MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... . Aile Mahkemesi'nden verilen 04.10.2012 gün ve 492/762 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, 1984 yılında evlenen davacı ve davalının 2010 yılında boşandıklarını, davacının öğretmen davalının ise memur olduğunu, davacının babasının yardımları ve babasının ölümünden sonra kendisine düşen miras payı ile edinmiş olduğu aracı davalının üzerine tescil ettirdiğini, davacının çalışması ile edindiği 359 ada 224 parselin davalı adına tescil edildiğini ve davalı tarafından 2002 yılından sonra edinilen 358 ada 7 parsel sayılı taşınmaz bulunduğunu açıklayarak taşınmaz ve araç için toplam 1.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 15.12.2011 tarihli açıklaması ile 359 ada 224 parsel için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL, araç için 3.500 TL ve 24.01.2012 tarihli açıklaması ile 358 ada 7 parsel sayılı taşınmaz için 17.500 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı 359 ada 224 parseli 19 yıl önce düğünde takılan takıları, evlilik öncesi birikimleri ve evlilik içinde biriktirdiği altınları satarak edindiğini, aracın ise müşterek çocukların ihtiyacı ve kredi borçları nedeniyle elden çıkarıldığını, davalı vekili ise davacının evlilik hayatı boyunca kazandığı parayı kendi ihtiyaçları için harcadığını, malların eski yasa döneminde edinilen kişisel mal olduğunu, 358 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davalının emekli ikramiyesi ile edinildiğini bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, araç ve 359 ada 224 parsele davacının katkısı ispatlanmadığından bunlara ilişkin talebin reddine ve edinilmiş mal niteliğindeki 358 ada 7 parsele ilişkin talebin kabulü ile talebe bağlı kalınarak 17.500 TL'nin hüküm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ilişkin bölümü davalı vekili ve redde yönelik bölümü davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Taraflar 05.01.1985 tarihinde evlenmişler, 28.07.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 28.07.2011 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında evlilik tarihi olan 05.01.1995 tarihinden TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 ye kadar mal ayrılığı, başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 28.07.2009 tarihine kadar yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.
Dava konusu 359 ada 224 parsel 23.08.1991 de, 358 ada 7 parsel 10.11.2006 da ve ... plaka sayılı araç ise 03.05.2000 tarihinde edinilmiştir. Taşınmazların ve aracın edinme tarihine göre davacının isteği araç ve 359 ada 224 parsel bakımından 743 sayılı TKM'nun (Mülga) 170.maddesi gereğince eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen maldan kaynaklanan katkı payı alacağı ve 358 ada 7 parsel yönünden 4721 sayılı TMK'nun 202 ve devam maddeleri gereğince kabul edilen yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan ve TMK'nun 219, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Dosyadaki belge ve bilgilere göre, dava konusu araç davalı adına kayıtlı iken 08.11.2004 tarihinde satış sonucu elden çıkarılmıştır. Kural olarak mal rejiminin tasfiyesi anında başka bir ifade ile boşanma dava tarihinde mevcut olan malvarlığı değerleri tasfiyeye dahildir. Davacı boşanma dava tarihinden 5 yıl kadar önce satılan ve evlilik içinde harcandığı ileri sürülen paranın mevcudiyetini ispatlamamış olup iddia edilen paranın miktar itibariyle 5 yıl içinde harcanması hayatın olağan akışına uygun görülmekle davacı vekilinin araca ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün buna ilişkin bölümünün ONANMASINA,
Davalı vekili ile davacı vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince, 359 ada 224 parsel sayılı taşınmaz 23.08.1991 tarihinde edinilmiştir. Kural olarak TKM'nin 170. maddesi gereğince taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlara ilişkin katkı payı talebinde bulunabilmek için somut bir katkının bulunması gereklidir. Davacının evliliğin başından itibaren öğretmen olarak çalıştığı ve gelir elde ettiği belirlendiğine göre davacının katkısının kabulü gereklidir.
Bu halde Mahkemece, iddia, savunmalar ve tanıkların beyanları dikkate alınarak öncelikle taşınmazın edinilmesinde davalı kadına ait ziynetler ile ailesinden yapılan yardımların bulunup bulunmadığının saptanarak, davalının varsa kişisel mal miktarı belirlenmeli, daha sonra tarafların her birinin taşınmazın edinme tarihine kadar ki gelirlerine ilişkin kayıt ve belgeler eksiksiz olarak getirtilmeli, taşınmazın edinildiği tarihteki, toplam gelirinden tarafların sosyal statüleri ile konumlarına göre yapabilecekleri kişisel harcamaları ile kocanın 743 sayılı TKM’nin 152. maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü uyarınca yapması gereken harcamalar çıktıktan sonra yapabilecekleri tasarruf miktarının ne olacağının belirlenebilmesi için konunun uzmanı bilirkişi kurulundan rapor alınması suretiyle davacı ile davalının çalışmaları karşılığında elde ettikleri gelirle sağlayabilecekleri katkı miktarı ayrı ayrı saptanarak toplam tasarruf miktarı karşısında davacının katkı oranı bulunmalı, bulunan bu oran varsa davalının kişisel mal miktarı düşüldükten sonra taşınmazın dava tarihindeki kalan değeri ile çarpılarak katkı payı alacağı tespit edilmeli ve davacının müsrif kişiliğinin ispatı halinde hakkaniyet ve Türk Borçlar Kanunu'nun 50-52 maddeleri gereğince uygun bir miktarda indirim yapılarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan dava konusu 358 ada 7 parsel sayılı taşınmaz yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında TMK'nun 202 ve devamı maddeleri gereğince edinilmiş mallardandır. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek taşınmazın tasfiye tarihindeki değeri dikkate alınarak (TMK. m.235/1) katılma alacağı belirlenmelidir. Somut olayda mahkemece taşınmazın karar tarihine en yakın değeri esas alınarak davacının talebine bağlı kalınmak suretiyle davacı lehine katılma alacağına hükmedilmiş ise de, dosya kapsamı ve davalıya ait banka kayıtlarından taşınmazın edinilmesinde davalının banka da değerlendirilen emekli ikramiyesinin kullanıldığı saptanmıştır. 15.08.2002 tarihinde davalı kadının banka hesabına 6.810,23 TL emekli ikramiyesi olarak aktarılmış, davalı tarafından çeşitli banka hesaplarında değerlendirildikten sonra ... Bankasındaki hesaba yatırılmış ve TMSF'nin ... Bankasına el koyması sonucunda 21.09.2006 tarihinde davalı adına ... Bankasındaki hesaba 11.985 TL olarak aktarılmıştır. Bu halde davacı emekli ikramiyesi olarak ödenen 6.810,23 TL'nin ne kadarının kişisel mal olduğu hususunda TMK'nun 228. maddesinde düzenlenen davalının ortalama yaşam tablosu (PMF) esas alınarak uzman bilirkişi kurulundan bu hususta da rapor alınmalı bu şekilde belirlenecek kişisel mal miktarı TMK'nun 230. maddesine göre taşınmazın değerinden düşüldükten sonra kalan miktarın yarısına davacının talebi de dikkate alınarak karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.
Davacı vekili ve davalı vekilinin ayrı ayrı temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4., (HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 260,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 235,70 TL'nin temyiz eden davacıya iadesine ve 260,00 TL peşin harcında istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy