MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı (üçüncü kişi ve borçlu) vekili, ... 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/4449 sayılı takip dosyasında yapılan 27.05.2011 günlü hacze konu menkullerin tamamının üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, ...’in şirket ortağı olduğunu, takibe dayanak senedi keşide etmediğini, alacaklının gerçekte var olmayan bir şahıstan senedi ciro almış gibi göstererek hileli işlemler yapıldığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, borçlunun üçüncü kişi şirket ile organik bağ içinde olduğunu, davacı şirketin alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak kurulduğunu, haczin borçlunun adresinde yapıldığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: icra takibine dayanak senet üzerindeki imzanın borçlu ...’e ait olmadığı yönünde verilip kesinleşmiş Mahkeme kararının bulunduğu, istihkak davasının konusunun kalmadığı gerekçesi ile davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, taraf vekilleri yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Takip borçlusu ...’in icra takibine konu bonoyu düzenlemediği yönünde açtığı imzaya ve borca itiraz davası kabul edilip hüküm kesinleşmekle dava konusuz kalmıştır. İstihkak davalarında davanın konusuz kalması halinde maktu karar ve ilam harcı dâhil yargılama giderleri ile dava değeri üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerekir.
Somut olayda borçlu ... takibe dayanak senedi düzenlemediğine göre üçüncü kişi şirketin davanın açılmasına neden olan taraf olarak kabulü mümkün görünmemektedir. Ne var ki davacı taraf, bonoyu takip alacaklısına ciro yolu ile devreden ... isimli kişinin hayali bir şahıs olduğunu iddia edip, ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nda 2011/15453 Hz. numarası ile devam eden hazırlık soruşturmasına dayanmaktadır.
Takibin iyi niyetli olarak başlatıldığından söz edebilmek için davacının dayandığı tüm delillerin toplanıp incelenmesi, gerektiğinde... isimli şahsın hayali şahıs olup olmadığı yönünde araştırmalar da yapılıp tanık olarak anlatımlarına başvurulması, böylece davalı alacaklının davanın açılmasına neden olup olmadığının tayin edilmesi gerekmektedir.
Mahkemece belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan araştırma ve incelemeye dayalı olarak yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA ve taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy