.......
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Bulgaristan uyruklu ..... aleyhine,........ yevmiyeli ve 18.01.2012 tarihli onaylı sureti sunulan ''30.09.2009 tarihli mali kaynak borç sözleşmesi'' ile 11.03.2010 tarihinde noter huzurunda uzlaşılan, imzalanan ve onaylanan geri ödeme planına dayalı olarak, ilamların icrası yolu ile takip başlatılmıştır.
Borçlu şirket vekili, takibe konu sözleşmede tahkim şartı bulunduğundan, bu sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla doğrudan icra takibi yapılamayacağını, yine sözleşmede taraflarca hukuki ilişkiden doğacak ihtilaflarda (sözleşmenin icra ve ifasında) ....... Hukukunun uygulanacağı kararlaştırıldığından Türk Hukukuna göre sözleşmenin icraya konulmayacağını, konulabilecek olsa dahi belgenin İİK'nun 38. maddesinde belirtilen, noterde düzenlenmiş kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren belge vasfında bulunmadığını, ödeme emri yerine icra emri düzenlenmesinin de yasa ve usule aykırılığı olduğu ileri sürülerek icra emrinin ve takibin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece takip konusu belgenin yabancı memlekette o ülkenin kanunlarına göre yetkili kılınmış noter tarafından düzenlendiği.....onandığı, bu haliyle ....... noterlerince düzenlemiş resmi senet ve İİK'nun 38. maddesinde belirtilen ilam mahiyetindeki belge vasfında olduğu, ayrıca taraflar arasında yapılan tahkim sözleşmesinde ........ bağlı arabulucu mahkemesi veya.....mahkemesinin görevli ve yetkili kılınarak ikilem yaratıldığı, tahkim hususundaki iradenin kesin olarak ortaya konulması nedeniyle geçersiz bulunduğu belirtilerek itirazların ve şikayetin reddine karar verilmiştir.
Borçlu vekili tarafından hüküm temyiz edilmiştir.
Devletler Hususi Hukuku Kaideleri, yabancılık unsuru taşıyan (Milletlerarası unsur) belirli bir olaya ve ilişkilere hangi devletin maddi hukuk hükümlerinin uygulanacağını gösterir. Bu kaideler bir uyuşmazlığı bizzat çözümlemezler. Sadece, onu çözümleyecek olan .....
yetkili maddi hukuk kurallarını belirtmekle yetinirler. Buradaki hukuk, mahalli hukuk veya yabancı bir hukuk olabilir. Devletler Hususi Hukuku Kaideleri iç hukuk kaideleri olduğundan her devletin kendine özgü bir Devletler Hususi Hukuku vardır. Devletler Hususi Hukuku, Maddi Özel Hukuk gibi, bireyler arasındaki adaleti kurmayı amaçlar.
Milletlerarası Medeni Usul Hukuku ise; yabancı unsurlu olay ve ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, diğer konular yanında, özellikle Türk mahkemelerinin davaya bakmaya yetkisi olup olmadığını belirleyen kaidelerin bütünüdür.
12.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren, 27.11.2007 günlü 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun; Devletler Hususi Hukukumuzun ana kaynağını oluşturur. Bu kanun "Milletlerarası Özel Hukuk" ile "Milletlerarası Usul Hukuku" olarak iki bölümde düzenlenmiştir.
Milletlerarası bağlantıları bulunan (Yabancı Unsurlu) olay ve ilişkilerden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklarda, mahkemelerin milletlerarası yetkilerini düzenleyen kaideler Usul Hukukunu meydana getirir. 5718 sayılı Yasa, milletlerarası yetkiye ilişkin hükümleri ile (Md.40-49) Türk mahkemelerinin Devletler hukuku anlamında haiz oldukları yargı yetkisini hangi ölçüler içinde kullanacaklarını belirler.
Anılan yasanın 47. maddesinde; "Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın, yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilecekleri, yine 24. maddesi hükmünde ise; Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinin tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tâbi olacağı hususları düzenlenmiştir.
Somut olayda takip konusu belgenin (sözleşmenin) 7. kısmında, bu sözleşmeyle ilgili uygulanacak hukukun...........hukuku olduğu, sözleşmenin yorumlanmasında, ifasında veya sona erdirilmesinden kaynaklanan tüm anlaşmazlıkların ....tarafından çözüleceği hususu düzenlenmiştir.
Bu durumda, Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince taraflardan birinin yabancı uyruklu olduğu ve takip konusu belge içeriğinde hukuki ilişki (sözleşme) ile ilgili yabancı hukukun ve tahkim yolunun seçildiği nazara alınarak, şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi yerine, Türk Hukukuna göre belgenin İİK'nun 38. maddesindeki vasıfta kabul edilerek ilamlı takibe konu edilmesinin mümkün ve tahkim şartının geçersiz olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi, yine .... maddesi gereğince teminat şartının yerine getirilip getirilmediği hususun res'en incelenmesi gerekirken bu hususta her hangi bir inceleme yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4 (HMK. m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
......
Full & Egal Universal Law Academy