MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Dava, 3.kişi tarafından İİK 96. maddesi gereği açılan istihkak iddiasının kabulü istemine ilişkindir. Mahkemece, haciz yerindeki elektrik ve su aboneliği 1990 yılından beri davacı 3. kişi adına olup, davacı 3.kişi ile borçlunun adresleri farklı olduğundan davanın kabulüne, mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 3.kişi vekili, davacının işyerinde davacının yokluğunda ...'ün borcu nedeni ile haciz yapıldığını, haczin İİK'nun hangi maddesi gereği yapıldığının belli olmadığını, borçlunun haciz yerinde bulunduğunu, ancak beyanlarının tutanağa geçirilmediğini, haciz yeri ile ilgili olmayan çantadan çıkan evraklar dosyaya eklenerek haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını, bu nedenle borçlunun haciz tutanağını imzalamadığını, haciz yapılan işyerinin vergi levhası, elektrik ve su aboneliğinin davacı ... adına olduğunu, haciz usul ve yasaya aykırı olduğundan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçluya ait işyerinde borçlunun huzurunda haciz yapıldığını, vergi levhası olmadığı gibi borçluya ait evraklarında işyerinde bulunduğunu, davacı tarafından sunulan faturalar ile haczedilen mahcuzların aynı olmadığını, ... .İcra Hukuk Mahkemesi'nde aynı taraflar arasında görülen davada 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verildiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, haciz yapılan adresteki elektrik ve su aboneliklerinin davacı adına olduğu, abonelik tarihinin 1990 yılı olduğu ve ayrıca borçlu ile davacının işyeri adresleri farklı olduğundan, davanın kabulüne, mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nun 96.vd. maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, 29.08.2012 tarihinde, “... Mahallesi ... Caddesi No:131/A ...” adresinde borçlu ...'ün huzurunda yapılmış ve haciz mahallinde borçluya ait evraklar bulunmuştur. Bu durumda İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksini davacı 3.kişinin kesin ve inandırıcı delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davacı 3.kişi tarafından bu yasal karinenin aksinin ispatına yönelik olarak hacizli mallara ilişkin fatura ibraz edilmiştir. Söz konusu fatura 17.08.2012 tarihli olup borçlu ... tarafından 3.kişi ... adına borcun doğumundan sonra düzenlenmiştir.
Borçlu ile 3.kişi aynı iş kolunda, birbirine yakın tarihlerde ticari faaliyette bulunmuşlardır. Dairemizce (Yargıtay 8.Hukuk Dairesi 2013/5257 Esas) aynı tarihte temyiz incelemesi yapılan ... .İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/592 Esas 2013/878 Karar sayılı dosyasındaki bilgi ve belgelere göre de, aynı taraflar arsında görülen davada 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmiş ve bu kararın gerekçesi doğru bulunduğu için söz konusu karar onanmıştır. Ayrıca haciz yapılan işyerinde istihkak iddiasında bulunan 3.kişi ..., vergi levhasına göre 17.08.2012 tarihinde işe başlamıştır. Su aboneliğinin 22.08.2012 tarihinde elektrik aboneliğinin ise 23.08.2012 tarihinde olmasına ve dosyada bulunan vekaletnamedeki nüfus bilgilerine göre, davacı 03.07.1990 doğum tarihli olmasına rağmen Mahkemenin gerekçesinde belirttiği elektrik ve su aboneliğinin 1990 yılından beri davacı 3.kişi adına olduğu hususunun da doğru olması mümkün değildir.
Buna göre, İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır. Borçlu ile 3.kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler ve devirler yapıldığı kabul edilmelidir. Aralarında muvazaa yoksa bile borcun doğumundan sonra borçlu ile 3.kişi arasında yapılan bu nitelikteki devirlerin İİK.nun 44.ve TBK 202. maddeleri gereğince alacaklının hakkını etkilemeyeceği açıktır.
Bu durumda hukuki ve maddi olgular birlikte değerlendirilerek Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 587,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.