.....
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, ...... 8. İcra Müdürlüğü’nün 2012/6587 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, ..... 7. İcra Müdürlüğü’nün 2012/183 sayılı Talimat dosyasında yapılan 07.05.2012 günlü hacze konu röntgen cihazının üçüncü kişiye ait olduğunu, 2005 yılında ikinci el olarak satın alındığını, ancak VUK’nun 253. maddesindeki 5 yıl saklama zorunluluğu dolduğundan fatura ve ilgili kayıtların imha edildiğini, ancak üçüncü kişinin faaliyet alanı ile uyumlu olan cihazın sigorta ettirildiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, dava konusu haczin borçlunun 2009 yılına kadar ticaret sicil kaydında geçen faaliyet adresinde yapıldığını, bu sırada borçlu şirketin eski ortaklarına ait evrakların ele geçtiğini, ispat yükü altında olan üçüncü kişinin mülkiyet karinesinin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: davacı üçüncü kişi ve borçlu şirketler arasında ortaklık yapısı itibarı ile organik bağ bulunduğu, dava konusu mahcuzun niteliği itibarı ile faturasız alınabilecek eşyalardan olmadığı ve 5 yıllık saklama süresinin dolduğu gerekçesi ile kayıtların sunulamadığı iddiasının hukuki dayanağının olmadığı, sigorta poliçesinin ise tek başına istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişi tarafından İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca “istihkak” davası olarak açılmıştır.
Borçlu ve davacı şirketler arasında ortaklık yapısı ve aynı adreste faaliyet göstermeleri nedeni ile bulunan organik bağ 2009 yılında borcun doğum tarihinden çok önce sona ermiştir.
......
Somut olayda organik bağ borcun doğum tarihinden çok önce ortadan kalkmıştır, bu nedenle alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı hareket edildiğinden bahsedilmesi mümkün olmayacaktır.
Diğer yandan iki şirketin faaliyet alanları farklı olup, hacze konu eşya üçüncü kişi şirketin faaliyet alanı ile uyumludur. İcra takibinin alacaklısı da sağlık sektöründe değil yapı malzemeleri alanında çalışan bir firmadır. Bununla birlikte haciz mahallinde davacı ortaklarına ait belgelerin ele geçmesi ise olağan bir durumdur.
Bu koşullarda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğunun kabulü gerekir. İcra Müdürlüğü’nün İİK’nun 99. maddesini sehven uygulamaması ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacaktır.
Alacaklı taraf mahcuzun borçluya ait olduğunu kanıtlamaya elverişli nitelikte delilleri dosyaya sunamamıştır.
Davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.....