MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ve ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 08.03.2012 gün ve 131/40 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde, 124 ada 41 parselin 800 m2'lik bölümünün babası tarafından 2000 yılında kendisine satıldığını, 2001 yılında taşınmaz üzerine ev yaptığını, ancak kadastro sonucu parselin davalılar adına tescil edildiğini, evinin daha değerli olması nedeniyle davalılara arsa bedelini ödemeye hazır olduğunu açıklayarak, nizalı taşınmazın tapusunun iptali ile adına tesilini istemiştir.
Davalılar ..., ... ve ... duruşmada, davaya konu taşınmazla ilgili kesinleşmiş mahkeme kararının bulunduğunu, bu nedenle davayı reddettiklerini savunmuşlardır.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiş, yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Mahkemece, ilk yargılama oturumunda ve taraf delilleri toplanmadan, dava konusu taşınmazla ilgili ... Kadastro Mahkemesi'nin 2005/841 Esas ve 2008/16 karar sayılı kararının bulunduğu, kararın 12.10.2010 tarihinde kesinleştiği açıklanarak davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu görüşüne katılmak mümkün değildir. Şöyleki; davaya konu 124 ada 41 parsel 15.03.2005 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/255 Esas sayılı dava dosyasında davalı olduğu açıklanarak, kadastro tutanak ve ekleri 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca ... Kadastro Mahkemesi'ne gönderilmiştir. Nizalı taşınmaza ilişkin ... Kadastro Mahkemesi'nin 2005/841 Esas sayılı dosyası üzerinde yapılan incelemede; İsmet Boğaz tarafından Hazine ve Kertil Köyü Tüzel Kişiliği'ne husumet yöneltilerek ... Asliye Mahkemesi'nin 2003/255 Esas sayılı dosyasında tescil davası açıldığı, ...ın ...aleyhine açtığı aynı Mahkemenin 2003/249 Esas sayılı elatmanın önlenmesi, kal ve tazminat davasının anılan dava ile birleştirilmesine karar verildiği, ..., ..., ..., ... ve ...'ın davaya, davalı sıfatıyla katıldığı,
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilmek suretiyle, dava dosyasının görevli ... Kadastro Mahkemesi'ne gönderildiği, ...'nun davaya müdahil sıfatıyla katıldığı, noter satış sözleşmesine tutunarak taşınmazın bir kısmında hak iddia ettiği, yine ...'ın davaya dahil edildiği, ... Kadastro Mahkemesi'nce, kal ve tazminat istemlerine yönelik davalar tefrik edilerek 10.10.2008 tarih, 2005/841 Esas ve 2008/16 Karar sayılı karar ile, eldeki davaya konu 124 ada 41 parsel ve dava dışı 121 ada 47 parsel sayılı taşınmazların ...mirasçıları, ..., ..., ..., ..., ..., ... adına tapuya tesciline karar verildiği, taşınmazlar üzerindeki muhdesatların aidiyetinin belirlendiği, kararın 12.10.2010 tarihinde kesinleşerek paylı mülkiyet şeklinde anılan kişiler adına taşınmazların tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı dilekçesinde tespit öncesi nedene dayanarak tapu iptali ve tescil istemiştir. Bilindiği üzere 1086 sayılı HUMK'nun 237. maddesi (3402 sayılı Kadastro Kanununun 34. maddesi) uyarınca kesin hükümden sözedebilmek için tarafların, hukuki sebebin ve davanın konusunun aynı olması gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 233. maddesinde "bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiği" açıklanmıştır. Somut olayda davacı ve hukuki sebepler farklı olduğundan kesin hükümden söz edilemez. Öyle ise, dava dilekçesindeki iddia gözönünde bulundurularak, taraf delillerinin toplanıp hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacıya verilmesine 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi