MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.11.2012 gün ve 376/384 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı 18.10.2011 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; kadastro çalışmalarında dava konusu 119 ada 33 parsel sayılı taşınmazın ... adına tespit ve tescil edildiğini, ne var ki, bu yeri önceki zilyedinden haricen düzenlenen senetle satın aldığını, eklemeli zilyetliğin en az kırk yıldan beri kendisinde bulunduğunu açıklayarak ... adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli ve yetkili Mahkemede açılmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, yanlış husumet yöneltildiğini, bu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, eklemeli zilyetliğin en az yirmi yıldan beri davacıda bulunduğu ve zilyetlik ile kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 119 ada 33 nolu parselin fen bilirkişisinin 17.09.2012 günlü raporuna ekli krokide; A harfi ile gösterilen 24.842,29 m2'lik yerin ana parselden ifrazı ile en son parsel numarası verilerek davacı ... tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içinde ... temsilcisi tarafından temyiz dilekçesinde yazılı nedenlerle bozma istekli olarak temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu parsele ilişkin kadastro tutanağının onaylı fotokopisi getirtilmiştir. Senetsizden, ham toprak niteliğiyle, 49 hektar 7343,08 m2 olarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca, 11.03.2009 tarihinde ... adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 12.02.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kaydı halen ... üzerinedir. Komşu parsellere ilişkin kadastro tutanakları ile tapu kayıtları dosyasındadır. Mahallinde 13.09.2012 tarihinde keşif yapılmıştır. 1971 doğumlu yerel bilirkişi ile 1950 ve 1955 doğumlu tespit bilirkişileri, 1959 doğumlu senet tanığı ve 1944, 1959 doğumlu davacı tanıkları ayrı ayrı dinlenmişlerdir. Özetle; davacının nizalı yeri ve nizasız diğer parselleri haricen düzenlenen senet ile önceki zilyedinden satın aldığını ve eklemeli zilyetliğin davacıda bulunduğunu, bu yeri kuru tarım arazisi olarak kullandığını açıklamışlardır. Keşifte görevlendirilen ... mühendisi, dava konusu yapılan yerin imar ve ihyasının yirmibeş - otuz yıl önce tamamlanarak tarım arazisi olarak kullanıma müsait ikinci sınıf kuru tarım arazisi olduğunu rapor etmiştir. Fen bilirkişileri, ölçekli kroki ve raporlarını dosyaya sunmuşlardır. Açıklanan olgular tarafların ve Mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, kadastro çalışmaları sırasında ham toprak niteliğiyle tespit ve tescil edilen taşınmazın keşifte gösterilen ve fen bilirkişi raporunda krokiye bağlanan yerin imar ve ihya işlemlerinin tamamen tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlandığı tarihten itibaren davacı yararına zilyetlik koşuluyla kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesinde toplanmaktadır. Bunun için bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar - ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastrodan önceki geçmiş yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava konusu taşınmazların tespit tarihi olan 2009 yılından geriye doğru (1969 - 1989 yılları arası) 20 - 30 yıl öncesine ait ölçekli, iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü, fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı tarihten önce düzenlenmiş fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise Kadastro İl Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte ... mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi veya fotogrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle açıklanan hava fotoğrafları ve paftalar uygulanarak taşınmazın niteliğinin ve kullanım süresinin ne zaman başladığının belirlenmesine çalışılması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, beyanları arasında çelişki bulunduğu taktirde HMK'nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, beyanlarının ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, taşınmaz üzerinde imar - ihya işlemlerinin başladığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlendikten sonra iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu eksiklikler yerine getirilmeksizin yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Davalı ... temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy