MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Alacak
... ile ... aralarındaki alacak davasında dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 22.11.2012 gün ve 264/471 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, tarafların ... 2. Aile Mahkemesi'nin 2011/910 Esas ve 2011/1049 Karar sayılı ilamıyla boşandıklarını, boşanma ilamının hüküm fıkrasında "....26 S 0396 plakalı aracın mülkiyetinin yarı yarıya aidiyetine, ödenmemiş borç nedeniyle de yarı yarıya sorumluluklarına dair beyanlarının uygun bulunmasına..." karar verildiğini, niza konusu aracın davalı üzerine kayıtlı bulunduğunu, boşanma ilamında hükme bağlandığı üzere 1/2 payının vekil edenine devredilmediğini, iptal ve tescile dair ibare içermediğinden ilgili hükmün infaz edilemediğini açıklayarak, fazla hakları saklı tutularak araç değerinin yarısı 5000 TL ile ticari plaka değerinin yarısı 5000 TL'nin boşanmanın kesinleştiği tarihten itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın Aile Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, dava konusu aracın kredi borçlarının kendisi tarafından ödendiğini, davacının hükümde kararlaştırılmasına rağmen ödeme yapmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine, Aile Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere ve kural olarak, görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK. m. 118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesi'nde bakılacağını hükme bağlamıştır. Somut olayda; istek eşler arasında mal rejiminden kaynaklanan alacak niteliğinde bulunmamaktadır. Talep, boşanma davasında hüküm altına alınan araca ilişkin uyuşmazlığın infazının sağlanamaması nedenine dayalıdır. Şu halde, davaya Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bakılıp bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek Aile Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kaldı ki, yerel mahkemeye ibraz olunan 26.02.2013 tarihli dilekçede; "...Tarafların karşılıklı sulh oldukları, bu duruma göre açılan davadan feragat edildiği...." belirtilmiş, dilekçe davacı vekili tarafından imzalanmış, mahkemece kimlik tespiti yapılarak aynı tarihli hakim havalesi ile temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 307 (1086 sayılı HUMK'nun 91.) maddesinde düzenlenen davadan feragat ile davacı talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçebilir. Feragat müessesesi, tarafların dava konusu üzerinde tasarrufta bulunmak suretiyle davaya son verebilecekleri hallerden biridir. Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada karşı tarafın kabulüne bağlı olmaksızın davadan feragat edilebilir. Feragat beyanı mahkemeye ulaştığından itibaren kesin hükmün sonuçlarını oluşturur. Hal böyle olunca hükmü temyiz eden davacı vekili yukarıda tarihi belirtilen imzalı ve kimlik tespitli dilekçe ile davadan feragat edildiğini bildirdiğinden, davacı tarafın feragat beyanının mahkemesince değerlendirilmesi ve feragat dilekçesi çerçevesinde hüküm kurulması için hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 21,15 TL peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
EGT