......
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili,.....2012/4308 sayılı Takip dosyasında yapılan 05.07.2012 günlü hacizde üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu, ancak davalı şirketler arasında ortakları, aynı adreste ve aynı alanda faaliyet göstermeleri nedeni ile organik bağ bulunduğunu, işçilik alacağından kaynaklanan icra takibinde alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı hareket edildiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, dava konusu haczin üçüncü kişinin iş yerinde yapıldığını, bu sırada borçluya ait belge ya da ürün bulunmadığını, üçüncü kişi ve borçlu arasında organik bağ bulunmadığını, iki şirketin ortaklık yapısı ile faaliyet adreslerinin farklı olduğunu, aynı ürünleri dahi satmadıklarını, davacının iddiasını kanıtlamaya elverişli delilleri sunamadığını, mahcuzların aslında..... marka ayakkabı üreten......isimli şirketten alındığını, aradaki franchise sözleşmesi uyarınca başka marka ürün satamayacaklarını, konsinye (sat-kazan) usulü ile satış yaptıkları için haczedilen ayakkabıların mülkiyetinin üçüncü kişiye ait olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: davalı üçüncü kişi ve borçlu şirketler arasında ortaklık yapısı, çalışanları ve aynı alanda faaliyet göstermeleri nedeni ile organik bağ bulunduğu, istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğü gerekçesi ile davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmiş; hüküm, davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. vd. maddesi uyarınca “istihkak iddiasının reddi” davası olarak açılmıştır. .//..
2013/7652-15591 -2-
İstihkak davalarında geçerli bir istihkak iddiasının varlığı dava ön şartı olup, kimlerin istihkak iddiasında bulunabileceği yasada belirtilmiştir. Buna göre; İİK’nun 96/1. maddesinde: “Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra zabıtlarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir…” düzenlemesi yer almaktadır. Bu düzenlemenin ve yerleşmiş Yargıtay kararlarının ışığında, üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunabilecek kişilerin, borçlunun yanı sıra üçüncü kişinin vekili, müdürü, tüzel kişi ise yetkili temsilcisi, vb. kişiler olduğu söylenebilir.
Üçüncü kişinin istihkak iddiası üzerine yapılacak işlemler ise İİK’nun 97/1. 99. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre istihkak iddiasına karşı alacaklı veya borçlunun itirazı üzerine İcra Müdürü'nün dosyayı hemen icra mahkemesine göndermesi, takibin devamı ya da taliki yönünde bir karar alması gerekir. Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunuyorsa icra müdürünün, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre vermesi gerekir. Bu süre içinde icra mahkemesinde istihkak davası açılmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır.
Dava konusu hacizde hazır bulunan.... iş yerinin davalı ... Ltd. Şti.ne; mahcuzların mülkiyetinin ise dava ve takip dışı ......ne ait olduğunu, franchise sözleşmesi gereğince davalı üçüncü kişi şirkette bulunduğunu beyan etmiştir. Bu şahsın, iki şirket adına da istihkak iddiasında bulunabilecek kişilerden olmadığı anlaşılmaktadır. Bu koşullarda İcra Müdürü’nün davalı üçüncü kişi şirket ile ....acizden haberdar ederek, süresinde ve geçerli bir istihkak iddiası söz konusu olduğunda İİK’nun 97/1. ile 99. maddelerinden hangisinin uygulanacağını ilgili yasal düzenlemelere göre kararlaştırması gerekirken, haciz sırasında “alacaklı tarafa istihkak için süre verilmesi” şeklinde bir karar almakla yetindiği görülmüştür. Bu sürenin ne kadar olduğu, verilen sürede ne yapılması gerektiği ve sonuçları ilgilisine hatırlatılmadığı için alınan karar hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte değildir.
Ne var ki davalı üçüncü kişi şirket, vekili aracılığıyla (7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde) verdiği dilekçe ile mahcuzların kendilerine ait faturalı eşyalar olduğunu icra dosyasına bildirmiştir. Ekinde sunulan faturalarda konsinye mallara ilişkin düzenlendiği belirtilse de dilekçede dayanılan hak ile ilgili açıklık bulunmadığı, franchise sözleşmesinin de sunulmadığı görülmüştür. İcra Müdürlüğü’nün istihkak iddiasını ilgilisine açıklattırmadığı, bununla ilgili herhangi bir işlem de yapmadığı, bir gün sonra alacaklı tarafın istihkak iddiasının reddi istemi ile dava açtığı anlaşılmaktadır.
İcra Müdürlüğü’nün yukarıda belirtilen hatalı ve eksik işlemlerine karşı şikâyet yoluna başvurma olanağına sahip olan alacaklının, bunu yapmadan dava
açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı öncelikle tartışılıp değerlendirilmesi gereken hususlardandır.
Diğer yandan, alacaklının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu sonucuna varılsa bile bu kez, davalı üçüncü kişinin duruşmalar sırasında mahcuzların mülkiyetinin kendilerine değil ....... ait olduğu yönündeki kabul ve beyanları dikkate alınarak davada taraf sıfatının olup olmadığı değerlendirilmelidir. Hatalı işlemler nedeni ile gelinen noktada usul ekonomisi de dikkate alınarak, ..... (icra dosyasına verdiği 17.01.2013 tarihli istihkak iddiası üzerine dava açıp açmadığı da araştırılarak) gerekli görülürse davadan haberdar edilmesi, böylece husumetin doğru kişiye yöneltilmesi, taraf teşkilinden sonra toplanacak delillere göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir. .//..
2013/7652-15591 -3-
Belirtilen tüm hususlar dikkate alınmadan, işin esasına yönelik yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
Davalı üçüncü kişi vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığınataraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince, Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.....