MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair... Sulh hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.12.2011 gün ve 1350/923 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., dava dilekçesinde; kendisine babası ... kalan taşınmazların, kendisinin hastanede olduğu sırada köyde yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tespit edilerek tapuya tescil edildiğini açıklayarak ... 147 ada 32 parsel, 169 ada 1 parsel ve 170 ada 1 sayılı taşınmazların davalılar adına olan tapu kaydına iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı, 20.10.2011 tarihli keşif sırasında 147 ada 32 parsel sayılı taşınmazın oğlu ... ait olduğunu, itiraz ettiği taşınmazların 169 ada 1 ve 170 ada 1 sayılı taşınmazlar olduğunu, taşınmazların oğlu ... aldığı yer ile ...ile birlikte .,..’dan satın aldıkları yerin dışında kalan kısımlarının kendisine ait olduğunu beyan etmiştir.
Davalılara usulüne uygun olarak tebligat yapılmış davalılardan ... 18.01.2011 tarihli oturuma katılarak uyuşmazlık konusu taşınmazların babası ... tarafından satın alınan yerler olduğunu, dedesi olan davacının bu taşınmazlarda herhangi bir hakkının olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermedikleri gibi yargılama oturumlarına da katılmamışlardır.
Mahkemece; davanın kabulü ile 169 ada 1 ve 170 ada 1 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptaline, Fen Bilirkişileri... ve ... 22.11.2011 tarihli bilirkişi raporunda E, F, K, L, M harfleriyle gösterilen toplam 25.090,53 m2 yüzölçümüne sahip yerin davacı ... adına tapuya tesciline, davacının 147 ada 32 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davasının reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava muristen intikal ve kadastro öncesi kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK’nun 713/1. maddesi ile 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu 169 ada 1 parsel ve 170 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar 16.05.2009 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında sulu tarla vasfıyla senetsizden Hakkı oğlu ... yirmi yılı aşkın bir zamandan beri nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda iken 1996 yılında ölümüyle mirasçılarına kaldığı, mirasçılarının kesin olarak bilinmediği belirtilerek Hakkı oğlu ... adına tespit edilmiş, tespitin 09.07.2009 tarihinde kesinleşmesi üzerine aynı tarihte bu şahıs adına tapu kayıtları oluşmuş, 30.03.2010 tarih ve 180 nolu işlem ile taşınmazlar ... mirasçıları olan davalılar adına intikal ettirilmiştir.
Yapılan 17.06.2011 tarihli keşif sırasında üç yerel bilirkişinin birlikte dinlenilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. HUMK’nun ve HMK’nun da tanıklar hakkında yer alan hükümler aynı zamanda yerel bilirkişiler hakkında da uygulanır. HMK’nun 261. maddesi hükmü uyarınca, tanıkların ayrı ayrı
dinlenilmesi öngörülmüş olup, yerel bilirkişilerin Mahkemece birlikte dinlenilmeleri anılan madde hükmüne aykırıdır. Bundan ayrı 03.05.2011 tarihinde verilen keşif ara kararı da yöntemine uygun bir biçimde verilmiş bir ara karar olarak kabul edilemez. İlçe Jandarma Komutanlığı’na müzekkere yazılarak mahalli bilirkişilerin dava konusu yerde hazır edilmelerinin istenmesine, taraflara keşif gün ve saatine kadar delil ve tanık listelerini sunmaları için süre verilmesine karar verilmiştir. HMK’nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince Mahkemece belirlenen yerel bilirkişiler ile taraflarca bildirilen tanıkların davetiyle keşif yerine çağırılmaları, gelmedikler takdirde zabıta yoluyla keşif yerinde hazır bulundurulmaları, (HUMK. m. 253, HMK. m. 245) uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri gerekmektedir. Bu nedenle bu konuda verilen ara kararı anılan kanun hükümlerine aykırıdır.
Öte yandan davacı ...’a ait taşınmaz bölümleriyle davalıların murisi ve davacının oğlu olan ...’ın 3. kişilerden satın aldığı taşınmaz bölümleri yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmadığı gibi uyuşmazlık konusu 169 ada 1 ve 170 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının tamamen iptaline karar verildiği halde taşınmazların krokide E, F, K, L, M harfleriyle gösterilen bölümlerinin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, diğer taşınmaz bölümlerinin kimin adına tescil edileceği hususunda herhangi bir hüküm kurulmamıştır. HMK’nun 297/2. (HUMK 288/2) maddesine göre; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” Görüldüğü gibi hüküm fıkrasının açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde kurulması gerekir. Somut olayda hüküm fıkrasında; davacı adına tesciline karar verilen E, F, K, L, M harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümleri dışında kalan H, D ve C harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin kimin adına tescil edileceği konusunda şüphe ve tereddüt bulunmaktadır. Doğru ve düzgün sicil oluşturulması kamu düzeniyle ilgilidir. Mahkemece hüküm kurulurken taşınmazın davacı adına tescil edilecek kısımlarının tapu kayıtlarının iptali ile bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi, şayet iptal edilen taşınmaz bölümleri dışında kalan taşınmaz bölümlerinin birbirleriyle bağlantıları kesilmiş ise davalı üzerinde bırakılacak ilk taşınmaz bölümü dışındaki taşınmaz bölümlerinin aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle davalı adına yazılmasına karar verilmesi gerekir. Bundan ayrı mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılarak taraflara davacı ...’ya ait taşınmaz bölümleriyle davalıların murisi Kemal tarafından üçüncü kişilerden satın alınan taşınmaz bölümleri ile sınırları sorularak gösterdikleri sınırlar teknik bilirkişinin krokisine işaretletilmeli, davacıya ait taşınmaz sınırlarıyla davalıların murisi Kemal’ın üçüncü kişilerden satın aldığı taşınmaz sınırlarının bu şekilde belirlenememesi halinde davacıya ait taşınmaz bölümleriyle davalıların murisi tarafından üçüncü kişilerden satın alınan taşınmaz bölümlerinin sınırları yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı yerel bilirkişi ve tanıkların göstereceği sınırlar teknik bilirkişinin krokisine işaretletilmeli ondan sonra tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle 169 ada 1 parsel ve 170 ada 1 parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmesi Usul ve Yasa'ya aykırı olmuştur.
Davalı ...’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy