MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Dava, 3.kişi tarafından İİK 96 maddesi gereği açılan istihkak davasının kabulü istemine ilişkindir. Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme ile mülkiyet karinesi borçlu lehine olup alacaklı yararına bulunduğundan ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3.kişi asil tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 3. kişi, ... İcra Müdürlüğü’nün 2012/3618 sayılı takip dosyasında yapılan 27.11.2012 tarihli hacze konu menkullerden olan bilgisayarın kendisinin olduğunu, borçlu eşi ile bir ilgisi bulunmadığını bildirerek istihkak iddiasının kabulünü istemiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; “Davacı haczedilen malların kendisine ait olduğunu belirterek istihkak davası açmıştır. Dosyaya toplanan tüm delillerden davacı haczedilen malların kendisine ait olduğunu iddia etmiş ise de, bu malların kendisine ait olduğunu ispat edemediği ve ibraz ettiği belgelerin mutlak mülkiyet belgesi olmadığı, İİK.nun 97/a madde hükmü gereği bir menkul malı elinde bulunduran kişinin onun maliki sayılacağı, mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, davacı 3. kişinin yasal karinenin aksini yeterli ve inandırıcı bir biçimde ispat edememiş olduğu anlaşıldığından davacının ispat edilemeyen davasının reddine ve davalı vekilinin tazminat talebinin şartları oluşmadığından hükmedilmesine yer olmadığına” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Uyuşmazlık, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü istihkak iddiasına ilişkindir.
İstihkak davalarına İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler Dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır. İcra hakimi, tarafları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için yöntemine uygun biçimde davet etmeden hüküm veremez.
Basit yargılama usulünü düzenleyen HMK'nun 317 ve devamı maddelerinde belirtilen usul çerçevesinde yargılama yapılıp hüküm verilmesi gerekir.
Bu durum, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle ... İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Diğer yandan, istihkak davalarında alacak miktarı ile hacizli malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının başlangıçta 1/4’ü peşin olarak alınmalıdır. Her ne kadar 01.10.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nun “Ön İnceleme ve Tahkikat” başlıklı 320. maddesinin 1. fıkrasında 1086 sayılı HUMK’ndaki düzenlemelerden farklı olarak: “(1) Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir…” düzenlemesine yer verilerek basit yargılama usulüne tabi davalar açısından duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesi olanağı getirilmişse de; Mahkemelerce bu hükmün uygulanacağı haller tayin edilirken, özellikle iddia ve savunma haklarının kısıtlanması sonucunu yaratacak uygulamalardan kaçınılması ve her olayın özelliğine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Somut olaya gelince, davacı 3. kişi, haczedilen bilgisayarın kendisine ait olduğunu iddia ederek, haczin kaldırılmasını istemiş, fatura ibraz etmiştir. Davalı alacaklı vekili ise cevap dilekçesi ile yetki itirazının yanı sıra, faturanın delil gücü olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece duruşma açılarak taraflara duruşma gün ve saati tebliğ olunarak, iddia ve savunma çerçevesinde kanıtların toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde duruşma açmaksızın dosya üzerinden inceleme ile sonuca karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-)Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı 3.kişinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 01.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy