MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.12.2009 gün ve 526/750 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar ... ve müşterekleri vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.12.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar ... ve müşterekleri Av. ... ve karşı taraftan davacı ... vekili Av. ..., davalılar ..., ... vekili Av. ... geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklik tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 2424, 2433, 2437 ve 1526 parsellerin ortak miras bırakan ...’dan kaldığını, bu taşınmazların mirasçılar aralarında yaptıkları 25.10.1969 tarihli “hisse satışı ve borç kabul senedi” başlıklı senetle TMK'nun 677. maddesi gereğince davacıya verildiğini, ancak kadastroda buna rağmen ortak miras bırakan adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek taşınmazlara ait tapu kaydının iptaliyle tamamının vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiş, 14.12.2006 tarihli dilekçe ile de 1526 parselin yanlışlıkla yazıldığını, bu parselle ilgili talepleri bulunmadığını belirtmiştir.
Davalılar..., ..., ..., ..., tüm kardeşler arasında böyle bir sözleşme yapıldığını ve bu sözleşmeye göre herkesin kendi payına düşen yerden birer dekarı babalarının borcu karşılığında davacıya verdiğini, verilen yerin 14 dekar olup ancak davacının 14 dekardan fazla yeri adına tapulamak istediğini, bunu kabul etmediklerini, 14 dekarı verdiklerini savunmuşlar, davalılardan ... ve ...ise sözleşmedeki imzaların kendilerine ait olmadığını ileri sürmüşlerdir.
Bir kısım davalılar vekili, sözleşmenin geçersiz olduğunu, bir kısım mirasçının parmak izi bastığını ancak onaylanmadığını, sözleşmeye tüm mirasçıların katılmadığını, imza ./.
ve mühürlerin sıhhatinin şüpheli olup muhtarın şahit olarak imza attığını, yok hükmünde sözleşmeye dayanılamayacağını, Hadi ile Hürmüz’ün de imzalarını inkar ettiklerini, kabul doğrultusunda verilebilecek miktarın da en fazla 14 dönüm olabileceğini, kabule karar verilecekse 2437 parselde davacı lehine verilen payı dışındaki miktarın çıkartılarak kalan miktarın 2424 ve 2433 parsellerdeki davalılar paylarına isabet eden payların iptali ve davacı payına ilave edilmesini, davacı eğer üç taşınmazdan da pay istiyorsa kendisine sorularak 2437 parselden fazla kısmın çıkartılması gerektiğini açıklayarak davacının fazla isteminin reddini savunmuştur.
Mahkemenin 2437 parsel hakkındaki davanın kabulüne, 1526 parselin dava konusu yapılan taşınmazlar arasında olmadığından reddine, 2424 ve 2433 parseller hakkındaki davanın ise on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçeleriyle reddine karar verilmiş, hükmün reddedilen bölümünün davacı vekili tarafından temyizi sonunda Dairenin 25.12.2007 tarih 2007/6842 Esas 2007/7283 Karar sayılı ilamı ile olayda on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması mümkün olmadığından taraf delilleri değerlendirilerek bir hüküm kurulmak üzere bozma sevk edilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul kısmen reddine, Sincan Ücret Köyü 1526 parsel ile ilgili davanın reddine, Sincan Ücret Köyü 2437, 2424, 2433 parsel sayılı taşınmazların tapusunun iptali ile ... oğlu ... adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hüküm kabul edilen parsellere yönelik olarak bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 2437, 2424 ve 2433 parsellerle ilgili kabul kararı temyiz edilmiş ise de 2437 parsel yönünden mahkemenin daha önce verdiği kabul kararı taraflarca temyiz edilmediğinden, önceki hüküm redde karar verilen 2424 ve 2433 parseller bakımından davacı vekili tarafından temyiz edildiğinden, 2437 parselle ilgili daha önce verilmiş olan kabul kararı kesinleşmiştir. Mahkemenin yeniden 2437 parselle ilgili hüküm kurma imkanı olmadığı gibi eldeki dosyada olduğu gibi yeniden hüküm kurması halinde de önceki kesinleşmiş hükmün değiştirilmesi ve yeniden kesinleşen 2437 parselle ilgili temyiz incelemesi yapılması imkanı bulunmamaktadır. Bu bakımdan temyiz incelemesi 2424 ve 2433 parseller yönünden yapılmıştır.
Temyize konu 2424 parsel 03.07.1968, 2433 parsel ise 04.07.1968 tarihinde yapılan kadastro tesbitinde 30 yıllık zilyetlik nedeni ile muris ... oğlu ... İlbay adına tesbit edilmişler, dava dışı üçüncü kişinin itirazı ve sonrasında itirazından feragati üzerine komisyonun 03.06.1972 tarihli kararı sonunda tutanaklar 03.06.1972 tarihinde kesinleşmişlerdir. Davacı, tüm mirasçıların katıldığı, çoğunluğunun imza, bir mirasçının mühür, bir mirasçının ise parmak izi ile tasdiklediği 25.10.1969 tarihli hisse senedi ve borç kabul senedi başlıklı belgeye dayanarak talepte bulunmuştur. Bu belgede tüm mirasçıların yer alması, parmak izi ve mühür yönünden ise gerek şahit gerek muhtar ve azaların imzaları ile tasdikinin olması sebebiyle geçerli bulunduğunun kabul edilmesi gerekir. Muhtarın şahit olarak imza atması belgenin geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz. Amaç parmak izi veya mührün kullanana ait olup olmadığına şahitliktir. Bu kabul sonrası taraflar arasında çözülmesi gereken sorun dayanak belgede bahsedilen 14 dönümden anlaşılması gereken hususun 14.000 m2 mi olduğu yoksa yerel tabirlere göre fazla bir miktarın mı dikkate alınması gerektiğidir.
Dayanak belgede “…ceman takriben köyümüzde geçerli olan esasa göre 14 dönüm miktarında ve murisimizden bizlere müsavi olarak intikali gereken bu üç parça tarladaki hisselerimizi ...’a yukarıda yazılı borç karşılığı vermeyi ve ahiren tapuda da aynı surette takrir vererek uhdelerine intikal ettirmeyi şimdiden kabul ve taahhüt eyleriz” yazılıdır. ../.
Dosyada dinlenen davacı tanığı ... Selim’in ifadesinde de “Eskiden köyümüzde bir dönüm diye şimdiki dönümün yani dekarın üç katı söylenirdi, kadastro sonrası dönüm kalktı dekar söylendi, bir dönüm karşılığı da bir dekardı…” açıklaması üzerine Daire tarafından eksikten yapılan araştırma sonunda alınan yazı cevapları ve tutanaklara göre dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde bir dönümün bir dekara eşit olduğu ve 1.000 m2’ye tekabül ettiği belirlenmiştir. Az yukarıdaki tanık ifadesi belgelerle doğrulanamamıştır. Bu durumda davacının dayandığı senet geçerli olmakla birlikte dosya kapsamı, toplanan deliller ve Daire tarafından eksikten alınan yazı cevapları karşısında belgede yazılı “14 dönüm” tabirinin 14.000 m2 olarak kabul edilmesi gerekir. Mahkemenin senette tahmini miktar yazıldığı, zeminde kullanılan kısımların sabit sınırlı olduğu, davaların üç parça taşınmazdaki tüm paylarını davacıya devrettiklerine ilişkin kabulü doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, davacının senet sebebiyle davalardan isteyebileceği miktarın 14.000 m2 olduğu gözetilerek daha önce mahkemece kabule karar verilen ve temyiz edilmemesi sebebiyle kesinleşen 2437 parselin toplam 10.750 m2 miktarında olduğu, davacıların bunun dışında 2424 ve 2433 parsellerden toplam 3.250 m2 daha yer isteyebileceği dikkate alınarak her iki taşınmazların miktarlarının bu miktardan çok yüksek olmaları sebebiyle davacıya seçimlik hakkı olduğunun hatırlatılması, davacı tarafın yapacağı seçime göre ya seçilen taşınmazdan 3.250 m2 ya da her iki taşınmazdan seçime göre toplam 3.250 m2 miktarındaki davalılara ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar vermek, 2437 parselle birlikte toplam 14.000 m2 taşınmazın davacı adına tescilini sağlamak olmalıdır. Mahkemenin toplam 14.000 m2 yerine toplamı 57.650 m2’yi bulan taşınmazların tümüne ait tapu kayıtlarının iptal edilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; esasa ilişkin bozma sebebiyle yeniden kurulacak hükümde değerlendirme yapma imkanı olmakla birlikte, mahkemenin keşifte belirlenen değere göre karar ve ilam harcını hükümle birlikte tamamlattırması ve harcı yatırılan 20.000 TL dikkate alınarak vekalet ücreti takdir etmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan Yerel Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin ...'dan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan ... ve müştereklerine verilmesine,
taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve 297,00 TL peşin harcın istek halinde bir kısım davalılar ... ve müştereklerine iadesine, 09.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy