.......
... ile ... aralarındaki mirasçılık belgesinin iptali davasının reddine dair...........Mahkemesi'nden verilen 14.02.2013 gün ve 1046/175 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde.........Mahkemesi'nin 05.03.2012 tarih ve 2012/268 Esas sayılı mirasçılık belgesi ile davalı ...'ın muris ................oğlu olması nedeniyle mirasçısı sayılarak kendisine mirastan 1 pay verildiğini, ancak davalının ...........düzenlenen 08.10.1997 tarih ve 46537 yevmiye nolu mirastan feragat sözleşmesi ile muris.......mirasından ivazlı olarak feragat ettiğini, bu nedenle murisin mirasçısı olmadığını açıklayarak davalının murisin mirasçısı olmadığın................Hukuk Mahkemesi'nin 05.03.2012 tarih ve 2012/268 Esas sayılı mirasçılık belgesinin davalı yönünden iptali ile yeni bir mirasçılık belgesi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı ... ile dava dışı ........ tarafından .........Mahkemesi'nin 2012/178 esasına kayıtlı dosya üzerinden açılan tapu iptali ve tescil davasında davacılar tarafından davalının murisleri ile yaptığı mirastan feragat sözleşmesinin hükümleri ile davalının miras payının kalmadığının tespitini talep ettiklerini, bu nedenle öncelikle derdestlik itirazında bulunduklarını, esas yönünden de hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle veraset belgesinin iptaline ve yeni veraset belgesi verilmesine karar verilmiş ise de, görev hususu gözardı edilerek kararın verildiği belirlenmiştir.
Görev kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Dava, 6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra 05.09.2012 tarihinde açılmıştır. 01.10.2011 tarihinden önce yürürlükte bulunan HUMK'nun Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevini belirleyen 8/II-5. bendine göre “mirasçılık belgesi verilmesi hakkındaki isteklerle, bu belgenin değiştirilmesi veya iptali davalarına…” bakar şeklinde olduğu halde 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nun 1. maddesi uyarınca; “Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden” sayılır, hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 2. maddesinde ise, “dava konusunun değer
.............
ve miktarına bakılmaksızın mal varlığına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesi” olduğunu vurgulamıştır. 6100 sayılı HMK'nun 4/1-ç bendine göre, “Bu kanun ile diğer kanunların, Sulh Hukuk Mahkemesi veya sulh hukuk hakiminin görevlendirdiği davalara Sulh Hukuk Mahkemesi bakar” yine aynı Kanunun, görevli mahkeme başlığını taşıyan 383/1. fıkrasında; “ çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece Sulh Hukuk Mahkemesi” olduğu açıklanmıştır. Öte yandan genel hüküm niteliğinde bulunan TMK'nun 598/1. fıkrasında da, veraset belgesinin Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilmesi öngörülmüştür.
6100 sayılı Kanunun çekişmesiz yargı işleri başlığını taşıyan 382/1-c kısmının 6. bendine göre, mirasçılık belgesi verilmesinin Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görev alanına girdiği ve çekişmesiz yargı kapsamına alındığı belirlenmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi HUMK'nun 8/II-5. maddesi uyarınca mirasçılık belgesinin verilmesi, değiştirilmesi veya iptal davaları ile ilgili görev Sulh Hukuk Mahkemesi'ne verildiği halde, HMK'nun 382/2-c kısmının 6. bendine göre, Sulh Hukuk Mahkemeleri'nin sadece veraset belgesinin verilmesiyle ilgili istekler konusunda görevli olduğu anlaşılmaktadır. Anılan maddenin bu haliyle yorumlanmasında veraset belgesinin değiştirilmesi veya daha önce verilen veraset belgesinin iptali davalarının Sulh Hukuk Mahkemesi'nde bakılamayacağı ve bu mahkemelerin görevli olamayacağı sonucuna varılmaktadır. Kaldı ki, veraset belgesinin iptali davaları hasımlı olarak açılması zorunlu bulunduğundan çekişmesiz yargıdan çıkıp çekişmeli yargı haline geldiği de bir gerçektir. Bu durum karşısında HMK'nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra açılan eldeki dava bakımından HMK'nun 382/2-c kısmının 6. bendi uyarınca görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi değil Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varıldığından dava dilekçesinin görev yönünden reddine dosyanın görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.
Kabule göre de; mirasçılık belgesinin iptali davalarında verilecek hüküm iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen ve kendilerine mirastan pay verilen kişilerin haklarını etkileyebileceğinden bu tür davalarda iptali istenilen mirasçılık belgesinde kendisine pay verilen mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Bu olgunun sonucu olarak mirasçılık belgesinin iptali istenilen mirasçılık belgesinde kendisine pay verilen tüm mirasçılar hasım gösterilerek açılması gerekir. Somut olayda iptali istenilen mirasçılık belgesindeki mirasçılardan Yüksel Ergene'nin hasım gösterilmediği anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...........
Full & Egal Universal Law Academy