MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVATÜRÜ: Katkı payı alacağı ve katılma alacağı
Davacı - karşı davalı ... ile davalı - karşı davacı ... aralarındaki katkı payı alacağı ve katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen 19.12.2012 gün ve 207/662 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı - birleşen dosyada davacı ... vekili, duruşmasız olarak incelenmesi ise davacı - birleşen dosyada davalı ... vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.10.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili, boşanmadan tefrik edilen davasında, ...’da evlenen tarafların 1990 yılında zorunlu göçle Türkiye’ye geldiklerini, iki tarafın da çalışarak gelir elde ettiğini, davacının babasının ...’da iken tarafların konut ihtiyacını karşılamaları için ... Mahallesi'nde ev aldığını, ...’ye geldiklerinde bu evin satılarak ... Sitesi'nden 2 apartman dairesi hissesine kooperatif ortağı olarak girilerek edinildiğini, ayrıca 1998 yılında davacının babasının aynı kooperatife bir hisse daha alarak girdiğini, davalının kazancının ancak kendi ihtiyaçlarına yetecek derecede az olması karşısında davacının kendi kazancının yetersiz geldiği hallerde ailesinden sürekli destek aldığını, tüm ihtiyaçların davacı ve davacının babası tarafından karşılandığını, davalının Ağustos 2005 tarihinde bir takım borçların varlığına rağmen araba almak konusundaki ısrarlı tutumu yüzünden davacının 17.000,00 TL tutarındaki şahsi para ve ziynet eşyalarının bozdurularak 9.250,00 TL'de borç para temin edilerek 27.250,00 TL peşin para ile ... marka binek araç satın alındığını, alınan borç paranın ödenmesi konusunda güç duruma düşüldüğünü ve bu arada kredi kartlarının da taksitlerinin ödenmesinin zorluğu karşısında ekonomik darboğaza girdiklerini, davalı adına alınan aracın 18.000,00 TL'sinin davacının şahsi parası olarak verilmiş olması karşısında ... plakalı ... marka aracın davalı adına olan tescil kaydının kısmen iptali ile 1/2'sinin davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş, 05.10.2012 tarihli dilekçesinde ise, araçla ilgili 15.000 TL
değer artış payı alacağı ve ayrıca uygun görülecek katılma alacağının davalıdan tahsilini talep ettiklerini açıklamıştır. Aleyhine açılan birleşen dosyada ise, Mustafa’nın davasındaki taleplerinin, kadının açtığı boşanma davasına karşı verdiği cevap dilekçesindeki taleplerle aynı olduğunu, amacın para koparmak olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.Davalı-birleşen dosyada davacı ... vekili, ...’in iddialarının doğru olmadığını, kadının muayenehanesinin çekilen kredi ile değil akrabalardan alınan borçlarla açıldığını, çekilen kredinin aynı gün kadının annesinin vadeli hesabına yatırıldığını, tüm mal edinimlerinin ortaklaşa yapılan tasarruflar ve davalının yaptığı ek işlerden elde edilen artı gelirler ile sağlandığını açıklayarak davacının haksız ve yersiz açtığı davanın reddini savunmuştur. Birleşen dosyada, yine ortaklaşa katkıdan söz ederek boşanma talepleri yanında ... adına kayıtlı bulunan ...Mah., ... Sok., ...Sitesi, ...adresindeki taşınmazın 1/2 hissesinin ... adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, 09.12.2010 tarihinde harcını yatırdığı ıslah dilekçesinde, fazla haklarını saklı tutarak meskenden dolayı 60.000 TL katılma alacağının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile ...’den tahsilini istediğini bildirmiştir.Mahkemece, ...’nın zamanaşımı itirazının reddine, davacı ... tarafından açılan davanın reddine, birleşen dosya davacısı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile, 29.280,00 TL katılma alacağının ıslah tarihi olan 09.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin alacak taleplerinin ve faizin başlangıç tarihine ilişkin fazlaya dair talebin reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili ile davalı-birleşen dosyada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.Taraflar 25.09.1988 tarihinde evlenmiş, 12.12.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 05.04.2010 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. (TMK. 225/2 m.). MK'nun 179. maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Taraflar arasında sözleşmeyle başka bir mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (MK'nun 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK'nun 202. maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler (4722 s.Yür.K.m.10).
Dava konusu ... plakalı araç 13.07.2005 tarihinde ... adına alınarak trafikte tescil edilmiştir. Yine birleşen dava konusu edilen taşınmaz ise 1998 yılında kooperatife ...’n üyeliği ile başlayan, ödemelerin devam etmesi sonunda tahsisen 26.09.2005 tarihinde ... adına tapuya tescil edilen 2197 ada 1 parseldeki 7 numaralı meskendir.Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HUMK. m.83, HMK m.176) (Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6.C.IV, İstanbul 2001,s 3965). Islah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir. (Prof.Dr.Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuk, C.I.II.B,5, İstanbul 1992 s.534).Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında, ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, elbetteki mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin de ıslah yoluyla düzeltilmesi imkansızdır. Çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir. Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz.Islah tahkikata tabi davalarda tahkikat bitinceye kadar ve tahkikata tabi olmayan davalarda ise, yargılamanın bitimine kadar yapılabilir (HUMK.m.84, HMK. m.177). Yargıtay’ın 04.02.1948 gün 10/3 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararına göre hükmün Yargıtay’ca bozulması üzerine, hüküm mahkemesinde yeni tahkikat sırasında ıslah yapılması mümkün değildir. HUMK'nun 85.maddesi (HMK 177/2.m.) gereğince ıslah muayyen celsede diğer taraf hazır olduğu halde yapılabileceği gibi, diğer tarafa tebliğ edilmek şartıyla dilekçe ile de yapılabilir. Islah tek taraflı bir irade beyanı ile olup, ıslahın geçerliliği için karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne gerek yoktur. Ancak, ıslah eden taraf bu tarihe kadar olan yargılama giderleriyle karşı taraf için mahkemenin takdir edeceği zarar ve ziyanı karşı tarafın talebi üzerine davada mahkum olmuş gibi derhal mahkeme veznesine ödemeye mecburdur (HUMK.m.86/1, HMK m.178). Karşı tarafın zarar ve ziyan konusunda bir talebi yoksa, mahkeme resen (kendiliğinden) bu masraflar yatırılmadı diye ıslah talebini red edemez.
Davanın tamamen ıslahı durumunda, dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılmasını gerektirir (HUMK.m.87, HMK m.179/1). Gerek öğretide, gerekse yerleşik yargısal kararlarda, davanın tamamen ıslahında yeni bir dava açılmamış sayılacak, tamamen ıslah edilen dava ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan, bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı, hak düşürücü süre ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınacaktır. Onun için davanın tamamen ıslahında ıslah olunan dava, ilk dava gününde açılmış sayılacaktır (Bkz.Prof.Dr.Baki Kuru “Hukuk Muhakemeleri Usulü” 6.baskı c.IV,s.3998 vd, Prof.Dr.Sabri Şakir Ansay “Yargılama Usulleri” isimli eser 1960 baskı sh:194 vd, Prof.Dr.İlhan Postacıoğlu “Medeni Usul Hukuku Dersleri” 1975 baskı s.460 vd, Prof.Dr.Saim Üstündağ “Medeni Yargılama Hukuku Esasları” 1973 baskı s.335 vd, ile aynı yöndeki YHGK.18.12.1957 gün E.2/66 K.64, YHGK.nun 30.01.2002 gün E.2002/2-63 K.2002/23 sayılı kararı, YHGK.nun 03.07.2002 gün ve 2002/9-564-572 sayılı kararı, YHGK.05.03.2003 gün ve 2003/9-76-126 sayılı kararı.).
Davanın tamamen (kamilen) ıslah edilmesi halinde dava dilekçesi dahil, yapılmış olan bütün usul işlemleri yapılmamış sayılır (HUMK.m.87/1, HMK m.179/1). Ancak, ıslahın ikrara, keşfe, bilirkişi raporlarına, şahit sözlerine bir etkisi olmaz. Yani ıslah ile bunlar geçersiz sayılamaz (HMK m.179/2). Taraflar ancak kendi usul işlemlerini ıslah ile düzeltebilirler. Mahkemenin ve karşı tarafın işlemleri ıslahın konusu dışındadır.
Asıl davada davacı ... vekili, 12.12.2005 tarihinde boşanma davası ile birlikte ve maktu harç yatırarak açtığı dava dilekçesinde dava konusu araçla ilgili Mustafa adına olan trafik kaydının yarısının iptali ile vekil edeni Nesrin adına tescilini istemiştir. 05.10.2012 havale tarihli dilekçesinde ise araçla ilgili hesaplanan 15.000 TL değer artış payı alacağı ile uygun görülecek katılma alacağının vekil edenine ödenmesini istediğini bildirmiştir. Her ne kadar bu dilekçe ile yatırılan bir nisbi harç bulunmamakta ise de davacının ek dava harcı adı altında 21.04.2006 tarihinde 184 TL harç yatırdığı görülmektedir. Yine araçla ilgili değer tesbiti ve alacak hesabına ilişkin bilirkişi incelemeleri yaptırılmış, taraf vekillerinin bu değerlendirmelere karşı beyanları da alınmış, hatta Mustafa vekili 02.10.2012 tarihli dilekçesinde aracın değerinin güncellenmesi yönünde talepte bulunmuştur. Bu durumda dava dilekçesi ile mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan trafik kaydının iptali ve tescil davası açmış olan davacı ... vekilinin, davasını tamamen ıslah ederek talebini mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davasına dönüştürdüğünün kabulü gerekir. Davacı ... vekilinin dava konusu araçla ilgili değer artış payı ve katılma alacağı talebinin dikkate alınması, tesbiti halinde talep miktarına göre hesaplanacak eksik harcın öncelikle tamamlattırılması, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması, tüm taraf delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre işin esası ile ilgili bir hüküm kurulması gerekirken, davacının talebini ıslah ettiği gözden kaçırılarak yazılı şekilde trafik kaydının iptali isteğinin değerlendirilerek redde karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Davacı ... vekilinin aracın dava konusu yapıldığı asıl dava ile ilgili temyiz itirazları yerindedir. Birleşen dosyada dava konusu 7 numaralı meskenin kooperatif üyeliği dava dışı ... adına iken 12.11.1998 tarihinde ...ile davalı ...’in babası ... arasında yapılan protokol ile 5 milyar karşılığında ...’a devredilmiştir. Protokolde paranın ...tarafından ödendiği ve ... adına alındığı da yazılıdır. Bilahare üye ... adına bankaya yapılan ödemeler devam etmiş, 26.09.2005 tarihinde tapu kaydı kooperatiften tahsisen Nesrin adına tescil edilmiştir. Mahkeme tarafından da hükme esas alınan bilirkişi raporunda kooperatif üyeliği nedeniyle ödenen miktarlar 01.01.2002 tarihi öncesi ve sonrası olmak üzere tesbit edilip, 01.01.2002 tarihi sonrası ödenen miktarın toplam ödemeye oranlanması suretiyle bulunan % 61,26 oran artık değere esas oran olarak dikkate alınıp, taşınmazın karar tarihine en yakın değeri (96.000 TL) ile çarpılarak artık değer bulunmuş, artık değerin yarısı oranında da katılma alacağına hükmedilmiştir. Taşınmazın kooperatif üyeliği yolu ile edinilmesi ve yapılan ödemelerin de 01.01.2002 öncesi ve sonrası devam etmiş olması sebebiyle 01.01.2002 sonrası ödenen ödemelerin ayrılarak, artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hesabı yapılmasında bir usulsüzlük yoktur. Ayrıca 27.10.2010 tarihli inşaat mühendisi bilirkişinin raporunda taşınmazın değeri 2010 yılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tebliğinde yer alan değerlere göre belirlendiğinden, Mahkemece inşaat mühendisi ve emlakçı bilirkişinin taşınmazın özellikleri ve çevre taşınmazlar da dikkate alınarak piyasa rayiç (sürüm) değerinin bildirildiği 20.01.2011 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmesi de doğrudur. Katılma alacağı, eşler lehine yasadan kaynaklanan alacak hakkı niteliğinde olup, hesabında eşlerin çalışarak gelir elde etmeleri gerekmediği gibi çalışarak elde edilen gelirin de edinilmiş mal olması sebebiyle katılma alacağında bir önemi yoktur. Mustafa lehine hükmedilen 29.280 TL katılma alacağı usul ve yasaya uygun olarak hesaplanmıştır. Toplanan deliller, dosya kapsamı ve yapılan açıklamalar karşısında taraf vekillerinin 7 numaralı mesken yönünden aşağıda yazılı hususlar dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Katılma alacağı davalarında TMK'nun 239/3.fıkrası gereğince tasfiyenin sona ermesinden başlayarak faiz yürütülmesi söz konusu olduğuna, tasfiyenin sona ermesinin kararın verildiği tarih olarak kabul edildiğine, bu bakımdan karar tarihinden itibaren alacağa faiz yürütülmesi gerekirken yazılı şekilde 09.10.2010 ıslah tarihinden geçerli faize hükmedilmiş olması doğru olmamıştır.Her iki taraf da çalışarak gelir elde ettiklerine göre dava konusu meskenin edinilmesinde 01.01.2002 tarihi öncesi yapılan ödemeler bakımından da, bu dönemde yapılan ödeme miktarının toplam ödemeler karşısındaki yüzdelik oranda davacı ... lehine katkı payı alacağı doğacağı açıktır. Ancak katkı payı alacağı hesabında babası tarafından başka katkı ispatlanamadığından sadece davalı ...’in babası tarafından ödendiği yazılı protokol ile anlaşılan peşinat 5 milyar TL'nin Nesrin’in kişisel malı olduğu, hesaplamada ... lehine dikkate alınması gerekmektedir. Bu oran çıktıktan sonra kalan kısım bakımından ise 01.01.2002 öncesi yapılan ödemelerin her iki tarafın gelirlerinden karşılandığı gözetilerek tarafların gelirleri ile kişisel masrafları ve davacı eş bakımından aynı Kanun'un 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğünden doğan masraflar ayrı ayrı belirlenip toplam gelirlerinden düştükten sonra her birinin ayrı ayrı tasarruf edebilecekleri miktarların toplamı karşısında davacının katkı oranının bulunması ve bu katkı oranının, taşınmazın dava tarihindeki sürüm değeri ile çarpılması sonucu bulunan miktar ile bilirkişi raporu ile 01.01.2002 öncesi ödemeler gözetilerek bulunacak olan oranın (davalı ...’in babası tarafından ödenen 5.000 TL gözetilerek 01.01.2002 öncesi yapılan ödemelerin, toplam ödemelere oranı) da çarpılması ile davacının katkı alacağının bulunması şeklinde hesabın yapılması gerekir. Bilirkişi raporunda da bu açıklamalar yapılarak takdir Mahkemeye bırakılmıştır. Mahkemece 01.01.2002 öncesi yapılan ödemelerle ilgili davacı ...’nın katkı payı alacağı hesabı yapılarak bu alacakla ilgili de hüküm kurulması gerekirken bu hususta hatalı şekilde katkının bulunmadığı kabul edilerek fazlaya ilişkin talepler içerisinde redde karar verilmiş olması doğru değildir. ... vekilinin temyiz itirazları ise bu bakımdan yerindedir.Davacı-birleşen dosyada davalı ... vekilinin araçla ilgili alacak ve meskenle ilgili katılma alacağına işletilen faiz, davalı-birleşen dosyada davacı ... vekilinin ise meskenle ilgili 01.01.2002 öncesi döneme ait katkı payı alacağı talebine ilişkin bölümler yönünden temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 434,80 TL peşin harcın istek halinde temyiz edenler davacı - karşı davalı ... ve davalı - karşı davacı ...'a ayrı ayrı iadesine 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
AG.
Full & Egal Universal Law Academy