.....
... ile Hazine ve müşterekleri aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının reddine dair......Mahkemesi'nden verilen 11.10.2012 gün ve 675/532 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; vekil edeninin 6398 ada 9 parsel sayılı yeri ve üzerindeki iki katlı binayı satın aldığını ve uzun süreden beri oturduğunu, ... tarafından ortaklığın giderilmesi davası açılması sonuc........ 18.10.2011 tarih ve 2011/37 Esas-2011/3056 Karar sayılı kararı ile 6398 ada 9 parsel sayılı vekil edeninin satın aldığı ve halen oturduğu evin ve arsanın ortaklığın giderilmesi yolu ile satılmasına karar verildiğini, satılması halinde vekil edeninin telafisi güç zararları olacağını, .......tarafından vekil edeninin evinin bulunduğu parsel ve paftalar ile o mahalledeki parsel ve paftalar üzerinde yeniden düzenlenme yapılmasına başlandığını açıklayarak 6398 ada 9 parseldeki evin vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; davacının davasını yanlış ikame ettiğini, davacının mülkiyetin tespiti davası açabilmesi için kural olarak arsanın paydaşı olması ve ortaklığın giderilmesi davasının tarafı olması gerektiğini, davacının ortaklığın giderilmesi davasının tarafı olmadığını, davacının arsa üzerindeki binayı satın aldığını beyan ettiği 3.kişiye karşı sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği dava açması gerektiğini, davacının dava konusu taşınmazın paydaş olarak dahi maliklerinden olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; açılan davada Hazine'nin taraf sıfatı olmadığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, dava konusu taşınmazın 3391 ada 1 parsel numarasıyla ....... adına kayıtlı iken 21.07.2006 tarihinde 5018 Sayılı Yasanın geçici 12.maddesi gereğince Hazine adına tescil edildiğini, daha sonra .......tarafından taşınmazın bulunduğu bölgede 3194 Sayılı İmar Kanununun 18.maddesine göre yapılan imar uygulamasında taşınmazın 140,12 m2 lik kısmının 6398 ada 9 parsel numarası ile Hazine ve diğer hissedarlar adına tescil edildiğini, davacının dava konusu taşınmazda hissesi olmadığını, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...'e dava dilekçesi yöntemine uygun biçimde tebliğ edilmesine rağmen yargılama oturumlarına katılmamış ve cevap vermemiştir.
Mahkemece davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
.....
Hüküm davacı vekili tarafından esastan, davalı Hazine vekili tarafından vekalet ücreti bakımından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu 6398 ada 9 parsel sayılı taşınmazın bir kısım hissesi 17.04.2009 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu davalılar ... ve ... adına, kalan hissesi de 16.06.2009 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu ......adına paylı mülkiyet hükümleri uyarınca 140,12 m2 olarak tescil edilmiştir. Davacının evinin 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi uygulaması ile oluşturulan imar parselinde kalıp kalmadığının belirlenmesi gerekir. Bunun için davacıya ait evin imar uygulamasından önce yapılmış olması zorunludur. Kaldı ki 18.madde uygulamasında........uygulanıp uygulanmadığı, imar uygulamasından önceki parsellerde davacının olup olmadığı anlaşılmadığından, mahkemece bu hususun araştırılıp belirlenmesi zorunludur.........3194 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca 17.04.2009, 16.06.2009 tarihlerinden önce yapılan şuyulandırmada davacının, dava konusu imar parseli üzerinde veya herhangi bir parsel üzerinde muhtesat niteliğinde evi var ise davacının böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır....... Müdürlüğünün 20.07.2012 tarih ve -1632-7799- sayılı davacı ... ile ilgili karşılık yazılarında, " 08.05.2012 tarih ve 1234 sayılı " Encümen Kararı gereğince yeniden yapılan imar uygulaması sonucu ...'a 6398 ada 15 parselde (eski 6398 ada 9 parsel) pay verilerek mağduriyetinin giderildiğinin bildirildiği halde, eldeki dava dosyası içinde bulunan.....18.10.2011 tarih ve 2011/37 Esas, 2011/3056 sayılı izaleyi şuyu dosyasına gönderdiği, 14.07.2011 tarih ve -1861-6549- sayılı karşılık yazılarında ise,......2009/1015 Esas ve 2010/708 Karar nolu iptal dosyasını......3352 ada 1 sayılı parsel ile ilgili olduiğunu, iptal kararının ......sayılı parsel ile ilgisinin bulunmadığını ve bu parsel ile ilgili şuyulandırmanın iptal edilmediğini, geçerliliğini koruduğunu bildirmiştir.
Yapılan bu açıklamalar karşısında davacının tespitini istediği iki katlı evin imar uygulaması sonucu hangi ada ve parseller üzerinde kaldığının yerinde yapılacak keşif ile ve teknik bilirkişiler aracılığıyla imar ve gerekirse kadastro paftası çakıştırılmak suretiyle belirlenmesi, hangi imar parseli üzerinde kaldığının krokiye işaret ettirilmesi, bu konuda davacının hukuki yararının olduğunun göz önünde bulundurulması, ortaklığın giderilmesi dosyasınında olayın çözümünde değerlendirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
......