MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.04.2012 gün ve 21/57 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı zilyetlik hukuki nedenine dayanarak 102 ada 21 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olduğundan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, işin esası incelenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin, 09.12.2011 tarih 2011/2898 E., 2011/6839 K. sayılı kararı ile dava konusu 102 ada 21 parsel sayılı taşınmaz hakkında davanın açıldığı 25.11.2009 öncesi 01.07.2009 tarihinde kadastro tutanağı düzenlenmiş olup tutanağın 08.12.2009 tarihinde kesinleşmiş olduğu belirtilmiş ise de tutanağın 06.11.2009-07.12.2009 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı ve askı ilan süresi içinde bu dava açıldığından davanın kadastro tesbitine itiraz niteliğinde olduğunun kabulü ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca görevli ve yetkili Mahkeme ... Kadastro Mahkemesi olduğundan dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken maddi yanılgıya dayalı kesinleştirme şerhi esas alınarak davanın esasının sonuçlandırılmış olmasının bozmayı gerektirdiği bildirilmiştir.
Bozma kararı sonrasında 21.02.2012 tarihli tensip zaptında davacıya taraf sayısının 5 katı tutarında tebligat gideri 70 TL, 3 tanık için 66 TL, diğer iş ve işlemler için 50 TL, toplam 186 TL gider avansını yatırması için iki haftalık kesin süre verilmiş ve bu sürede eksikler giderilmez ise 6100 sayılı Yasanın 114/g maddesi gereğince gider avansı dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğundan reddedileceğinin ihtar edilmesine karar verilmiş, ilk oturum davacı gider avansının ödenmesi için davetiyeyi aldığını, ancak yatırmadığını belirtmiştir.
Mahkemece, davanın 6100 sayılı Yasanın 115/2. maddesi uyarınca davacı yatırması gereken gider avansını yatırmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 04.02.2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.nun 120/2 ve 114/1-g maddesinin somut olayda uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir.
"Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda gider avansı alınmasına yönelik bir düzenleme mevcut değildir. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 114/g maddesinde, gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiştir.
HMK'nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesinde;
"(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
(2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir." hükmü getirilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun delil ikamesi için avans başlıklı 324. maddesinde ise "(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişler ise, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.
(2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." hükmü getirilmiştir.
Öte yandan 6100 sayılı HMK'nun 448. maddesinde, "Bu Kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır." düzenlemesi yer almakta olup, anılan düzenlemeye göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe girecektir.
Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir sebep yada neden sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin gözönünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere YHGK'nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510, 485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-249 sayılı kararlarında da değinilmiştir.)
Uyuşmazlığa konu davanın 1086 sayılı HUMK.nun zamanında açılmış bulunması dilekçelerin tesbit aşamasını geçip tahkikat aşamasına geçilmiş bulunduğu gözetilerek bu aşamada HMK.nun 324. maddesi uyarınca sadece delil avansı istenebileceği gözden kaçırılarak kapsamıda belirtilmeden yazılı şekilde gider avansı istenmesinin yerinde olmadığı “... Hukuk Genel Kurulu'nun 12.12.2012 tarih 2012/1202-1281 sayılı kararında” belirtilmiştir.
Somut olayda dava 1086 sayılı HUMK.nun yürürlükte olduğu dönemde ve 25.11.2009 tarihinde açılmıştır. Bu aşamada Mahkemece sadece HMK.nun 324. maddesi
uyarınca delil avansı istenilebilir. Hal böyle olunca, Yerel Mahkemece yapılacak iş; bozma kararına uyulduğundan bozma kararı kapsamı uyarınca karar vermekten ibarettir.
Belirtilen usul yerine önceki yasa döneminde açılan davada, kazanılmış hakkı ortadan kaldıracak şekilde bu davada uygulama yeri bulunmayan 6100 sayılı HMK.nun ve 114/g bendi gereğince yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacı tarafın temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.