MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, ... İcra Müdürlüğü’nün 2010/795 sayılı Takip dosyasında yapılan 22.09.2010 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişiye ait olduğunu iş yerinin 08.04.2010’da borçludan satın alındığını ve böylece ilgisinin kalmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın takibin devamı kararının tebliğinden sonraki 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde açılmadığını, üçüncü kişinin iş yerini borçludan devraldığını kabul ve beyan ettiğini, sunulan faturalara ve diğer delillere göre gerçek bir devir de yapılmadığını, zaten ödeme emrinin haciz adresinde borçlunun kendisi tarafından alındığını ve hacizde borçluya ait belge ve eşyanın görüldüğünü belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “takibin devamı kararının tebliğinden sonra 7 gün içinde istihkak davası açılmadığı, diğer yandan dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapıldığı, hacizde görülen vergi levhasında iş yerinin üçüncü kişi adına kayıtlı olmasına rağmen tabelada borçlunun adının ve ... ünvanının yazılı olduğunun tespit edildiği, bu sırada üçüncü kişinin iş yerini borçludan devraldığını kabul ve beyan ettiği, muvazaalı iş yeri devri yapıldığı, istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli delillerin de sunulamadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
Tebligat Kanunu’nun 35/2 maddesinde: adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır düzenlenmesi yer almaktadır.
Somut olayda takibin devamı kararı haciz adresine gönderilmiş, üçüncü kişi adresten ayrıldığı için gönderilen tebligat iade edilmiş, bu kez adres kayıt sistemine bakılması gerekirken bu araştırma yapılmadan doğrudan TK 35. maddesi uyarınca aynı yerde tebligat yapılmıştır. Tebliğ işlemi yasal düzenlemeye uygun olmadığı için açılan davanın süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Bununla birlikte üçüncü kişi haciz adresindeki iş yerini borçludan 08.04.2010’da devraldığını kabul ve beyan etmektedir. Ne var ki icra dosyasında devir tarihinden sonra borçlu adına çıkartılan tebligatların çoğunun yine haciz adresinde tebliğ edildiği görülmektedir.
İcra takibine dayanak borç 30.04.2010–30.05.2010 arasında düzenlenmiş 8 adet çekten kaynaklanmaktadır. Çeklerin ileri tarihli olarak düzenlenmesi ise ticari yaşam içinde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
Bu koşullarda üçüncü kişi ve borçlu arasında borcun doğum tarihinden sonra alacaklıdan mal kaçırmak için örtülü iş yeri devri yapıldığının kabulü gerekir. Bir an için devir gerçek kabul edilse bile İİK’nun 44. maddesindeki gereklerin yerine getirildiğinin iddia ve ispat edilememesi karşısında TBK’nnu 202. maddesi uyarınca devralan üçüncü kişinin de işletmenin borçlarından sorumlu olduğu dikkate alınmalıdır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 24.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy