MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve müşterekleri ile Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.02.2012 gün ve 441/21 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedenlerine dayanarak, dava dilekçesinde mevki ve sınırları yazlı olan ve kadastro sırasında tespit dışı bırakılan taşınmazın bir kısmının kadastro çalışmaları sonucunda ihdasen Hazine adına tescil edilen 429 parsel içinde kaldığını açıklayarak, tapulu yer içinde kalan kısmın tapusunun iptaline ve tescil harici bırakılan yerle birlikte vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı Köy Tüzel Kişiliğine dava dilekçesi yöntemine uygun biçimde tebliğ edilmesine rağmen yanıt vermemiş ve oturumlara katılmamıştır.
Mahkemece, davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacılar vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından; dava konusu taşınmaz 1975 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında “taşlık” vasfı ile 766 sayılı Kanunun 2.maddesi uyarınca tespit dışı bırakılmış, tespit harici bırakılan bu yerlerden 02.07.2007 tarihli teknik bilirkişi raporunda A ve D ile gösterilen kısımları 2006 yılında idari yoldan Hazine adına tescil edilen 429 parsel içinde kaldığı ve aynı raporda B, F ve C ile gösterilen yerlerin ise tescil harici olduğu saptanmıştır. Taşınmazlar belirlenen bu niteliklerine göre imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olup 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde imar-ihya için öngörülen tüm olumlu ve olumsuz koşullar varlığı halinde zilyetlikle kazanılmaları mümkündür.
22.07.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunda A,B,C ve D ile gösterilen ve 1975 tarihinde “taşlık” vasfı ile tescil harici bırakılmış yerlerin ... Belediye Başkanlığı'nın 04.04.2013 tarih ve 671 sayılı yazısı uyarınca 23.02.1990 kesinleşen 1/1000 ölçekli imar planı kapsamında bulunduğu, D1 ile gösterilen yerin 1985 tarihli hava fotoğrafında işlenmeyen yerlerden olduğu belirlendiğine ve B1 ile gösterilen yerin taş bloklar halinde parçalı yapı arz ettiği Mahkemece gözlemlendiğine göre, bu harfler ile belirtilen yerler yönünden davacılar lehine zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığından davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu taşınmazlara ilişkin bölümünün ONANMASINA,
Davacı vekilinin 22.07.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunda A1 (13.049 m2) ve F (1.501,32 m2) ile gösterilen yerlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; her iki parça taşınmaz da yukarıda açıklandığı üzere 1975 yılında “taşlık” vasfı ile tescil harici bırakılmıştır. Kural olarak taşlık vasfındaki yerler Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden sayılır. Böyle bir yerin zamanaşımı yoluyla kazanılması ve özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline karar verilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesindeki koşullar altında imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirilmiş olması ve bu olgunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar kazanma koşullarının geçmiş olması gerekir.
Böyle bir taşınmazın niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Mahkemece hava fotoğrafları uygulanmış ise de yapılan uygulama yeterli olmadığı gibi, taşınmazın niteliğini belirlemekten uzaktır.
O halde; dava tarihinden geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait (1975-1985 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğü'nden, getirtilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları ve Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilecek paftaların keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü'nden gelen paftaların ise düzenlendikleri (1975-1985 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, teknik bilirkişiye tescil konusu yerin pafta üzerinde işaret ettirilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladığı, ne şekilde sürdürdüğü ve hangi tarihte tamamladığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak belirlenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, HMK'nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip Mahkeme Hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekir. Mahkemece yukarıda yazılı araştırma ve incelemeler yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy