedeniyle kesinleşmeden icrasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca her dava açıldığı tarihteki şartlara göre çözümlenir.
Bu durumda Mahkemece, ilamın icrası için kesinleşmesi gerekmediği ve her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre çözümleneceği nazara alınarak, bu husustaki şikayetin reddiyle, borçlunun diğer şikayetleri incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.