MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Borçlu vekili şikayetinde; alacaklı tarafından takibe konu alacak kalemleri içinde birleşen dava alacağı olarak 3.124,74 TL nin “davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiş, ancak bu alacağa faiz işletilmesine dair bir hüküm olmayıp icra emrinde 10,02 TL işlemiş faiz ile takipten sonra %9 faiz istenmiş, ayrıca faize faiz istenemeyeceğinden takibin iptalini talep etmiştir. Mahkemece; takibin niteliği gereği takip alacaklısının karar tarihinden itibaren asıl alacaklar için de yasal faiz oranı üzerinden faiz talep edebileceğinden şikayetin reddine karar verilmiştir.
... 10.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 23.01.2013 tarih ve 2011/320 Esas 2013/10 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; birleşen davada davacı, mahkeme dosyasındaki bilirkişi raporuna göre dava tarihine kadar işlemiş faizin 3.214,74 TL olarak belirlendiğini belirterek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, Mahkemece de ödenen ceza bedelinin 15.132,00 TL ödeme tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faizin 3.214,74 TL olduğu kabul edilerek “... 3.214,74 TL'nin davalıdan alınıp davacılara verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar hükümde faize hükmedilmemiş ise de karar gerekçesinde 3.214,74 TL alacağın faiz alacağı olduğu açıktır.
Faize faiz yürütülmesi 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 121/2 (B.K 104/son) maddesi gereğince mümkün değildir. 3095 sayılı Kanunun 3. maddesinde kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği, bu konuya ilişkin Türk Ticaret Kanunu'nun hükümleri olduğu belirtilmiştir. TTK'nun ticari işlerde faiz serbestisini ve mürekkep faizi düzenleyen ticari işlerde faiz başlıklı 8. maddesinin 3. fıkrasında ise, ödünç para verme işlerinde bankalar, tasarruf sandıkları ve tarım kredi kooperatifleri hakkında hususi hükümlerin saklı bulunduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda değerlendirilebilecek kapitale dönüşen faiz alacağı, bir paranın faiz geliri elde etmek amacıyla ödünç verilmesi veya
herhangi bir şekilde bir süre borçluda kalması üzerine, faiz ödenmesinin öngörüldüğü hallerde söz konusu olabilir. (HGK. 31.03.2004 tarih ve 2004/12-163 Esas, 2004/184 Karar)
Somut olayda, takip dayanağı ilamda kapitale dönüşen bir faiz alacağına hükmedilmemiştir. Bu nitelikteki faiz alacakları yönünden de Borçlar Kanunu'nun 104/son maddesi gereğince faiz yürütülmesi mümkün değildir. İlamda açıkça faiz alacağı olarak belirlenen 3.214,74 TL için 10,02 TL işlemiş faiz ve takipten sonra bu alacak için istenen işleyecek faiz istemi yasaya aykırıdır.
O halde faize yönelik şikayet nedeniyle; Mahkemece istemin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.
SONUÇ:Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy