MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve ..., dahili davalılar ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 14.10.2008 gün ve 184/568 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ..., dava konusu 5 parça taşınmazın ortak muris ...’dan kaldığını, mirasçılardan ...’ın miras payını senetle ...’ya devrettiğini, aynı payın 02.08.1984 tarihli senetle kendisine bağışlandığını, yine mirasçılardan ...’ın miras payını 13.10.1988 tarihli senetle satın aldığını, ancak kadastro sırasında davalılar adına tespit edildiğini açıklayarak, satın alınan payların iptaliyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, keşif sırasında dava dilekçesinde yazılı 153 ada 32 parseli aynı ada 38 parsel olarak düzelttiğini bildirmiştir.
Harcını yatırmak suretiyle davaya katılan ... 22.04.2003 tarihli dilekçesinde hukuki yararı bulunduğunu açıklayarak davaya müdahil olarak katılmak istediğini bildirmiştir.
Dahili davalılardan ..., yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalılar ile diğer dahili davalılar yargılama oturumlarında temsil olunmamıştır.
Mahkemece, müdahil davacı ... tarafından açılan davanın 3402 sayılı Kanunun 12/3.maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davacı ... tarafından açılan davanın kabulüne, dava konusu 132 ada 32 parsel, 153 ada 38 parsel, 110 ada 217 ve 1141 parsellerin tapu kayıtlarının iptaliyle toplam 100 pay kabul edilerek 19/100 payın davacı ..., kalan 81/100 payın davalı ... adına, dava konusu 108 ada 470 parselin tapu kaydının iptaliyle toplam 50 pay kabul edilerek 7/50 payın davacı ... adına, kalan 43/50 payın davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalılar ... ile ... tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; tarla niteliğindeki dava konusu parseller, 20 yılı aşan kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak belgesizden 31.03.1992 tarihinde davalılar ... ve ... adına tespit edilmiş,16.12.1992, 01.04.1992 tarihinde Kadastro Mahkemesi kararı ile hükmen davalılar ... ve ... adına tescil edilmiş,15.09.2008 tarihinde hükmen 2/50 paylı mülkiyet şeklinde davacı ... kalan paylar davalılar ... ve ... adına tescil edilmiştir. Öte yandan ve kural olarak tapu iptali ve tescil davalarının kayıt malikine, ölü ise mirasçılarına
karşı açılacağı kuşkusuzdur. Davacı tarafta, davada husumeti kayıt malikine yöneltmiş olup pay temliki yapan mirasçıların davaya dahil edilmesine gerek yoktur.
Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, dava konusu taşınmazlardan 108 ada 470 parselin ortak kök muris ...’dan kaldığı, mirasçılardan ...’ın miras payını davacının annesi ...’a satıp devrettiği, ...’ın da satın aldığı payı 02.08.1984 tarihli senetle davacıya bağışladığı, yine mirasçılardan ...’ın da miras payını 13.10.1988 tarihli senetle davacıya devrettiği anlaşıldığına, bu parsel yönünden dava mirasçılar arasındaki bir dava niteliğinde olduğuna, mahkemece deliller takdir edilerek davacının satın aldığı payların iptali ile davacı adına tesciline karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığında göre, davalı ...’un temyiz itirazlarının reddiyle hükmün 108 ada 470 parsele ilişkin bölümünün ONANMASINA,
Davalı ...’un temyiz itirazlarına gelince; davacı, dava konusu 132 ada 32 parsel,153 ada 38 parsel,110 ada 217 ve 1141 parsellerin miras bırakanından kaldığını ileri sürerek iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir. Mirasçılık belgesine göre, davacının kök miras bırakanı ... 17.07.1971, yakın miras bırakanı ... 04.04.1988 tarihinde ölmüştür. Miras bırakanların ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, taksim hakkında bir açıklama da yapılmamıştır. Davalı ... mirasçılardan ... eşi olup mirasçı hayattadır. Davalı ... miras bırakan ... terekesine göre 3.kişi durumundadır. Başka bir anlatımla; dava mirasçılar arasında yürüyen bir dava niteliğinde olmayıp davalı ...’un mirasçılık sıfatı bulunmamaktadır. TMK.nun 701.maddesinde; “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir” şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olup terekenin tamamını kapsar. Aynı Kanunun 702.maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Dava açmakta tasarrufi bir işlem olduğuna göre, mirasçılardan birisinin tek başına dava açması mümkün değildir. Başka bir anlatımla bir mirasçının elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bir taşınmaz üzerinde tek başına tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Mirasçılardan birisinin açtığı dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da dava açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılması (olurlarının alınması) veya TMK.nun 640.maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayin edilmek suretiyle davaya devam edilmesi mümkün değildir. Davacının böyle bir dava açma yetkisi bulunmadığından dava konusu 132 ada 32 parsel, 153 ada 38 parsel, 110 ada 217 ve 1141 parsellere ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı ...’un temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 132 ada 32 parsel, 153 ada 38 parsel, 110 ada 217 ve 1141 parsellere ilişkin bölümünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,taraflarca HUMK.nun 388/4.
(HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 289,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.