MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz edenler tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davanın kabulüne yönelik ilk hükmün temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 15.12.2011 gün, 2010/11698–2011/12331 sayılı kararı ile; takip borçlusu hakkında devam eden iflas davasının sonucunun beklenerek, iflas kararının kesinleşmesi halinde davanın konusuz kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerektiği, kabule göre de davanın esastan reddi yerine kabulünün hatalı olduğu ve üçüncü kişi yararına tazminata hükmedilmesi için aranan koşulların gerçekleşmediği belirtilerek bozma kararı verilmiştir. Mahkemece uyma kararı verilerek yapılan yargılama sırasında iflas kararının kesinleşmesi beklenmiş, ancak yargılama sonucunda toplanan delillere göre: davanın kabulüne yönelik verilen hükmün temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararla bozulduğu, uyma kararı verildiği, buna göre mahcuzların takip borçlusuna ait olduğu yönünde kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine, alacaklı yararına tazminata karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili ile tazminat oranı yönünden davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.04.2009 gün, 452-123 sayılı iflas kararı, temyiz incelemesinden geçerek 27.05.2010’da kesinleşmekle borçlu hakkındaki takipler ve hacizler İİK’nun 193/2. maddesi uyarınca hükümden önce düşmüştür.
Bu durumda istihkak davası hükümden önce konusuz kalmıştır.
1) İİK’nun 97/13. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi için üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmiş olmasının yanı sıra teminat karşılığında takibin ya da satışın durdurulması yönünde bir tedbir kararının da alınmış olması gerekir. Esasen anılan yasal düzenleme kapsamındaki tazminat kötü niyet değil gecikme tazminatı olarak nitelendirilebilir ve alacaklının takibin durması nedeni ile alacağına geç kavuşmasından kaynaklanan zararının karşılanması amacı ile özel olarak getirilmiş bir düzenlemedir.
Somut olayda dava konusuz kalmış, yargılama sırasında 01.02.2008 itibarı ile satışın durdurulmasına karar verilirken teminat alınması dahi kararlaştırılmamıştır.
Bu nedenlerle alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için aranan yasal şartların oluşmadığı dikkate alınmadan yazılı biçimde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Diğer yandan daha önce % 40 olan tazminat tutarı 05.07.2012 tarihinden sonra derhal uygulanmak üzere % 20 olarak değiştirilmiştir. (6352 sayılı Kanun’un 106/b maddesi)
Belirtilen nedenlerle davalı alacaklı vekilinin tüm, davacı üçüncü kişi vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) İstihkak davası konusuz kaldığında, karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, maktu karar ve ilam harcı ile yargılama giderleri ve nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerekir.
Dava konusu mahcuz aynı takip dosyası içindeki aynı hacizle ilgili haczedilmezlik şikâyetine konu edilmiş, ... 9. İcra Hukuk Mahkemesi’nin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen 07.08.2008 tarih, 2007/1223–2008/1079 sayılı kararı ile şikâyetin reddine karar verilmiştir. Bozma ilamında anılan hükme atıfta bulunularak haciz tarihi itibarı ile mahcuzun borçlunun mülkiyetinde olduğunun belirlendiği, bu nedenle davanın esastan da reddi gerektiğinin belirtildiğine, Mahkemece bu hususlara da uyulduğuna göre; davanın açılmasına neden olan tarafın davacı üçüncü kişi olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda davanın açılmasına neden olan taraf üçüncü kişidir ve Mahkeme’nin yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile ilgili verdiği karar da sonucu itibarı ile doğrudur.
Her ne kadar yukarıda değinilen hususlar bozma nedeni ise de; dosyaya toplanan delillerden davanın açılmasına neden olan tarafın belli olduğu ve Mahkemece yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ile ilgili verilen karar da sonucu itibarı ile doğru bulunduğu için, belirtilen eksikliklerin giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmeyerek hükmün, 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin tüm, davacı üçüncü kişi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1. bendindeki “Açılan davanın yerinde görülmemesi nedeni ile reddine” tümcesinin çıkartılarak yerine “İstihkak davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına” tümcesinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15'er TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 06.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy